Antalya’da otizmli bir birey ve annesinin döner salonundan kovulmasına tepkiler büyüyor. Konuyla ilgili ulaştığımız anne Fatoş Erat yaşananları ÖÇED’e anlattı.

Fatoş Hanım yaşananları sizden dinleyebilir miyiz?

AKODER olarak derneğimizde çok güzel bir etkinliğimiz vardı. Etkinlikten çıktıktan sonra çocuklar döner yemek istediler. Yanımdaki arkadaş da “Abla bildiğin bir yer var, çok temiz. Oraya gidelim,” dedi. Benim ilk defa gideceğim bir yerdi. İçeriye girdik  daha oturmadan oğlum “Anne çişim geldi,” dedi. Tuvalet alt kattaydı. Biz aşağıya inerken tuvaletin bozuk olduğunu kullandıramayacaklarını söylediler. 

Oğlum merdivenleri inmişti, ben daha yarısındaydım. O sırada arkadaşım Gülsüm geldi yanıma. “Abla, dükkanı terk etmemizi istiyorlar,” dedi. “Ne oldu?” dedim. “Müşteriler rahatsız olmuş,” dedi. 

Bu sırada rahatsızlık verecek bir şey yaşanmış mıydı?

Hayır. Zaten sadece merdivenlerden inmiştik.O sırada oğlum ne bir ses çıkardı ne de bağırdı. Hiçbir şeyi yoktu. Masaya oturmamıştık bile. Oğlumun çişini yapmasına dahi izin vermeden onu alıp yukarıya çıkartmak zorunda kaldım. “Müşterileriniz bizden rahatsız mı oluyorlar diye sordum?” orada oturmuş yemeğini yiyenler de, “Biz niye rahatsız olalım buyurun oturun,” dediler.

Müşterilerden bir rahatsızlık yok muydu aslında?

Hiçbir şey yoktu. Dediğim gibi oturun, biz rahatsız değiliz diyenler de oldu. Fakat mekanın görevlisi ısrarla “lütfen sizi dışarı alalım,” deyince ben de “Çok güzel engelli dostuymuşsunuz,” diyerek çıktım. 

Sonra ne oldu?

Sonra internette paylaştım ve bu olayı herkes duydu.

Peki, kurum aranızdaki olayın tatlıya bağlandığını söylüyor. Siz bu konuda ne diyeceksiniz?

Özür dilediler. Kurum kapanacaktı, artık olay o kadar büyümüştü.  Onun da vebali var. Orada çalışanlar var. Onun için onlar özür dilediklerinde, ben de tamam dedim ve uzatmak istemedim. “Ama engelli çocuklar için bana söz vereceksiniz,” dedim. “Bir daha bu tür bir olay yaşanmayacak”. Onlar da söz verdi. Benim amacım bağcıyı dövmek değil, üzüm yemek. İstediğim tek şey bir daha kimsenin bunu yaşamaması.

Yaşananları aktardığı için Fatoş Erat’a çok teşekkür ederiz.