Flamanca’da “Ben X” “Ben Bir Hiçim” anlamına geliyor. Filmi baştan sona, otizmli bir bireyin dünyasını anlama çabasıyla izlediğinizde ve yeniden izlediğinizde, filmin adının birçok göndermesi olduğunu anlıyorsunuz.

Belçika ve Hollanda ortak yapımı olan “Ben X” adlı filmin yönetmeni Nic Balthazar. 2008 yılında gösterime girmiş olan film, İstanbul Film Festivali’nde de izleyiciyle buluştu. Uluslararası Film Eleştirmenleri Birliği tarafından Fipresci Ödülü’ne lâyık görülen film aynı zamanda Montreal Film Festivali’nde Grand Prix Ödülü’nü kazandı. Flamanca’da “Ben X” “Ben Bir Hiçim” anlamına geliyor. Filmi baştan sona, otizmli bir bireyin dünyasını anlama çabasıyla izlediğinizde ve yeniden izlediğinizde, filmin adının birçok göndermesi olduğunu anlıyorsunuz. Üniversitede okuyan Asperger’li bir gencin ikili yaşamını konu edinen bu film, bu güne kadar izlediğim otizm temalı filmler içinde oldukça ayrıksı bir yere sahip. Öykünün işlenme biçiminden, sinematografik öğelerden ve sanal dünyanın kodlarıyla girift biçimde işleyen yapısından ötürü; özel bir filmle karşı karşıyayız.

Filmin başlangıç sekansında zaten bir internet oyununda buluyoruz kendimizi. Distopik bir dünyada savaşçı bir erkek imgesiyle karşılaşıyoruz. Ekranın içinde, sağda ve solda kutucuklar açılıyor. Bu kutucuklarda savaşçının kendini donanımlı hale getirmek için seçebileceği silahlar ve kimi yetenekler var. Bu görsellere kahramanımız Benny’nin sesi eşlik ediyor. Bu savaşçıyı giydirirken, kendi kimlik özelliklerinden söz ediyor: “Asla yalan söyleyemem. Konuşmadığımda bile doğruyu söylerim.” Sonra annesinin birisine karşı söylediği sözleri duyuyoruz: “Her zaman, önce birileri ölmeli. Yoksa hiçbir şey olmaz.” Anlatının izleyiciye erkenden sunduğu bu gizemli ipucu, bu cümle; ancak filmin sonu görüldükten sonra anlam kazanıyor. Sonra yeniden sanal oyun görüntüleri geliyor ekrana. Benny’nin “Ben X” adlı avatarını görüyoruz. Sonra klavyede çok hızlı hareket eden parmaklarını. Uçan ejderhalara benzeyen yaratıklar kanatlarını açıp kapıyor, savaşçı kendini gösteriyor. Sonra yine annenin birisinin ölmesi gerektiğini söyleyen sözlerini duyuyoruz. Anlatı bir şeylerin olup bittiğini, seyircinin hikâyeyi anlaması için; geriye gidileceğini bize duyuruyor. Geçmiş zaman kipinde; öykü geniş bir parantezle açılıyor. Bu sırada film müziği bir kahramanın, güçlü bir savaşçının doğumunu ilan eder biçimde yükseliyor. Savaşçı atıyla dört nala ilerliyor, dağları ve tepeleri aşıyor. Sonra ilk kez, gerçek dünyada, Benny’i ekranın karşısında otururken sırtından görüyoruz. Bu kare, onun kimliğinin sanal dünyada güçlü olduğunu, gerçek hayatta ise “bir hiç” olduğunu seyirciye hissettiriyor: Zırhlı avatarının aksine; odasında ayakları çıplak ve sürekli hareket halinde. Bu karelerde hem iki dünyanın zıtlığını görüyoruz hem de sanal dünyanın baskınlığını. “Archlord” adlı bu distopik dünyada Benny için her şey olanaklıdır. Oyunda 80. seviyededir. Bu sıradışı bir başarıyı simgeler. Benny bize açıklar: “Bu güçlü olduğunuz anlamına gelir. Dünyada saygı gördüğünüz.” Ve çok geçmeden Benny’nin hayranlık duyduğu kadın avatar “Scarlite” ile tanışırız. O da Benny gibi gerçek bir insandır ancak birliktelikleri sanal dünyadaki bu oyunun içinde geçer. Toplumsal hayatta birbirlerinin kim olduklarını bilmezler. Benny’nin ayna karşısında hem kendisiyle hem de seyirciyle konuştuğu sekanslar, özellikle anlatının söylemini oluşturan psikolojik fenomenleri dışavurur: Asperger’li bir kişinin toplum içinde “negatif” biçimde yaratılmasının kişinin benliğinde açtığı gediği görürüz bu aynalarda. Benny durumunu itiraf eder: “Oyunlarda istediğin kişi olabiliyorsun. Ama burada sadece bir kişi olabiliyorsun.” Ayna karşısındaki bu konuşma sırasında, kadrajın sağında yine bir kutucuk açılır ve biz savaşçıyı görürüz.

Anlatının biçemindeki bu kullanım, alışık olmadığımız “postmodern” bir motiftir. (05.23) Film, Benny’nin “Archlord” adlı sanal dünyadan sürekli kimlik devşirdiğini ve algılarının bu distopik yerin varlığı üzerinden biçimlendiğini göstermek için; bu kutucukları sürekli kullanacaktır. Bu savaşçı imgeleri; Benny’nin bilgisayar başında oturduğu zamanla sınırlı değildir. Achlord onun düşünme biçiminin ve hayatta kalmasının çok özel bir biçemi olmuştur artık. Benny’nin zihninin nasıl çalıştığını tam olarak anlamak için onun sosyal yaşamdaki konumuna bakmak gerekir. Anlatı ustalıklı biçimde dış dünyanın Benny’i acımasızca baskıladığını seyirciye kimi kamera açılarıyla da hissettirir. Bunu çoğunlukla üstten çekimlerle ve yakın plan yüz çekimleriyle yapar. Diğer insanların gürültülü konuşmaları, trafik lambaları, arabalar, her şey; onu oyunda kendini savunmak zorunda olduğu zamanlardakine benzer biçimde kışkırtır. Yakın çekimdeki insan ağızları şiddet doludur; insanlar tükürür gibi konuşurlar.

Benny ya da Marslı: Sosyal Yaşamda Bir Öteki

Benny’i okul bahçesinde diğer insanların içinde görürüz. (13.48) Ancak dışarıdan göründüğünün aksine; o Archlord’da yaşamaktadır. Farklı olanın kolaylıkla aşağılandığına tanık oluruz. Anlatının “alay etmeyi” merkeze alan bu göndermelerine zaten tüm diğer otizm temalı filmlerden aşinayız. Ancak ötekileştirilmenin bu film metninde çok daha derinden işlendiğini kabul etmek gerekir. Benny kimi yaşıtları tarafından “aptal” ve “sağır” olmakla suçlanır. Zarar görmemek için varlığını, cismini küçültüyor olmasını bir türlü doğru okuyamaz toplum. Ya da Benny’i tanımak istemezler. Anlatının kimi yerlerinde onunla “Pluto gezegeninden” diyerek alay ederler. Çoğunlukla da ona “Marslı” diye hitap ederler. Bir grup erkek onu aşağılamayı ve onunla uğraşmayı alışkanlık haline getirmiştir. Benny oyundakinin aksine, gerçek hayatta güçsüz ve edilgendir. Sürekli psikolojik ve fiziksel şiddet görür. Kaba şakalara maruz kalır. Onu dış dünyanın gürültüsünden koruyan kulaklıklarını çekerler, kafasına vururlar. Diğerlerinin bu tutumu, sistemin görüp kanıksadığı bir şeydir. Okul müdürü toplumda “eşik bekçisi” olarak görev yapan bir kişi sıfatıyla şunları söyler: “Her sene böyle öğrencilerimiz olur. Okul bahçesinde hep yalnızdırlar. Yürek burkan bir manzara.” Anlatı tüm diğer ilişkili anlatılarda olduğu gibi; toplumdaki normallik-anormallik ölçütlerini sorgulamaya açar. Bunu yaparken dini referanslardan da yararlanır. Hıristiyan toplumlarında İsa’nın çileli yaşam öyküsünün ve mistik yolculuğunun bir “ötekilik” olarak da ciddi değeri vardır. Dersin birinde öğretmen İsa’nın Tanrı’ya yakarışını seslendirir: “Tanrım neden benden vazgeçtin?”. Ve İsa’nın başlangıçta aşağılandığından ve dövüldüğünden söz eder. Seyirci, bu göndermelerle Benny arasında bağ kurmak zorunda kalır. (15.22) Benny’nin sanal dünyadaki avatarı Ben X görüntüye girer. “İsa ölüme terk edildi, sonunda da intihar etti. Böylece göğe yükseldi bir daha dirilene kadar.” Öğretmenin sözleriyle Benny’nin kimlik mücadelesi bir tanıma kavuşur sanki. Anlatı, Benny’nin kurtuluşunun bir intihar teması etrafında biçimleneceğinin ipuçlarını “İsa” figürü üzerinden izleyiciye aktarmaktadır. Öğretmen Benny’i sürekli taciz eden Bogaert adlı öğrenciye bağırarak sözlerine devam eder: “Anlaşılan biraz farklı birini kabullenmek çok zor geliyor sana!” Anlatının bundan sonrası, yer yer bir belgesel havasına bürünür. Benny’nin okul arkadaşlarından biri ona yapılanları kameraya anlatmaya başlar: “Evden getirdiği sandviçini bile yemesine izin vermezlerdi.” Benny üzerine çeşitli kişilerden anlatılar işitiriz. Öğretmenleri, arkadaşları onu anlatırlar. Sanki Benny ölmüştür, topluma mâl olmuştur ve herkes onu konuşmaktadır. Annesi “o gün” diye başlayan bir demeç vermektedir. Anlatı, henüz seyircinin görmediği ve ne olduğunu bilmediği “o gün”ü odak yaparak akmaya devam eder. Benny’nin güçsüzlüğü yine bir öğrencinin dudaklarından alayla dökülür: “Bebek İsa’cık”. Benny’e yapılan kötülükler, sınıfta onu soymaya çalışmalarıyla doruğa çıkar. Bir grup erkek Benny’i havalara atıp üzerini çekiştirmeye başlar. Benny’nin pantolonu sıyrılır ve poposu açıkta kalır. Çığlıklar atarak kendinden geçen arkadaşları onu kameraya alır. (18.39) Bunlar yaşanırken Benny’nin zihninde yine avatarı vardır. Ondan güç alarak yapılanlara tahammül etmeye çalışır. Kalabalıktan küfürler yükselir: “Yumuşak şey! Ezik! Nonoş! “ Farklılık karşısındaki korkular; toplumsal bilinçaltında hem dini hem cinsel referanslara sahiptir. Benny bu kez de homofobik bir şiddete maruz kalmıştır. Oysa cinsel kimliğiyle ilgili bir sorunu yoktur. Sanal da olsa, hoşlandığı bir kız, Scarlite, vardır hayatında. Eğlence biter, herkes dağılır. (19.26) Benny sınıfın penceresinde kendi çaresiz yüzünü görür ve öfkeden titreyerek camı parçalara ayırır. Ona yapılan şiddet yok olmuştur. Ancak onun şiddete verdiği geç yanıt, okul yönetimine taşınır. Benny’nin viedosu “Marslı Striptiz Yapıyor” adıyla internete düşmüştür. (25.08) Sonra Benny’i psikolojik durumu incelenmek üzere hastane koridorunda otururken buluruz. Elindeki kamerasını koridorda gezdirir: Küçük bir oğlu olan bir aile kamerada yerini alır. Bu insanlar üzerinden Benny’nin çocukluğuna geçilir. Otizmin teşhisi, testler, konuşmalar, sınırlandırmalar… Bir doktor şöyle der: “Asperger sendromu olabilir.” Sonra yeniden bugüne gelinir. Annesi doktorla konuşmaktadır: Okulu değiştirmek istiyoruz. Sorun, oğlumla ölesiye alay edilmesi! İnsanı bir süre sonra böyle damgalıyorlar.” (31.18) Bu arada o rezil video en çok izlenenlerin başına geçmiştir.

Benny gerçek ve sanal hayat içinde bölünmüş bir kimliktir. Normal ve olağanüstü kategorileri arasında sıkışmış gibidir. Kendisini Archlord’dayken çok güçlü hissettiği Ben X Avatarı, aslında her birimizin içinde potansiyel olarak duran ama bir türlü hayata geçirilemeyen ideal kimliğe de gönderme yapar. Hepimizin istediği de sevmek, sevilmek, saygı duyulmak ve yaşadığı hayattan zevk almak değil midir? Anlatıda aşk “Scarlite”ın varlığında somutlaşır. Benny onu bize anlatır: “O beni bir araya toparlayan. O uyumamı sağlayan. O bana yardım eli uzatan.” Bu anlarda, Benny’nin hayalinde gerçek Scarlite tarafından okşandığını görürüz. (33.42) Otizmli kişilerin duyusal hassasiyetle ilgili sorunlar yaşadığını biliyoruz. Film bu hassasiyetlerin “dokunma” ve “sevgi ihtiyacı”nı dışlamadığını bize ısrarla vurgular. Benny sanal dünyada ne kadar güvendeyse, sosyal yaşamda o kadar risk altındadır. Kendini savunmak için bir atölye dersinde İsa’dan haç yapar. Benny’nin hayatı özellikle Scarlite’ın cep telefonuna gerçek görüntülü bir mesaj göndermesiyle değişime uğrar. (40.07) Scarlite sanal dünyada Ben X’in şifacısıdır, koruyucusudur. Ve şimdi gerçek hayatta da ona destek vermek için uzaklardan geliyordur. Kız ona bir randevu verir. Yarın olduğunda, 10.22 treniyle gelecektir. Benny’nin belalıları (Sınıf arkadaşı olan iki erkek) onu istasyona gitmek üzereyken alıkoyarlar; bir parka sürükleyip döverler. Telefonunu ele geçirip sevgilisi Scarlite’ın mesajını izlerler. Onunla “E.T” ve “Frankenstein” benzetmesi yaparak alay ederler. Ekran sanal dünya ile kaplanır. Benny “Ben X” olmuştur. Haçtan okunu çıkarır ve onlara doğru sallar. Ancak cep telefonu çalmaktadır ve arayan annesidir. Benny’nin dünyası dağılır ve onlara karşı kendini savunamaz. Ona zorla bir hap yuttururlar. Benny bu hapın etkisiyle kendi kendine gülmeye başlar. Scarlet’in hayali gelir; daha önce durakta görmüş olduğu çiftleri taklit ederek kızı öper. Ona içirilen her neyse, üzerindeki baskıları alıp götürmüş gibidir. Annesi arabayla gelir ve ona sarılır. Bu karelerde onun daha öncelerinin aksine, etkili biçimde duygularını anlatabildiğine şahit oluruz: “Döküldüm ama yeniden doğdum. Aynı video oyununda olduğu gibi.” (51.36) Bundan sonrası çorap söküğü gibi gelir: Annesi o rezil videoyu bulur bilgisayarında, çılgına döner. Bunun ortaya çıkışıyla Benny de kendini kaybeder ve odasındaki her şeyi, bilgisayarı, Archlord’a ait posterleri parçalar. (53.02) Sonra Benny’nin iç dünyasına çekiliriz. İlk kez babası görünür. Babasının kız arkadaşı Sabine görünür. Bir intihar senaryosu iş başındadır. Benny’nin kendisini öldüreceğini sanırız. Sonra Benny’nin zihninde yaptığı bir yolculuğa katılırız. Gerçekte Scarlite’ı karşılamaya tren istasyonuna gidememiştir. Ama bir bakıma gitmiştir ve onunla yan yana yolculuk yapmıştır. Sonra Scarlite’ı, Benny’nin yatağına oturmuş; onunla birlikte intihar senaryoları üzerine konuşurken izleriz. Asılmak, boğulmak, trenin önüne atlamak… İntihar yolları ve acıyla sınav ayrıntılarıyla anlatılır. Scarlite ona şöyle der: “Gerçek hayatta ölmek, geri dönüşü olmayan bir şey. Ölebiliriz ama gerçek olması gerekmez. Kazanmak için oyna Benny!” (1.11.00)

Filmin sonunda kilisede bir anma töreni düzenlenir. Benny intihar etmiştir. Rahip dokunaklı cümleler kurar. Benny’den kalan ve intihar ettiğini gösteren bir video gösterilir. Sonra bu videonun yerini

Benny’nin tacize uğradığı o meşhur video alır. Kilisedeki herkes dehşete kapılır. Ve sonunda Benny gizlendiği yerden çıkarak kendini gösterir. Toplumun onun çektiği acıları anlayıp onu öz kimliğiyle benimsemesi için “ölmesi” gerekmiştir. Ekrana anne gelir ve şöyle der: “Önce birilerinin ölmesi gerekti. Yoksa sizin dikkatinizi çekemezdik!” (1.26.50) Sonra babası konuşur: “Asıl sorun diğerleri. Benim küçük yavrumu rahat bırakmayı öğrenmeliler.” (1.27.38)

Film, Benny ve ailesini bir doğa manzarası içinde göstererek son bulur. Benny bir atı sevgiyle okşar. Hayatında ilk defa mutlu olduğunu söyler. Yanında Scarlite da vardır. Kamera bize kızın gerçek olmadığını gösterir. Ama Scarlite sanal dünyada Benny için ne kadar gerçekse, burada da o kadar gerçektir. Benny küllerinden doğarak şifalanmayı başarmıştır.

“Ben X” yorumlanması oldukça zor bir film. Gerçeklik algımızı zorlayan sanal dünya, toplumsal önyargılarla sürekli manipüle edilen kimliklerimiz, gündelik ve kutsal olanla ilgili tasavvurlarımız üzerine derince düşünmeye davet ediyor bizi. Hasta olanın, otizmli birey değil de; onu ötekileştirmekten kendini alamayan toplum olabileceğini düşünmeden edemiyor insan.