“Çocuklara bir şans verin. Onlar için kaynaştırmanın, bireysel eğitim programının ve engellerin bir önemi olmadığını fark edeceksiniz.”

 YAZI: Süreyya Ülkü GÜLER

Öğretmenliğimin 5.yılında, çalıştığım okulda bir toplantıya çağırıldım. Öğretmenler odasına doğru ilerlerken, kapıda gördüğüm kadının, bir öğretmenle çocuğunun notlarını görüşmek için geldiğini düşündüm. Toplantının gündem maddelerini bilmediğim için yönümü değiştirip müdür yardımcısının odasına doğru ilerledim. Müdür yardımcısına:

“Hocam toplantının konusunu öğrenebilir miyim?” diye sorduğumda aldığım cevabı hala aklımdan silemiyorum.

“Ya BEP’li bir öğrenci var da, rehberlik servisi anneyi ikna edememiş bir türlü. Onun için bütün öğretmenler ile toplantıya çağırdık annesini,” dedi.

Anlamadım ne demek istediğini ve:

“Hangi konuda ikna edeceğiz?” diye değiştirdim sorumu.

“Çocuğunu alıp iş okuluna versin diye. Ne işi var Anadolu Lisesinde bu çocuğun şimdi?” dediğinde kulaklarıma inanamadım. Sessizce odasından çıkıp anneye baktım. Kafasını öne eğmiş, sanki azıcık ısrar etsek, pes edip çekip gidecek kızı ile birlikte. Yanına yaklaştım, hafifçe kafasını kaldırıp gözlerime baktı.

“Kızınızı almayın olur mu okuldan? İstediği yerde okumak onun en doğal hakkı,” diyerek öğretmenler odasına geçtim.

Toplantı başladığında rehber öğretmen ikna çabaları ile konuşmayı sürdürüyordu. Birkaç öğretmen ve müdür de aynı fikirdeydi. Ama annenin tek isteği vardı, evine en yakın okulda olan kızının aynı okulda kalması:

“Hocam, okula tek başına gidip gelebiliyor burada. Arkasından pencereden bakabileceğim kadar yakın bu okul, ben o yüzden başka okula göndermek istemiyorum. İş okuluna gitti geçen sene, oradaki çocukların hepsi bir arada olmuyorlar. Nasıl anlatayım size bilmiyorum ama olmuyor işte.”

Bahsedilen iş okulu evlerine çok uzaktı ve servis ile ulaşmak zorundalardı. Anne de inatla bu okula gidip gelsin istediği için kimsenin dediğini umursamıyordu. Ben söz alıp:

“Ben doğum iznine çıkacağım için, destek eğitim saatlerinde size yardımcı olamam fakat onun dışında burada okumasının hiçbir zararı olacağını düşünmüyorum. Mutlaka bir gönüllü arkadaşım matematik için size destek eğitimde yardımcı olacaktır,” diyerek cümlemi tamamladığımda kimseyle göz göze gelmemek için kafamı pencereye doğru çevirdim.

Daha yeni tanışıyorduk, yaklaşık 35 haftalık hamileydim ve karnımda özel bir çocuk taşıdığımdan hiçbirimizin haberi yoktu. O gün, o kızın okuldan alınması için toplandığımız odada, kaynaştırma eğitiminin, bir gün kendi kızım için de savaşını vereceğimi bilmiyordum. Sahi kimi kime kaynaştırıyorduk? O güzel çocuk zaten gereken testlerden geçmiş ve normal gelişim süreci olan çocuklarla aynı okulda okuyabileceği belgelendirilmişti. Neyi tartışıyorduk?

Özel veya devlet okulu olması ne yazık ki durumu değiştirmiyor. Okulları temsil eden idareci ve öğretmenler, bu konudaki bakış açıları ölçülerinde destek oluyorlar özel gereksinimli çocuklarımıza. Bir öğretmen kalkıp “ben sınıfımda istemiyorum” deme cürretini gösterebiliyor. Bir okul müdürü okuldan göndermek için, sözde resmi bir toplantı düzenleyip, her şeyi kılıfına uydurabiliyordu.

O anne dişli çıktı ve çocuğunu o okuldan almadı. O güzel kız 4 yıl boyunca %95 görme kusuru ve hafif düzey mental reterdasyon tanısı ile okula geldi. Merdivenlerin kenarından, koridorun sakin köşelerinden inip çıkarak, karşısına çıkan karaltının bir insan olduğunu düşünüp yönünü değiştirerek arşınladı o okulun her metrekaresini. Aldığı destek eğitimler ve ona göre hazırlanan bireysel eğitim programlarının sonucunda 85 ortalama ile okuldan mezun oldu.

O toplantıdan 3 hafta kadar sonra down sendromlu bir kız çocuğu dünyaya getirdim. O gün, artık kendi çocuğum için de aynı savaşı vermeye başladığımı fark ettim. Birileri de benim için toplantı yapacak, “okuluma almıyorum” diyecek, devletin okulunda bile bize “öteki” gözüyle bakabilecekti. Ben pes etmeyecek, kızım için tıpkı o anne gibi başarı ipini göğüslemek için elimden gelenin hep en iyisini yapmak için çalışacaktım.

Kaynaştırma eğitiminin tek taraflı kazancı yoktur. Bir taraf destek alarak kendini daha iyi geliştirirken, diğer taraf da manevi yönden gelişir unutmayın. Evladınız empati kurmayı öğrenir, bir başkasına merhamet etmeyi, insanların bireysel farklılıklarına saygıyı ve farklı olmanın normalliğini öğrenir. Çocuğunuz özel gereksinimli bireylerden negatif yönde etkilenmez, ders başarısı düşmez, hastalık bulaşmaz ve kendini kötü hissetmez.

2 haftadır okula gidemeyen kızımı okula götürdüğümde gördüğüm manzara, 16 tane çocuğun kızıma doğru koşarak aynı anda sarılmaya çalışmalarıydı. Kızım da karşılığında kolları yettiğince sarılmış ve gülebileceği son noktaya kadar gülümsüyordu.

Çocuklara bir şans verin. Onlar için kaynaştırmanın, bireysel eğitim programının ve engellerin bir önemi olmadığını fark edeceksiniz.  Kimin kiminle kaynaştığını, hangi çocuğun kime iyi geldiğini göreceksiniz o zaman. Onlar sadece çocuk ve tek ihtiyaçları sevgi…