Özel eğitim uzun ve meşakkatli bir süreçtir, ebeveynin katılımı ile süreç yönetimi basitleşir. Sürecin karışık bağını çözecek olan ailedir…

Yazı: İsmail Başbunar
Uzman Sosyolog-Aile Danışmanı

Çocuklardaki farklı gelişimi aileler açısından safhalara ayıracak olursak, süreci kabullenme öncesi ve sonrası diye ayırabiliriz. Kabullenmeye kadar geçen evre krizin tavanlarda yaşandığı bir dönemdir. Özel bir çocuğa sahip olma aslında ailenin beklemediği bir durumdur ve aynı zamanda beklentileri ile de çelişir. Bu durum ailelerde üzüntü, kaygı, çaresizlik, değersizlik ve umutsuzluk gibi duygular oluşturabilir. Psikolojik travmaların nasıl atlatılacağı ve nereden/kimden yardım alınacağı ailenin enerjisini tüketmektedir. Aileler bu duygulara karşı kaçınma davranışı göstermeye başlar. Bununla da kalmayıp çevreden gelen safsata bilgiler, internetteki yanlış yönlendirmeler aileler için krizler oluşturur. Bu kadar krizi yönetmek aileleri darboğaza sokar. Maalesef bilmediğiniz bir alanda yardım aramak süreci bir hayli zorlaştırır. Aileler bu dönemde çeşitli uzmanlarla görüşerek inkara yönelik buldukları kanıtları uzmanların desteklemesini isteyebilirler. Bazen doğru yol diye sarıldığınız kişiler ümitleriniz için sizi kullanabilirler. Bu insanlar özel durumların para ile geçebileceğini söyleyerek sizin paranızı, zamanınızı çalabilirler. Kabullenme evresinde bu kadar bilim ve bilgiden uzak dogmalarla baş edersiniz. Bu süreci doğru atlatamayan ailelere bakıldığında boşanmaların bir hayli çok olduğu gözlenmektedir. Aile bağlarının güçlü olması bu süreci atlatmayı biraz kolaylaştıracaktır.

Bu sürecin doğru atlatılmasıyla aslında her şey bitmez. Sürecin ikinci safhası özel eğitim sürecidir. Özel eğitim aile için stres, kaygı ve pazarlık aşamasıdır. Stres ve kaygıları pazarlık üzerinde yoğunlaşır. Bu aşamada aile yetersizliği kabullenmiştir fakat yetersizliğin ortadan kalkacağına inanmaya başlar. Bu aşamada maalesef yüzlerce aileye bilimsel açıklama ve metot yerine umutlar dağıtılır. Yıllarla ayların pazarlığı yapılır. Test, gözlem, eğitim planı verilmeden rapor üzerinden umutlar okunur. Pazarlıklar devam eder ve adı yöntem olduğunu iddia edilen bir yola aile kanalize edilir. Ailenin eğitime gelmesinin bile gerek kalmadığını söyleyecek kadar ileri gidebilirler. Buradaki anlattıklarım çeşitli verdiğim seminerlerde dile getirilenlerdir. Yanlışlıklar düzeltilmek için vardır. Bu düzenin değişimi için özel eğitimi bilen bütün fertlere yoğun iş düşmektedir.

“Ailelerin bu sorununa çözüm nedir?” sorusuna cevap aramak gerekmektedir. Alanda yetiştirilmiş psikolog ve psikiyatrların çoğalması; evlilik öncesi eğitimlerin organize edilmesi gerekir. Bu eğitimlerin aranılan kalitede olması ve uzman kişilerin eğitim vermesinin sağlanması gerekir. Bunların sağlanması ailelerin, kabullenme sürecini daha kolay atlatmasını sağlayacaktır.

Kabullenmeden hemen sonra yönlendirmeler etik kurallar içinde olmalıdır. Yönlendirmelerde özel çocukların gereksinimleri göz önüne alınarak eğitim kurumlarına verilmelidir. Bu çocuklar pazarlık konusu olmamalıdır. Eğitim kurumlarına geldiklerinde ise test ve analizler yapılmalıdır. Kısaca bir tanı ve yaşam öyküsü alınmalıdır. Eğitim kurumlarında uzman eğitim personelinin bulundurulması gerekmektedir. Eğitim odaları çocuğun fiziksel ve zihinsel yapısına cevap verecek şekilde dizayn edilmelidir. Kurumlar, eğitim personelinin kendini sürekli geliştirmesini sağlamalıdır.

Kurumun da eğitimcinin de yeniliklere açık olması gerekir. Kurum sahiplerinin özel çocukların eğitimleri hakkında rapor çıkar ya da çıkmaz endişesi taşımaması gerekmektedir. “Rapor ya çıkmazsa” deyip eğitim seviyesiyle oynanmamalıdır. Eğitim tamamen uzman kadroların eline teslim edilmelidir. Eğitimcilerin belirli aralıklarla yetkili kişilerce değerlendirmesi gerekir. Ebeveynlerin kuruma gelmelerinden endişe edilmesinden düşünce olarak uzaklaşılmalıdır. Süreç öncesi ve süreç sonrası eğitimcilerin ve yaptığı eğitimlerin takip ve analizlerinin yapılması gerekir. Eğitimci belirli ekoller ve yaklaşımlarla bilimsel odaklı eğitim yapmalıdır. Bu süreci ise tek başına değil, aile ile devam ettirmelidir. Ailelere her ay gelişim çizelgeleri verilmelidir. Özel çocuklar servisle gelip resim yaptırılıp gönderilen çocuklar olmamalıdır.

Her bireyin bir üst beceriyi kazanma şansı vardır. Bu süreçte iki saat eğitim alan kurumlar ebeveyn odaklı çalışmalar yapmalıdır. Hedefler süreyi kurtarmak değil, süreci yönetmek olmalıdır. Erken dönemde çocuklar yirmi iki saat süreyi ailesiyle yaşar. Ebeveynlere duyarlı olmaktan, yanıtlayıcı olmaya her davranış öğretilebilir. Ebeveynin katılımı ile süreç yönetimi basitleşir. En ideal teçhizat ve en iyi eğitimciler sürece ebeveynleri katmazlarsa süreç hep aksak işler. Ebeveyn olmazsa süreçte sizin öğrettikleriniz pekişmez ve pekişenlerde söner.

Ebeveynleri sürece katarak neler yapılabilir?

– Çocuğun yetersizlikleri hakkında bilgiler verilir.
– Yasal haklarını öğrenmesi sağlanır. Çocuğun sorun davranışları aileye öğretilir ve aile bu davranışların tekrarını yapmaz.
– Çocuğun sosyal etkileşimi artırılır.
– Duygusal olarak çocuğu ile iletişim yöntemleri oluşturur.
– Ebeveynlerle çocuk ortak vakit geçirmeye başlar.
Bu sürecin faydalarını çoğaltabiliriz. Temel amaç ebeveynin çocuğunu tanıması ve farkındalıklarını bilmesidir.

Özel eğitimde kurumların üzerine düşen, aileyi her aşamada sürecin içine çekebilmektir. Kırsal kesimlerde aileler çocuklarını bu şekilde kültürel ve dini olarak kabullenmiş olabilirler. Bunun için özel eğitimi gereksiz de görebilirler. Bizler insanın biricik olduğu ve her insanın yaşamaya hakkı olduğu fikrini dikte etmeliyiz. Hiçbir din insanı terk edilmeye ve değersizleştirmeye çalışmaz. Yanlış öğretilerle bize emanetleri eğitemeyiz.

Özel çocukların aile ile birlikte ve uzman ellerde eğitilmesi dileğiyle…