Pınar Yılmaz, işine aşka bağlananlardan… Dokuz yıldır gölge öğretmenlik yapan Yılmaz, “Gölge öğretmenliği sonsuz ışık tutan bir lambaya benzetiyorum;  çocuğun gideceği tüm yollar önceden gölge öğretmen tarafından  dizayn ediliyor ve çocuğun sosyal hayatına ışık tutuluyor” diyor.

“Merhabalar!

Ben Pınar Yılmaz. 26 yaşındayım ve 9 yıldır gölge öğretmenlik yapıyorum. ‘Gölge Öğretmen nedir?’ diye soranlar için işimi kısaca şöyle tanımlayabilirim: Gölge öğretmen, özel ihtiyaçları olan (gelişimsel, davranışsal) ve dürtü kontrolünde zorlanma yaşayan öğrenciler için riskli davranışları sınırlama amacıyla öğrencinin ailesi tarafından işe alınan, okul idaresinin onayı alınarak, çalışılan öğrenciye okul ve sınıf yaşantısında destek olan bağımsız bir kişidir. Gölge öğretmen, özel ihtiyaçları olan çocukların hayatını, aktivitelerini, sosyal ilişkilerini şekillendirip organize eden kişidir. Gölge öğretmen uygulaması, özel ihtiyaçları olan öğrencilerin okul yaşantısı içinde var olabilmesi amacıyla sınıf yönetimi tekniği olarak kullanılmasının yanında davranışsal amaçla da kullanılan bir destek yaklaşımıdır.

Çalışılan öğrencinin ihtiyacı olan fazladan dikkati sağlarken, öğretmenin yükünü azaltarak sınıf düzenini korumayı hedefler. Öğrencinin okula kaynaşmasını hızlandırmak amacıyla belirli süre sınırı içerisinde kullanan bir yöntemdir.

BENCE…
Gölge öğretmenlik büyük sabır, sevgi, merhamet, şefkat gerektiriyor, bunların yanında hızlı düşünüp uygulamayı problem çıkmadan çıkacak olan problemi kestirebilmeyi, bilgili ve donanımlı olmayı da… Tüm bu nitelikler çocukların özgüven kazanmasına, sosyal rolünü öğrenmesinde fazlasıyla etkili rol oynuyor. Çünkü çocuk gölge öğretmende ne görürse onu öğreniyor ve sevgi ile yapıyor. Zira çocuk gölge öğretmenine veya gölge öğretmen çocuğa alışmadığı, sevmediği sürece gelişme kaydetmek çok zor olabiliyor. Ben, gölge öğretmenliği sonsuz ışık tutan bir lambaya benzetiyorum; çocuğun gideceği tüm yollar önceden gölge öğretmen tarafından dizayn ediliyor ve çocuğun sosyal hayatına ışık tutuluyor.

Onlar benim gerçek dostlarım…
Onların ağzından çıkacak kelimeyi bilmek nasıl bir duygu anlatamam… Onlar benim gerçek dostlarım. Hedefim bir çocuk ve ben o bir çocuğu kendine yetebilecek bir birey haline getirebildiğim için, hayat bana bu şansı verdiği için minnettarım.

Onlara göre ben bir süper kahramanım!
Yazımda hiç unutamayacağım, benim için manası derin öğrencimle olan bir anımı da paylaşmak istiyorum. Bir keresinde öğrencimin bağımsız kalabildiği bir dersten her zamanki plan gibi sınıftan çıkıp, dersin bitmesini bekledim. Öğrencimin ağlama sesi ile beni bulması bir oldu. Yanıma gelip ağlayarak ‘Beni anlatır mısın?’ dedi. Onu doğru şekilde öğretmenine ifade edebileceğimi o kadar iyi biliyordu ki… Ona göre ben bir süper kahramandım. Kim ağlasa beni çağırır, kim düşse ilk benden yardım etmemi ister… Bir keresinde okulumuzun bahçesindeki tavuklardan biri ölmüştü benden onu kurtarmamı istedi… Süper kahraman olmak kolay değil! Çünkü ona göre ben bunu başarabilirdim.

Bu benim işim değil, hayatım!
Dokuz yıldır severek, sabırla, vidanım ile bu hayatın içindeyim ve bu benim işim değil, hayatım. Herhalde vazgeçeceğim son şey kanatsız meleklerim. Deneyimlerim sırasında down sendromlu, otizm spektrum bozukluğu olan ve dikkat eksikliği hiperaktivite bozukluğu olan 3 özel çocuk ile çalıştım. Onların yaşamında, çevresine uyum sağlayabilmesine katkıda bulunma ve desteklemek için elimden geleni yaptım. Bunun için olumlu ve olumsuz pekiştireçler kullandım. Çocuğun duygusal çöküntü veya çatışma yaşamadan yapabileceği kadar zorlanmasını sağlamak için yeterince geri planda kalmaya çalıştım. Çocuğun sınıfta lider öğretmeni takip edebilmesi ve öğretimin verimli olması için onun özel durumuna uygun sınırlar dahilinde destek sağlamaktı amacım. Teneffüste arkadaşları ile olduğu sırada sosyalleşebilmesi için onun inisiyatif geliştirebilmesine katkıda bulunacak şekilde yaşıtları ile iletişimine aracılık ettim bazen. Kaynaştırmanın sistematik bir şekilde uygulanması sonucunda çocuklar yeni beceriler edinebilirler. Bunu bizzat yaşıyorum ve ben de bu konuda kendimi geliştirmek için sürekli çabalıyorum. Son olarak Prof. Dr. Özgür Öner ve Uzman Klinik Psikolog Serpil Çınar’dan gölge öğretmenlik eğitimi aldım. Bu bana gölge öğretmenlik deneyimlerimde nasıl daha iyi ilerleyebileceğim konusunda katkı sağladı. Buradan bir kez daha kendilerine teşekkürü borç bilirim.”

0 cevaplar

Cevapla

Want to join the discussion?
Feel free to contribute!

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir