“Erin’de ufak ufak problemler huysuzluklar başladı. Dedim ki tamammm 2 yaş sendromuna girdi bu çocuk. İşe devam, her şeye devam ama Erinle sorunlar günden güne artıyordu,” diyen otizmli birey annesi Hande Berkmen ile konuştuk.

Biraz sizi tanıyabilir miyiz?

Ben 35 yaşındayım ve özel gelişen çok yakışıklı bir bireyin annesiyim 🙂 Oğlum doğduğu andan yaklaşık 20 aya kadar normal gelişen bir problemi olmayan yaşına gelmeden kendi kendine yürüyen ve normal aylıkları gibi konuşan hatta yaşıtlarına göre daha iyi gelişen bir bebekti.

Çocuğunuzda otizmden ilk ne zaman şüphelendiniz?

Erin yaklaşık 20 aylık iken işe geri döndüm. Oğlumla ilgili her yolunda gidiyordu ve artık benimde tekrar çalışma zamanım gelmişti. Yoğun iş temposu evin işleri Erin’in sorumluluğu o dönem evliliğimizde olan problemler de derken Erin’de ufak ufak problemler huysuzluklar başladı. Dedim ki tamammmm 2 yaş sendromuna girdi bu çocuk. İşe devam, her şeye devam ama Erinle sorunlar günden güne artıyordu. Başka sorunlar da büyüyordu ve  ben de çok yoğundum. Derken bir gün bir arkadaşımı misafir ettim. Erin’i hamileliğimden bu yana iyi tanıyan oğlumla fazla vakit geçirmiş ve aynı zamanda kendisinin de oyun evi olan bir arkadaşımdı. Geldi ve bana dedi ki “Erin’de bir tuhaflık var”. “İki yaş sendromu bence” dedim. Ertesi günü beni aradı. “Ben bunu seninle paylaşmak istiyorum. Hiç otizmi duydun mu?” diye sordu. “Hayır, ne o ???” dedim.  Araştırmaya ve aynı zamanda sürekli Erin’i gözlemlemeye başladım. 2 yaş sendromu sandığımız ve çok fazla ciddiye almadığımız ne varsa otizmin içinde olduğunu gördüm. Özetle bana bir arkadaşım farkındalık sağladı o dönemde.

Ne zaman bir uzmanla görüşüp endişelerinizi dile getirdiniz?

Hemen bir uzman araştırmaya başladık. O dönem oldukça bilinen bir çocuk psikiyatrisine başvurduk. Tespit doğru atipik otizmdi. İkna olmadım. Başka doktora gittim, o da olmadı başka doktora… Bunun gibi bir sürü doktora gittim, tanı hep aynıydı.

Tanı ne zaman konuldu?

Tanı tam da Erin’in 2. doğum günü olan tarihte alındı. 30 Temmuz 2012 asla unutmam.

İlk tanı aldığınızda neler hissettiniz?

İlk tanı aldığımızda, bir süre kabullenme sürece olduğunu düşünüyorum. Hatta bahsettiğim gibi tatmin olmayıp bir sürü hekime de başvurduk biz. Sonrasında kısa dönem sonra işten ayrıldım. Erin’le başbaşayız ama nasıl biliyor musunuz ? Hayattım da daha önce adını bile duymadığım otizmle başbaşa hissettim kendimi. Bir anne olarak çocuğumla bazen yalnız kalmaktan bile korkardım. Bir şey olursa oğluma nasıl müdahale ederim diye çok korkunç gelmişti gözüme.

Özel eğitime başlamadan önce neler düşünüyordunuz? En büyük korkularınız nelerdi?

Özel eğitime başlamadan önce bir süre bir hekim tavsiyesi ile oyun terapistine gittik. Haftanın 3 günü. Rehabilitasyon konusunda o kadar çok korkutulduk ki… Sanki  çocuk özel eğitime başlarsa hep böyle kalacak gibi düşündük. Çok ince bir öyküsü vardır o zamanların bende. Kreşe gitsin düzelir, şuna gitsin düzelir örneklerini hep okuyorum şimdi ve üzülüyorum. Bana göre çocuğumun hayatından çalınan bir zamandı o. Bir süre sonra araştırmalarım benim yolumu Parin Hanım ile kesiştirdi ve kendisinin manevi desteğini asla unutamam. Oğlum ile kaygılarımın çoğunu desteği sayesinde yendim.  Ufak bir zaman kaybı ile özel eğitime başladık.

Özel eğitimden sonra çocuğunuzda ne gibi değişiklikler oldu?

Eğitimden önce, gözlerinin içi gülen o canlı oğlum gitmişti. Kelimeler ufak ufak kayboldu. Tamamen donuk bir çocuk haline gelmişti. Tek bildiğim otizme tek çare eğitim, eğitim, eğitim. Bir süre oyun terapisti-kreş denedikten sonra özel eğitim kapılarını açtık. Oğlum zor bir çocuktu. Kendine ait öyle bir konfor alanı oluşturmuştu. Başlarda hepimiz çok zorlandık. Ağlamalar, direnmeler…  Zaman geçti. Şimdi o gözündeki ışığı aynı şekilde gözlemliyorum. Konuşma durumu hala geride ama artık ufak ufak kelimeler çıkmaya başladı. Bana ‘Hande’ diyor mesela  🙂 özel eğitim öğretmenlerimizin çabası ve bizlerin desteği ile çok daha iyi olacak. Umudumu hiç kaybetmiyorum. Sadece eğitmenler değil, onların yönergeleri ile aile desteği de kesinlikle çok önemli. Her birey ayrı gelişendir. Eğitim desteği ile biz yol aldığımızı düşünüyorum.

Şu anda yeni tanı almış ailelere ne tavsiye edersiniz? Ya da çocuğunda bir farklılık olduğundan şüphelenip tanı almaktan korkan ailelere?

Sohbetimizde bahsetmiştim… İlk tanı aldığımızda o kadar çok korkmuştum ki, otizmin ne olduğunu bilmiyordum ve oğlumla yalnız kalmaktan bile korkar olmuştum. “Bir şey olursa nasıl müdahale ederim?” diye endişeleniyordum.  Korkmasınlar! İlk söylediğim sakın korkma. Doğru insanlarla, doğru yer de olduğun takdirde sakın korkma! Otizm bana güçlü olmayı öğretti. Normalde çok sabırsız biriyken sabrı öğretti. Otizmin ne olduğunu bilmezken tüm özel gereksinimlere farkındalığı öğretti. Bazen dinliyorum çevresinden saklayanlar, çevrenden eleştirenler bile oluyor. Bu ayıp bir şey değil. İlk olarak tanı sürecinde biraz bile olsa kabullenme süreci ayırabilirler. Benim anne olarak hissettiğim bu çünkü benim de böyle bir sürecim oldu. Ama ilk kendileri kabul ederlerse süreç çok daha cesurca ilerliyor, bundan çok eminim.

Hayatınızda sporun da önemli bir yeri olduğunu biliyorum. Spor yapmaya devam edebildiniz mi pandemi döneminde? Spor olarak normalde neler yapıyordunuz? Şimdi neler yapıyorsunuz?

Spor benim için bir şekilde deşarj yöntemi.  Aynı şekilde müzikte öyle 🙂 Hepimizin koşuşturmacalı bir hayatı var.  İşimize, çocuğumuza, evimize vakit ayırırken bazen kendimizi es geçiyoruz. Bir dönem koşuya yönelmiştim şimdi bunu günlük rutinimi minimum 10 bin adım yürümeye çevirdim.

Oğlunuzla zor olmuyor mu?

Buna oğlum engel mi? Hayır. O da benimle birlikte olduğu sürece birlikte yürüyoruz 🙂 Benim de onunda enerji atmaya ve deşarj olmaya çok ihtiyacımız var çünkü.

Yeni bir iş kurduğunuzu duyduk. Hayırlı olsun. İş kurmaya nasıl karar verdiniz?

Çok uzun yıllar ailem gibi gördüğüm sevdiğim insanlarla bir hukuk bürosunda çalıştım. Erin büyüdükçe ona daha çok vakit ayırmam gerektiğini fark ettim. Zaman geçiyor oğlum büyüyordu. Tamamen onunla birlikte olmak istedi.  Yine de sürekli çalışmaya alışmış biri olarak benim için zor bir süreçti. Hatta Erin için Avrupa yakasından Anadolu yakasına taşındık. Erin’in babasının da İstanbul’a taşınarak daha çok destek olmaya başladığı dönemde çok yeni bir iş kurduk kendi ailem ile. Bu durumda hem oğluma vakit ayırıp hem de dilediğim gibi çalışma fırsatı yaratmış olduk.

 

Özel birey annelerinin ekonomik bağımsızlığını kazanabilmesine çok önem veriyoruz. Bize biraz daha yeni işinizden bahseder misiniz?

Ailem İstanbul’un çok eski reklamcılardandı aslında. Biz bunu promosyon işine çevirerek kardeşlerimle devir aldık diyelim 🙂 Şimdi Kadıköy’de kendimize ait Eşantiyon Şeyler isimli bir işyerimiz var. Burada firmalara ya da kişilere tasarım ile baskı ve promosyon işi yapıyoruz. Aklınıza gelebilecek her türden UV baskı yapıyoruz. Üretim kısmında çok fazla yer almasam da insan ilişkilerindeki sorumluluğu ben aldım. Hepimiz zor dönemlerden geçiyoruz pandemi sebebi ile biz bir başlangıç yaptık iyi de olacağını düşünüyorum.