Otizm genellikle ilk 3 yaşta başlayan ve hayat boyu devam eden, kişinin etrafıyla sözel ve sözel olmayan şekilde uygun ilişki kuramaması şeklinde ifade edebileceğimiz gelişimsel bir bozukluktur. Günümüzde basit testler ile tanısı erken konulabilmektedir. Erken tanı ve uygun rehabilitasyon programı bu vakaların hayata kazandırılmasında büyük rol oynamaktadır.

Otizmin nedeni tam olarak bilinmemektedir. Genetik olduğu düşünülmektedir. Erkeklerde kızlara oranla daha sık görülür. Otizmlilerin %70’inde zeka geriliği vardır. %’10 unda ise üstün zeka görülebilir. Otizm ile birlikte dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu, duygu durum bozuklukları ve epilepsi görülebilir.

Amerikan Psikiyatri Birliği’nin yayımladığı kılavuza (DSM-V’e) göre Otizm, “Otizm Açılımı Kapsamında Bozukluk” olarak adlandırılıp, iki alandaki yetersizlikle kendini göstermektedir:

1. Toplumsal İletişim ve Etkileşimde Güçlükler

  • İlişki kurma ve sürdürmede zorlanma
  • Göz kontağı kuramama
  • Duyguları ifade edememe

2. Sınırlı-Yineleyici Davranış Örüntüler (Tekrarlayıcı Davranışlar)

  • Basmakalıp ve tekrarlayıcı motor hareketler
  • Aynılıkta ısrar, rutine sıkı bağlılık
  • Sınırlı ve yoğun ilgi alanı
  • Duyusal az veya çok uyarılma

Bir çocuğa otizm tanısı konulması için yukardaki iki ana başlık görülmelidir.

Otizmli bir çocukta;

Sosyal etkileşimde yetersizlik ( göz teması kuramama, yaşıtlarıyla ilgilenmeme ve oyun oynamama, normal mimik ve duygusal ifadeleri göstermeme, etkileşim başlatma ve sürdürmede zorluk)

İletişim bozukluğu (konuşamama, aynı kelimenin sürekli tekrarı(ekolali), konuşan çocuklarla iletişim kurmaya çalışmama)

Hayali veya sembolik oyunlar oynamama(hayali oyunlar kurmama, tekrarlayan basit aktiviteler, sürekli aynı rutin hareketleri tekrar etmek, bir nesnenin bir parçasına aşırı takıntılı olmak, duygusal olarak uyarılamama veya aşırı tepki)

Gözlemlenir.

Ayrıca otizmli çocuklar aşağıda sıraladığımız belirtilerin de bazılarını gösterebilirler..

  • Göz teması ya yoktur ya da kısıtlıdır.
  • Adı ile seslenince tepki vermezler
  • Aşırı hareketli veya hareketsiz olabilirler.
  • Çevreleri ile ilgilenmezler
  • Sarılma ve öpme gibi fiziksel temastan hoşlanmazlar.
  • Konuşmada gecikme vardır.
  • İnsanlarla iletişim yerine cansız varlıklarla ilgilenirler.
  • Topluluk içinde yaşıtları ile diyalog kurmazlar, oyunlara katılmazlar, kendilerini izole ederler.
  • Konuşmayı öğrenseler bile hep aynı kelimeyi tekrar ederler.
  • Konuşmayı iletişim aracı olarak kullanmazlar
  • Uygun olmayan cümleler kurar kalıp gibi konuşurlar.
  • Konuşma şekilleri ve ses tonları tekdüzedir.
  • İlgisiz şekilde her şeye gülebilir ve kıkırdayabilirler.
  • Bir cismin bir parçasına takıntı yapabilirler. ( örneğin sürekli arabanın tekerleği ile oynamak)
  • Bazı objelere aşırı bağlanabilirler.
  • Düzen takıntıları vardır. Rutinleri bozulduğunda hırçınlaşabilirler.
  • Tekrarlayan bir hareketi örneğin el çırpma, zıplama, kendi etrafında dönme, sürekli öne arkaya sallanma, kanat çırpma gibi yaparlar.
  • Normal çocuklar gibi hayal kurarak oyun oynamazlar, arabaları dizer sürekli tekerini çevirirler.
  • Sürekli aynı oyunları oynarlar.
  • Bazıları çok inatçı ve hırçın olabilir.
  • Sosyal ortama girdiklerinde aşırı korkup tepki verebilirler.
  • Sıklıkla yemek yeme bozukluğu gösterirler.
  • Kendilerine ve etrafındaki eşyalara zarar verebilirler.
  • Tehlikeye karşı duyarsızdırlar.
  • Acıya karşı duyarsızdırlar.
  • Yapılan espriyi veya imayı anlamazlar.
  • Normal öğrenme metotlarına duyarsızdırlar

Otizm tedavisinde erken teşhis ve tedavi büyük önem taşır. Tedavinin amacı otizmli bireyin sosyal ve bireysel yeteneklerini geliştirmektir. Bu amaçla başta davranışsal eğitim(ABA Terapi) ve diğer bireysel terapiler uygulanır.Uygulanacak tedavinin aileye uygun olması da önemlidir. Konuşma terapisi, motor yetenekleri artırmaya yönelik terapiler, sosyal iletişim becerisini kazandırmaya yönelik terapiler uygulanan tedaviler arasındadır.

İlaçlar, depresyon, dikkat eksikliği-hiperaktivite, obsesif kompulsif bozukluk gibi otizme eşlik eden durumlarda kullanılabilir.

Otizm tedavisinde ebeveyn eğitimi de son derece önemlidir. Otizm konusunda ailelere destek veren yasal sivil toplum kuruluşları vardır.

Ülkemizde otizmle ilgili en önemli sorun, alanında bilgi ve tecrübe sahibi uzmanların sayısının çok az olduğudur.

Türkiye’de otizm kayıtlarına dayalı sağlıklı istatistikler olmamasına karşın, Otizm Türkiye platformunun önceki yıllarda öngördüğü verilere göre, tahmini 550.000 otizmli çocuğun bulunduğu, 0-14 yaş grubunda 150.000 civarı otizmli çocuk olduğu varsayılmaktadır.

Otizmli bireylerin ebeveyn ve yakın akraba çevreleri de düşünüldüğünde Türkiye’de tüm illere yayılmış durumda otizmden etkilenen 2 milyon civarı insan vardır.

  • Çocuğunuzun sınıfında otizm tanılı bir birey varsa onu reddetmeyin, reddeden veliler var ise ikna etmeye çalışın. Normal gelişime sahip çocukların da otizm tanılı bireylerden öğrenecekleri çok şey var.Çocuğunuzun paylaşmak, yardımseverlik, empati vb. gibi davranışlarının gelişimine katkı sağlayacaktır.
  • Parkta otizm tanılı bir bireyle karşılaştığınızda, çocuğunuzu onunla vakit geçirmesi için teşvik edin. Otizm tanılı bireylerin “sosyal ve duygusal” gelişimi akranlarınla göre geridedir.
  • Eğer bir kurum yöneticisi ya da eğitimci iseniz, kurumunuza ve ya sınıfınıza otizm tanılı bir bireyi almaktan çekinmeyin. Teşvik edici olun. Belki akranlarına göre biraz fazla çaba sarfetmeniz gerekecek ama ayırdığınız vakte değdiğini göreceksiniz.
  • Markette, alışveriş merkezinde vb. mekanlarda otizm tanılı bir bireyin ağladığını görürseniz, ebeveynlerine ya da bireye müdahalede bulunmayın, acıma dolu veyahut kızgın bakışlarla gözlerini üzerlerine dikmeyin. Otizm tanılı bireylerin takıntıları olabilir. Bireyin istediğini almamalarının nedeni “paraları olmadığından” değil, bireyin takıntılı davranışını söndürmek, pekiştirmemek içindir.
  • Toplu taşıma araçlarında otizm tanılı bir bireye ağlarken, huzursuzlanmış şekilde rastlarsanız, ebeveynini eleştirmeyin, bireye gözlerinizi çevirip hedefine kilitlenmiş bir füze gibi dikmeyin. Otizm tanılı bireylerin duyularının hassasiyeti, bizimkilerden farklı olabilir. Sesler ve kokulardan daha fazla etkilenebilirler.
  • Otizm tanılı bir birey ile aynı apartmanı paylaşıyorsanız zaman zaman yükselen ses seviyesine karşı anlayışlı olun. Otizm tanılı bireylerin davranış problemleri olabilir. Bazı durumlar ya da dönemler bireyi tetikleyebilir. Ebeveyni eleştirmek, otizm tanılı bireyin ailesine stres yüklemekten başka bir şeye yaramayacaktır ve stres olumsuz davranışların ortaya çıkmasını hızlandırır. Anlayışlı olun.
  • Bir gülümseme , bir selam, biraz anlayış, birazdan daha fazla empati…

Reddetmeyin, kabul edin, eleştirmeyin, anlamaya çalışın…

Manifesto

Sizlere buradan geleceğe dair umut dolu rengarenk cümleler yazmak isterdik. Fakat ne yazık ki insanlar, günden güne yaygınlaşmakta olan bu olgunun yeteri kadar farkında değiller. Ayrıca ailelerin birçoğu otizm ile mücadelelerini dört duvar arasında sessiz sedasız sürdürmektedirler.

Buradan basmakalıp “Otizm nedir?” “Otizm bulaşıcı mıdır?” gibi soruların cevabını anlatarak sınırlı alanımızı doldurmayacağız. Bunun yerine farklı açıdan bakmanızı sağlamaya çalışacağız.

  • Otizmin görülme sıklığı 2004 yılında 163 kişide 1 iken şu an her 59 kişide 1’e kadar yükselmiştir. Günden güne yaşanan bu yükselişin sebebi bilinmemektedir.
  • Ülkemizde 600.000’e yakın otizm tanılı birey bulunmaktadır ve sizinle aynı ortamlarda yaşamaktadırlar.
  • Birçok insan otizm tanılı bireyler ile aynı apartman ortamını paylaşmak istememektedir.
  • Otizm ile bilinen en etkili mücadele yöntemi yoğun özel eğitim iken otizmli bireylerin çoğu ayda maksimum 480 dakika eğitim alabilmektedir. Eğitim kurumlarına kayıt yaptırırlarken otizm tanılı bireylerin aileleri çeşitli zorluklar yaşamaktadırlar.
  • Birçok veli çocuğunun sınıfında otizmli tanılı bir bireyi istememektedir.
  • Ortaöğretime ve yüksek öğretime devam eden otizm tanılı bireylerin sayısı oldukça düşüktür.
  • Otizm tanılı bireylerin çoğu iş hayatından uzaktır.
  • Otizm tanılı bireylere katkı sağlayacak büyük unsurlardan olan toplumsal yaşam ve sosyallik becerileri iken girdikleri neredeyse her ortamda bir ayrıştırma ya da acıma duygusu ile karşı karşıya kalmaktadırlar.
  • Otizm tanılı bireylerin ailelerinin zihninde kökleşmiş olan “Benden sonra çocuğuma ne olacak?” sorusunun bir cevabı ülkemizde ne yazık ki mevcut değildir.
  • Her gün yüzlerce anne otizm tanılı çocuğunu uyuturken “Ne olacaksa ikimize birden olsun…” diye dua etmektedir.

Bu listeye onlarca madde eklenebilir. Kısacası otizm tanılı bireylerin yüzlerine eğitim, iş, sosyal hayat, arkadaşlık, hayatı paylaşma, kapıları bir bir kapanırken, normal gelişime sahip dediğimiz insanlar bir bir yüz çevirirken, otizm tanılı bireylerin aileleri karamsarlık denizinde kaybolup, geleceğe dair umut yeşertemezken biz cümlelerimizi renkli bir sayfaya yazamadık.

OTİZM YELPAZESİNDE YER ALAN HER ÇOCUĞUN BİLMENİZİ İSTEYECEĞİ 10 ŞEY

1. Ben “otizm”i olan bir çocuğum. “Otistik” değilim. Otizm karakterimin sadece bir bölümü. Beni tek başına tanımlayacak bir kavram değil. Siz düşünceleri, duyguları, yetenekleri olan bir birey misiniz yoksa sadece şişman, gözlüklü ya da sakar bir kişi mi?

2. Duyusal algılarım bozuktur. Gündelik yaşam içerisinde sizin çoğunlukla fark etmediğiniz kokular, sesler, tatlar, görüntüler, temaslar benim için çok rahatsız edici olabilir. Yaşadığım çevre benim için genellikle tehdit edici bir ortamdır. İçine kapalı ya da kavgacı görünebilirim ama aslında bu kendimi koruduğum anlamına gelir.

Sıradan bir market alışverişi benim için tam bir kâbus olabilir. Seslere karşı aşırı hassas olduğumu bir düşünün. Aynı anda konuşan onlarca insan, günün indirimli ürününü tekrar tekrar anons eden mekanik bir ses, kasadaki işlem sesleri, alışveriş arabalarının tekerleklerinin çıkardığı gıcırtılı ses vb. Bu uyaranları beynim filtre edebilir ama bu ciddi anlamda aşırı yüklenmedir benim için.

Koku alma duyum da aşırı hassas olabilir. Kasap reyonundaki etler taze olmayabilir, yanımızdan geçen adam o gün duş alamamış olabilir, kasa sırasında önümüzde duran bebeğin bezi kirlenmiş olabilir… Bunlar benim için oldukça tiksindiricidir.

En yoğun kullandığım görme duyum aşırı uyarana maruz kalmış olabilir. Örneğin aşırı parlak floresan ışıkları mekânı sürekli titreşiyor gibi göstererek gözlerimi rahatsız edebilir. Camların yansıttığı parlak ışık, tavanda dönen fan, etrafımda sürekli hareket eden insanlar odaklanmam ve baş etmem gereken şeylerdir. Tüm bunlar denge duyumu etkiler ve vücudumun konumunu bile algılayamaz hale gelebilirim.

3. “Yapmam” ( Yapmamayı seçiyorum ) ve “ Yapamam” ( Yapmayı beceremiyorum ) arasındaki farkı dikkate almayı unutmayın. Komutlarınızı dinlemediğimi sanmayın. Sizi anlamıyor olabilirim. Bana diğer odadan seslendiğinizde duyduğum sadece olabilir. Bunun yerine yanıma gelin ve basit kelimeler seçerek benimle direkt konuşun. “Lütfen kitabını masana bırak. Şimdi öğle yemeği yeme zamanı.” gibi. Bu şekilde benden ne istediğinizi ve sonrasında ne olacağını bana net bir şekilde söylemiş olursunuz. Böylece uyum göstermek benim için daha kolaylaşır.

4. Somut düşünürüm. Dili sadece sözcüklerin anlamına göre yorumlarım. “Koşturmayı bırak” yerine “Arkandan atlı mı kovalıyor” derseniz aklım karışır. “Çantada keklik” demek yerine “Bunu yapmak senin için çok kolay” demelisiniz. Deyimler, kinayeler, imalar benim için anlamsız ve akıl karıştırıcıdır.

5. Sınırlı sözcük dağarcığıma karşı anlayışlı olun. Duygularımı tarif etmek için doğru kelimeleri bilmiyorsam ihtiyaç duyduğum şeyi size anlatmak benim için oldukça zorlaşabilir. Acıkmış, incinmiş, korkmuş, aklı karışmış olabilirim ve bu duygularımı size aktaracak kelimeleri bilmiyor olabilirim. Vücut dilime ve rahatsızlık duyduğumda gösterdiğim tepkilere dikkat edin.
Bir de bunun tam tersini düşünelim. Yaşımın çok ilerisinde bir düzeyde adeta küçük bir profesör gibi konuşuyor olabilirim. 

Bu türde konuşmalar dildeki eksiğimi telafi edebilmek için çevremde yaşananlarda, izlediklerimden, okuduklarımdan ezberlediğim replikler olabilir. Buna “ekolali” denir. Kullandığım kelimeleri ya da içeriklerini anlamıyor olsam da size yanıt vermek zorunda olduğumda buna başvurabilirim.
Dil benim için çok zor olduğundan görsel odaklıyımdır. Bana söylemek yerine yapmam gereken bir şeyi bana gösterin. Ve bunu defalarca tekrarlamaya da hazırlıklı olun. Aynı şeyi sürekli tekrarlamak öğrenmemi sağlar.

6. Otizmin benim tüm yönlerimi algılamanıza engel olmasına izin vermeyin. Yapamadıklarım yerine yapabildiklerime odaklanın ve bunlar üzerinde bir şeyler inşa etmeye çalışın. Diğer tüm insanlar gibi yeterli olmadığımı ve sürekli düzeltildiğim ortamlarda öğrenemem. Ne kadar “yapıcı” olsa da bir eleştiriyle karşılaşacağımı bilmek beni yeni bir şey denemekten alı koyar. Güçlü yönlerimi keşfedin. Bir şeyi yapmak için birçok farklı yöntem olduğunu da unutmayın.

7. Sosyalleşme konusunda bana yardım edin. Dışardan bakıldığında parktaki çocuklarla oynamak istemediğimi düşünebilirsiniz. Oysa bazen bunu nasıl yapacağımı –yani onlarla nasıl konuşmaya başlayıp oyunlarına katılabileceğimi- bilmiyor olabilirim. Diğer çocukları beni oyunlarına davet etme konusunda cesaretlendirmek işe yarayabilir.

8. Öfke nöbetlerimi tetikleyen şeyleri bulmaya çalışın. Önceliği buna verin. Kriz, patlama, öfke nöbeti… Bunu nasıl adlandırırsanız adlandırın unutmayın ki bunu yaşamak benim için çok daha korkutucudur. Duyularımdan biri aşırı yüklendiğinde böyle durumlar ortaya çıkar. Eğer öfke nöbetlerimin sebebini bulursanız onları önleyebilirsiniz.

9. Lütfen beni koşulsuzca sevin. “Keşke şöyle olsaydı…” “Keşke bunu yapabilseydi…” türünde düşünceleri kafanızdan uzaklaştırın. Siz ailenizin tüm beklentilerini karşılayabildiniz mi? Otizm benim seçimim değil. Unutmayın bu durumu ben yaşıyorum, siz değil. Sizin desteğiniz olmadan başarılı ve bağımsız bir hayat sürmem uzak bir ihtimal. Desteğiniz ve rehberliğinizle olasılık o kadar yüksek ki… Söz veriyorum, ben buna değerim!

10. Sabır, sabır, sabır… Otizme bir eksiklik olarak değil, farklı bir yetenek olarak bakmaya çalışın. Evet, sohbet sırasında gözlerinize bakmıyor olabilirim. Ama yalan söylemediğimi, oyunlarda hile yapmadığımı, arkadaşlarımla dalga geçmediğimi, insanlara önyargılarla yaklaşmadığımı hiç fark etmediniz mi? Evet belki bir sonraki Michael Jordan olamayabilirim ama detaycı bakış açım ve olağanüstü odaklanma kapasitemle bir sonraki Einstein, Mozart ya da Van Gogh olabilirim. Günümüzde bu kişilerin de otizmli olduğu düşünülüyor.
Siz dayanağım olmazsanız bunu başaramam. Benim arkadaşım, öğretmenim, avukatım olun. Ne kadar yol alabildiğimi göreceksiniz.
Kaynakça: Ellen Notbohm (2004). Children’s Voice Article, November / December

Çeviren ve Derleyen: Kutşın Sancaklı

12 Maddede Öğretmenler Otizmli Çocuklar İle İlgili Neler Bilmeli?

Otizm ömür boyu devam eden bir rahatsızlıktır. Eğitim sürecinin ardından kaynaştırma raporu alınması dahilinde bile otizmin belirtileri zaman zaman ortaya çıkabilir. Otizmli çocuğun normal bir okula başlaması da bu zorlayıcı anlardan birisi olabilir. Bu nedenle öğretmenlerin otizmle ile ilgili bilmeleri gerekenleri 12 maddede derlemek istedik:

1. OTİZM HER ÇOCUĞU FARKLI ETKİLER

Otizm, geniş bir spektrumdur ve her otizmli çocuk birbirinden farklıdır. Hepsinin farklı zevkleri, istekleri ve ihtiyaçları bulunmaktadır. Tıpkı diğer tüm çocuklar gibi! Otizmli bir çocuğu tanımak istiyorsanız, bunu yapmanın en iyi yolu çocuğun ailesiyle konuşmaktır. Sadece onu en çok seven insandan en doğru bilgileri almakla kalmayacaksınız aynı zamanda aileye çocuklarını gerçekten önemsediğinizi de göstermiş ve onları çok mutlu etmiş olacaksınız!

2. BELİRLİ BİR RUTİN VE DEĞİŞİM UYARILARI TÜM İLİŞKİNİZİ DEĞİŞTİRECEKTİR

Değişimin kaçınılmaz olduğunu ve kimi zaman herkes için zor olabileceğini biliyoruz. Ancak otizmli bir çocuk için değişim ve sürprizler tüm hayatının aksaması anlamına gelebilir. Yedek öğretmen, yangın tatbikatı ve sınıf gezileri otizmli öğrenciniz için her zaman zor olacaktır. Bu süreci, çocuğa önceden açıklayıcı bir anlatım yaparak ve anksiyete sürecinde onu anlayarak hafifletebilirsiniz. 5-dakika ve 2-dakika uyarıları yapmak da çocuğun değişime adapte olmasını sağlamakta tavsiye edilen bir yöntemdir.

3. FAZLADAN 3 SANİYE

Otizmli bir çocuk dili anlamak için fazladan zamana ihtiyaç duyar. Ona söyleneni algılaması için cümlenin bitişinin ardından fazladan 3 saniye zaman tanıyın.Basit bir anlatım dili ve kısa cümleler kullanmak söylenenin karşı taraf tarafından anlaşılma ihtimalini artıracaktır. Komut vermeniz gerektiğinde ise 2 kelimeyi geçmemesi çocuğun tepki verme şansını yükseltecektir. Eğer söyleneni tekrarlamanız gerekiyorsa cümlenin yapısını değiştirmeden tekrarlamanız bu durumda büyük bir önem taşır. Zira yeni bir cümle, algılamak için yeni bir süreç başlangıcı anlamına gelir. Otizmli bir çocuğu konuşurken acele ettirmeye çalışmanız onu sadece yavaşlatacaktır. Bunun yerine her zaman anlayışlı ve sakin bir dil kullanmayı deneyin.

4. ANLAYAN VE KARŞILIK VEREN İLETİŞİM BİRBİRİNDEN FARKLIDIR

Sınıfınızdaki otizmli öğrenciniz tahmin ettiğinizden çok daha fazlasını anlıyor olabilir. Öte yandan çok uzun cümleleri ve söylemleri tekrarlıyor ancak hangi konudan bahsettiğini fark etmiyor bile olabilir. Bu tarz iletişim sorunsalları normaldir. Otizmli bir çocuğun her günü ve her etkileşimine aslında bir eğitim süreci olarak yaklaşılmalıdır.

5. MECAZİ ANLAMIN YOKLUĞU

Günlük hayatta kullandığımız deyimler bizim için bu zamana kadar anlamlarını bildiğimiz ve kabul ettiğimiz alışıldık söz kalıpları haline gelmiştir. Ancak otizmli bir çocuk tüm bu deyimleri gerçek anlamlarıyla anlamaya çalışacak ve iletişim süreci içinden çıkılmaz bir kargaşaya dönüşecektir.Bu nedenle sözcüklerin gerçek anlamlarına sadık kalınması karşılıklı iletişimi iki taraf açısından da kolaylaştıracaktır.

6. GÜNLERCE TEK BİR KONU

Sizin için oldukça önemsiz gelen konular, otizmli bir çocuğun günlerce ara vermeden konuşacağı konular olabilir. Saatlerce sürebilecek bir döngü halinde çocuk, ara vermeden tek bir konu hakkında konuşabilir. Bu konular ise maalesef nadiren çocuğun öğrenimine katkıda bulunacak konulardan oluşur. Bu durumda çocuğun hevesini kırmadan konuyu eğitim başlıklarına yönlendirebilirsiniz.

7. SOSYAL ORTAMLAR VE OTİZM

Otizmli bir çocuğun ailesine sınıf ortamında çocuğu yaşıtlarıyla konuşmaya teşvik etmekten daha büyük bir iyilik yapamazsınız. Sınıf ortamı, annenin çocuğa evde asla yaratamayacağı bir ortam olduğu için etrafında benzer ilgileri olan onlarca yaşıtı bulunurken çocuğu iletişim kurmaya teşvik etmek, sürekli üzerinde çalışılması gereken otizmde sosyal beceriler için mükemmel bir etkileşim fırsatıdır. Otizmli çocuk, yaşıtlarıyla kimi zaman ilgili gözükmese dahi öğretmenin çocuğu alıştırmaya çalışması yararlı olacaktır.

8. DUYUSAL ÖLÇEKLERİN FARKLILIĞI

Sizin duymayacağınız sesler, fark etmeyeceğiniz renkler ve aniden değişen görüntüler otizmli bir çocuğun içine kapanmasına sebep olabilir. Bunun için ise otizmli çocuğun ailesini sınıfa çağırarak

size yardımcı olmalarını isteyebilirsiniz. Sınıftaki diğer öğrencilerin rahatsız olmayacağı basit değişiklikler ile bu sorunların üstesinden gelinebilir.

9. SINIF ARKADAŞLARINA OTİZMİ AÇIKLAMAK

Otizmli bir çocuk, sınıfta sıkıldığında, heyecanlandığında veya stres olduğunda tekrar eden davranışlar göstermeye başlayacaktır. Bu davranışlar, doğal olarak, yaşıtlarına oldukça garip gelecektir. Öncesinde sınıf arkadaşlarıyla konuşarak kendilerine otizmin ne olduğu ve otizmli arkadaşlarına nasıl tepkiler verilmesi gerektiğini anlatmak çok önemlidir.

10. CEZA DEĞİL POZİTİF PEKİŞTİRME

Ceza veya ceza vermekle tehdit etmek otizmli çocukların anskiyetesini tetikleyeceği için iletişim kurmak ve çocukla verimli bir etkileşim devam ettirmek için asla iyi bir yol değildir. Bunun yerine otizmli çocuğun yeteneklerine ve denemeye istekli olduğu noktalara odaklanarak her hareketini pozitif pekiştirme ile daha iyi olması için yönlendirebilirsiniz. Örneğin: ‘Toplama işlemini geliştirdiğinde matematik sınavının sonuçları da daha iyi gelecektir’ gibi olumlamara otizmli çocuğu teşvik edeceği gibi sizinle olan iletişimini de güçlendirecektir.

11. BUGÜN KİLO ALMIŞSINIZ!

Otizmli çocuklar gördükleri her şeyi olduğu gibi söylerler. Bu nedenle size söyleyebilecekleri herhangi bir gözlemi kişisel algılamak yerine, çocuğun sizinle iletişim kurma çabası sizi sevindirmelidir.

12. OTİZMLİ BİR ÇOCUĞUN İHTİYACI OLAN TEK ŞEY ANLAYIŞ

Otizmli çocuklara anlayışlı davrandığınız sürece size her zaman iyi yaklaşacaklar ve sizi seveceklerdir. Onlara vermeniz gereken tek şey anlayış.

Otizmde Ergenlik!

Otizm Spektrumda Yer Alan Bir Çocuğun Ergenliğe Geçiş Sürecinde ve Gençlik Döneminde Akılda Tutulması Gereken 12 Püf Nokta Otizm spektrumda yer alan bir çocuğa sahipseniz, çocuğunuz gün be gün büyürken bazen küçük değişimleri gözden kaçırabilirsiniz. Bir bakarsınız kızınız neredeyse boyunuza ulaşmış. Ya da oğlunuzun sakalları çıkmaya başlamış. Bu fiziksel değişimler çocuk gelişiminde önemli bir dönüm noktası olan ergenliğin sinyallerini vermektedir.

Otizm ve Ergenlik

Her ikisi de bir ebeveyn için tek başlarına bile yeterince emek gerektiren karmaşık durumlardır, hele ki bir araya geldiklerinde… Eğer ergenlik dönemine giren, otizm spektrumda olan bir çocuğunuz varsa aşağıda aktarılan öneriler size bu dönemi daha yumuşak atlatmanız konusunda yardımcı olacaktır. Çocuğunuzun bilinçsel ve duygusal düzeyi, iletişim becerisi her ne noktada olursa olsun bu önerilere mutlaka göz atmalısınız.

1. Karşı koyma / itiraz etme sadece otizme bağlı değildir.

Otizm spektrumda yer alsın ya da almasın, ergenliğe geçişte çocuğun davranışlarında ve kişiliğinde kesin bir değişim gerçekleşir. Dikkatinizi çekme isteği, kendi bağımsızlığını istemeye dönüşür. Spektrumda bulunan çocuklar için bu davranış değişikliği karşı koyma gibi görünebilir; artık isteklerinizi daha önce olduğu gibi yerine getirmiyorlardır. Otizm özelliklerini bir tarafa bırakacak olursak bu değişim gelişimlerinin normal bir parçasıdır. Bir ebeveyn olarak çocuğunuzun birey olma sürecini desteklemek, bazen onaylanmayacak gibi olsa da çok önemlidir. Çünkü bu değişim her ne kadar negatif bir süreç olsa da gelişimi açısından oldukça pozitiftir.

2. Ergenler kendi seçimlerini yapmaları gerektiğini öğrenmelidir.

Büyüyen çocuğunuza seçim yapma hakkı tanımak ona karar alma ve bunun sonuçlarını ( iyi ya da kötü ) kabul etmeyi öğretecektir. Ayrıca kendi hayatı üstünde daha çok kontrol gücü olduğunu fark etmesini de sağlayacaktır. Bunun çocuğun seviyesiyle hiçbir alakası yoktur. Ona sürekli seçenekler sunun ve seçeneğinin arkasında durmasını sağlayın. Unutmayın ki büyüdükçe kendi hayatı hakkında alınan kararlara daha çok dahil olmak isteyecektir. Ona şimdiden seçim yaptırmak ( tabii kendi belirleyeceğiniz seçenekler arasından ) ona önemli hayat becerileri kazandırmanın ilk adımıdır.

3. Gündelik işler sorumluluk kazandırır.

Yaşı ne olursa olsun çocuğunuza bir gruba ait olmayı öğretmek ( ister bu aileniz olsun isterseniz bir çalışma grubu ) beraberinde sorumluluklar da getireceği için çok önemlidir. Çocuğunuzu şimdiye kadar bu tür sorumluluklardan muaf tuttuysanız, artık buna bir son verin. Ergenler bir ailede yaşamanın keyifli anlar demek olduğunun ötesinde bazı sorumluluklar da gerektirdiğini de öğrenmelidir. Gündelik işler çocuğunuzun kendisine karşı sorumluluk sahibi olmasını sağlayacaktır. Ayrıca kimseye bağımlı olmadan yaşamayı öğreteceği gibi kendine güvenini de tetikleyecektir. Otizm spektrumda yer alan her birey kendi seviyesinde bir etkinlikle sorumluluk almayı öğrenebilir. Sadece çocuğunuza gerçekten fırsat vermeyi deneyin.

4. Nöbetlere dikkat edin.

Otizm spektrumda yer alan her dört gençten biri ergenliğe geçiş döneminde nöbetler geçirmektedir. Bunun sebebi net olarak bilinemese de nöbetlerin sebebi vücuttaki hormonal değişimler olabilir. Bu nöbetlerin birçoğu basit bir gözlemle belirlenemez çünkü oldukça küçüktür. Bunların farkına varabilmek için şu işaretlere dikkat etmelisiniz: çocukluk döneminde akademik olarak başarılıyken ergenlikte bunun çok az olması ya da duraklaması, davranışsal ya da bilişsel kazanımların kaybedilmesi, kendini yaralama, agresiflik ya da şiddetli öfke nöbetleri gibi yeni davranış sorunlarının ortaya çıkması.

5. Değişen vücudu hakkına çocuğunuzla konuşun.

Vücudunuzun neden olduğunu bilemediğiniz ve hiçbir şey yapamadığınız bir değişim gerçekleştirdiğini hayal edin. Çocuğunuz spektrumun hangi noktasında olursa olsun, bu değişim hakkında bilgisi ne kadar net olursa olsun bu değişimi gerçekten anlayabileceği bir seviyede ve dille ona anlatmanız gerekmektedir. Aksi takdirde çocuğunuz adet gördüğünde ya da ıslak rüyalar yaşadığında fazlasıyla ajite olabilir ya da bu durum onu çok endişelendirebilir. Başlangıçta basit kelimeler ve resim, fotoğraf gibi görseller oldukça yardımcı olabilir. Net, açık olun ve abartmayın; bu tek bir seferde halletmeniz gereken bir konuşma değil…

6. Mastürbasyon, hayatın bir gerçeği.

Mastürbasyon her ergenin gerçekleştireceği normal bir aktivitedir, bununla yüzleşin. Bir kez keşfedildiğinde durdurulması güç bir aktivitedir, takıntı haline dönüşebilir; özellikle de kendini uyaran eylemlerde bulunmaktan keyif alan bireyler için. Bu noktada yapılacak en uygun şey ona bunun çok özel bir eylem olduğunu, bunu kendi odası gibi kendine ait özel bir yerde, yalnız olduğu bir zamanda yapması gerektiğini anlatmaktır.

7. İlişkiler ve seks; tartışılması gereken konular.

Seks birçok ebeveynin çocuğuyla tartışmayı rahat bulmadığı bir konudur. Bu sizin için ne kadar zor olursa olsun spektrumda yer alan çocuğunuzla seks ve kişiler arasında gerçekleşen farklı ilişkiler hakkında konuşmanız gerekmektedir. Çocuğunuz farklı olduğu için bu tür bir bilgiye ihtiyacı olmayacağını düşünmek çok çok yanlıştır. Ergenler bu konuda konuşur, dolayısıyla çocuğunuz istemeseniz de normal denen yaşıtlarından bu konuda bir şeyler duyacaktır. Onun sosyal-duygusal gelişimin en önemli noktalarından biri olan bu konunun soyunma odası eğitimine dönüşmesine izin vermeyin. Çocuğunuzun fonksiyonel seviyesi her ne olursa olsun ona karşı cins ve hem cinsleriyle girdiği etkileşimlerde dikkat etmesi gereken uygun olan ve olmayan davranışları, temasları ve sözcükleri öğretin.

8. Kendini ayarlamak her yetişkin için çok önemlidir

Yetişkin bir bireyin öğrenmesi gereken önemli özelliklerden biri de hassas duygulara ve duyusal yüklenmeye karşı tepkilerini kontrol edebilmesidir. Çocuğunuz büyüdükçe duygularının farkına varmayı ve bunlarla başa çıkmayı daha rahat yapıyor. Okul için kendini sakinleştirme adına yeni teknikler geliştirmesi gerekiyor tabii. Örneğin yardım etmesi, mola vermesi için öğretmenine sinyal verme, yalnız kalınabilecek sessiz bir köşe bulma gibi. Evde de çocuğunuz aşırı yüklendiği bir günün ardından yalnız kalmak isterse buna mutlaka saygı gösterin…

9. Kendine güven başarının anahtarı.

Çocukların henüz küçükken iyi olduğu yönlerini vurgulayıp destekleyerek kendilerine olan güvenlerini artırın. Eğer çocuğunuzun kendine güveni düşükse evde, okulda ve sosyal ortamlarda insanlardan aldığı mesajlara odaklanın. Aldığı mesaj genellikle bir şeyi doğru dürüst yapamadığı yönünde olabilir. Bu da onun güvenini sarsıyordur. Çocuklar sadece hata yaptığında uyarılmamalı. Uygun davrandıklarında, tepki verdiklerinde ya da iletişim kurduklarında mutlaka takdir edilmeliler. Bu yöndeki gayretleri bile her seferinde onaylanmalı ve takdir edilmeli. Ergenlerin depresyon riski altında olduklarını unutmayın. Koşullar ne olursa olsun, yani sadece doğru ve uygun durumlarda değil, çocuklar sizler tarafından sevildiklerini ve değer verildiklerini bilmeliler.

10. Kendini savunmak bağımsızlık için gerekli bir beceridir.

Eninde sonunda çocuğunuz evden ya da sizden ayrılmak zorunda kalacak ve korumanız olmadan yaşayacak. Kendi adına konuşmayı öğrenmesi gerekiyor. Buna okuldan başlayabilirsiniz. Çocuğunuz güçlü ve zayıf yönlerinin, diğerlerinden farklı olduğu noktaların bilincinde olmalı. Ancak bu şekilde gerçek hayatta güçlenmesi ve başkalarından yardım alması gereken alanlarıyla, ayakları üstünde durmasına destek olacak güçlü noktalarının farkına varabilir.

11. Zorbalık ciddi bir problemdir ve baş edilmesi gerekir.

Zorbalık sözlü sataşmadan fiziksel bir kavgaya kadar çeşitlilik gösterebilir. Hangi düzeyde olursa olsun bu bireysel bir sorun değil, okul yönetiminin sorunudur. Okul tüm idari kadrosuyla zorbalığa karşı bir tavır takınmadığı ve disiplin geliştirmediği sürece okul hayatı çocuğunuz için zor geçebilir. Çünkü spektrumda bulunan ergen ve gençler diğer yaşıtlarındaki sosyal ipuçlarını, motivasyonları, muhtemel davranışları anlamakta güçlük yaşarlar. Bu nedenle kendilerini güvenilir olmayan durumların içine rahatlıkla sokabilirler. Ya da geleneksel olamayan davranışları veya en basitinden giyim tarzları onları hedef yapabilir. Bu nedenle çocuğunuzun sözel olmayan iletişim yollarını ve gizli anlamları bildiğinden emin olun. Onun için yaşıtlarını gözlemleyin. Ne giydiklerini, saçlarını nasıl yaptıklarını, ne tür müzik dinlediklerini bilip çocuğunuza bu yönde önerilerde bulunmak onun işini kolaylaştırabilir.

12. Kendinize de zaman ayırın.

Otizm spektrumda yer alan bir çocuğun getirdiği bütün sorumluluklar bir tarafa kendinize de mutlaka zaman ayırmalısınız. Bu isterseniz gün içinde keyif aldığınız bir aktiviteyle uğraşmak, spor yapmak ya da sadece dinlenmek olabileceği gibi haftada bir gece dışarı çıkmak şeklinde bir ödül de olabilir. Baterilerinizi şarj etmeniz gerektiğini unutmayın. Bu çocuğunuz içinde iyi bir model davranış olacaktır. Ona hayatın hepimiz için stres dolu ve yorucu olabileceğini, bununla baş etmek için rahatlatıcı ve dinlendirici yollar keşfetmemiz gerektiğini gösterebilirsiniz.