Uzm. Dkt. İlim Aksu ile down sendromlu çocuklarda en sık rastlanan konuşma problemlerini ve ailelerin kendilerine bir yol haritası çizmek için dikkat etmesi gerekenleri konuştuk.

Sizi biraz tanıyabilir miyiz?

2005 yılında Ege Üniversitesi Psikolojik Danışmanlık bölümünden mezun oldum. Daha sonrasında bir yıl özel eğitim ve rehabilitasyon merkezinde özel gereksinimli çocuklar ile çalıştım. Sonrasında Anadolu Üniversitesi Dil ve Konuşma Terapistliği Programına kaydoldum. Yüksek lisanstan sonra doktoraya başladım. Bu süreçte İzmir’de ve Manisa’da farklı rehabilitasyon merkezlerinde çalıştıktan sonra kendime ait özel bir danışmanlık merkezinde dil ve konuşma bozuklukları alanında hizmet vermeye başladım.

 Down sendromlu çocuklarda en sık rastlanan konuşma problemleri nelerdir?

Down sendromlu çocuklar tipik gelişim gösteren çocuklara kıyasla gelişim alanlarında geriden gelirler. Konuşmada gecikme öncelikle bu nedenle başlıyor. Daha sonrasında sorunlar devam edebiliyor. Down sendromlu çocuklarda cümle üretimi ile ilgili sorunlar göze çarpıyor. Özellikle sözcükleri bir araya getirip cümle oluşturma, yani cümleyi yapılandırma sorunları yaşayabiliyorlar. Sözcük dağarcıkları biraz daha kısıtlı olabiliyor. Bir olayı organize bir şekilde anlatabilme becerisi de sorunlu olabilmektedir. Aynı zamanda sözcük eklerinde sorunlar yaşayabilmektedirler. Dil becerileri ilerledikten sonra da bazı artikülasyon/konuşma sesi problemleri kendisini gösterebiliyor. Genel olarak down sendromlu çocukların hem dil becerilerinde hem de artikülasyon becerilerinde sorunlar bulunmaktadır.

 Artikülasyon nedir? Biraz açar mısınız?

Artikülasyonu anlamak için ‘dil ve konuşma nedir?’ ona bakmak lazım öncelikle. Çünkü artikülasyon hataları konuşma sesi bozukluklarıdır. Ama dil ayrı bir durumdur.

 Dil nedir?

Dil sözcükleri bir araya getirip cümle kurabilme becerisidir. Aynı zamanda sözcük dağarcığı, sözcüklerin eklerini doğru kurup kullanabilme, doğru yerde doğru soruyu sorma ve doğru yanıtı verebilme, sohbeti doğru bir şekilde sürdürebilme becerisidir. Bir durumu veya bir olayı, okuduğu bir hikayeyi doğru ve akışına uygun bir şekilde anlatabilmektir. Bunlar dil ile ilgili durumlardır. Artikülasyon sorunları ise konuşma seslerinin yanlış üretimi ile ilgili bir durumdur. Örneğin “k” yerine “t”, “g” yerine “d” şeklinde hatalı üretimler olabilir. Burada özellikle dikkat edilmesi gereken dil becerisidir. Öncelikle dilin çalışılması down sendromlu çocuklarda son derece önemlidir. Konuşma sesi bozukları daha sonradan ele alınabilir bir durumdur. İkisi arasında çok önemli temel bir fark var.

Down sendromlu çocuklar ile çalışırken neler yapıyorsunuz?

Genel bir tablo çizmem gerekirse şöyle özetleyebilirim… Down sendromlu çocuklar öncelikle sözcük ve cümle üretiminde sorunlar yaşayabilirler. Çocuğun öncelikle sözcük üretimi arttırılmaya çalışılır. Bizi taklit etme yolu ve oyunlar burada önemli bir destekleyici faktör oluşturuyor. Bu yolla dili taklit etmesini sağlıyoruz. Bu taklitler geldikten sonra da çocuklarda kelimeler ile cümleler üretmeye çalışıyoruz. Bizim sentaktik yapı dediğimiz, cümle içindeki sözcüklerin sayısını arttırmaya çalışıyoruz. İki kelime kullanıp cümle kuruyor ise bunu üç-dört kelimeli cümleye çıkarmaya çalışıyoruz. Bu birincil amacımız. Bunu sağladıktan sonra sözcüklerin eklerinde problem olabiliyor. Mesela “Aşağıdaki kalemi ver,” yerine “Aşağı kalem ver” diyebiliyor. Bu seferki amacımız da sözcük ekleri ile çalışmalar yapmak olabiliyor. Bu arada terapi sürecinin bütün aşamalarında çocuğun sözcük dağarcığını genişletmeye devam ediyoruz.

Peki, bunu başardıktan sonra?

Bunu da yoluna koyduktan sonraki amacımız bir olayı anlatabilmesi için cümlelerini organize bir şekilde sıraya dizebilme becerisi üzerinde duruyoruz. En sonunda, down sendromlu çocuklarda hala bazı artikülasyon hataları olabiliyor. Biz de bu konuşma sesi bozukları üzerine duruyoruz. Onları da hallettikten sonra çocuk dil açısından daha iyi duruma gelebiliyor. Ancak dil sınırsız bir durum. Bir çocuğun dil becerisi sürekli gelişmeye devam edecektir. Sadece down sendromlu çocuklar için değil, istisnasız tüm çocuklar için bu böyledir. Down sendromlu çocuklar okuma yazma öğrendikten sonra dil becerilerini geliştirebilmek için çok önemli bir araca kavuşmuş oluyorlar. Biz bile bu yaşımızda yeni sözcükleri genellikle hala kitaplardan öğreniyoruz. Dolayısıyla down sendromlu çocukların kazanacağı okuma yazma becerileri onların dil becerilerini çok olumlu bir şekilde ilerletecektir.

 Down sendromlu çocukların okuma yazma çalışmalarında konuşma açısından neye dikkat etmek gerekir?

Down sendromlu çocuklar okuma yazmayı öğrendiğinde, başlarda okuduğunu anlamakta problem yaşayabiliyorlar. Şu anda ikinci sınıfa giden, kaynaştırma öğrencisi down sendromlu bir çocuğumuz var mesela. Okumayı söktü ama okuduğunu anlamak ile ilgili problemleri var. Dönüp bu çocuğumuzun temeline baktığımızda, geçmişte sözlü dili anlamak ile ilgili de sorunları olduğunu görüyoruz. Yani çocuklarda önce sözlü dili anlamayı arttırmadığımızda, çocuklar okuma yazma sürecinde de bu problemleri yaşayacaklardır. Veliler “Aman hocam bir okuma yazmayı da öğrensin de gerisine sonra bakarız…” diyebiliyorlar ama okuma yazmayı öğrendiğinde bu sefer çocuk okuduğunu anlamıyor. Bu da çocuğun bütün akademik geleceğini olumsuz etkiliyor. Mesela matematikte 3+2 işlemini verdiğinizde yapabiliyor ancak “Ayşe’nin 3 kalemi vardı, 2 tane de Selin’den aldı. Kaç kalemi oldu?” sorularında zorluk yaşayabiliyor. O yüzden bir süre sonra çocuğun matematiği de etkilenmeye başlayacaktır. Bu nedenle bütüncül yaklaşmak son derece önemli.

Her down sendromlu çocuk için konuşma terapisi gerekli midir?

Birçok farklı uzmanlık alanında down sendromlu çocuklar ile çalışılabiliyor. Ancak herkes kendi uzmanlık alanını en iyi bilir. Ben bir özel eğitim öğretmeni kadar kavram öğretiminde başarılı olamam. Ancak dil ve konuşma becerilerinin geliştirilmesini de en iyi dil ve konuşma terapistleri bilir. Bizim alanımızda da bazen kavram karmaşaları yaşanabiliyor. Çocukta sadece artikülasyon problemleri olunca çocukları dil ve konuşma terapistlerine yönlendirebiliyorlar. Oysa bu çocuklar önceden dil ve konuşma terapistine devam edebilseler, o zaman o çocukta belki artikülasyon sorunları da olmayacaktır.

 Dil öğretilen değil edindirilen bir şeydir. Öğrenmek ve edinmek kavramları birbirinden farklıdır. Konuşma terapistleri çoğunlukla dili edindirmeye çalışıyor. Edinmek, öğrenmekten daha faydalıdır. Türkiye’de okullarda yıllardır İngilizce öğretiliyor ama hiç kimsenin İngilizcesi yeterli seviyede olmuyor. Dil edindirilmediği ve daha küçük yaşlardan başlanmadığı için sonuç böyle oluyor. Aynı durum down sendromlu çocuklarımızla yürüttüğümüz dil çalışmalarımızda da geçerli. O nedenle ne kadar erken dil ve konuşma terapisine başlanırsa o kadar fazla yol alınabiliyor. Down sendromlu çocukların yürümeleri gecikmeli olabiliyor. Bu durumda fizyoterapistlerden yardım almaları önemlidir. Yürümeleri ile dil becerileri arasında bir ilişki bulunmaktadır. Daha erken dönemde yürüyebilen bir çocuk, geç yürümeye başlayan bir çocuğa göre dil becerileri açısından bazı avantajlar yaşayacaktır. Çünkü erken yürümeye başlayan çocuk çevresiyle daha yakın ve yoğun bir ilişkiye girecektir ve bu da çocuğun dil edinimini hızlandıracaktır.

 Peki, down sendromlu çocuğu olan aileler raporları ile ücretsiz dil ve konuşma terapisi alabiliyor mu?

İzmir’de bununla ilgili ben birkaç vaka duydum. Bu biraz RAM’ların ve hastanede raporu veren doktorların bakış açısı ile de değişebiliyor. Başka bir arkadaşıma devam eden down sendromlu 20 yaşında bir birey var. Raporunda aynı zamanda kekemelik de yazdığı için dil ve konuşma terapisi alabiliyordu. Kekemeliğe değinmişken biraz açmakta yarar görüyorum. Down sendromlu çocukların bir kısmında, belli bir dil becerisi seviyesine ulaşıldıktan sonra, kekemelik görülebiliyor. Böyle bir durumda ailelerin bir dil ve konuşma terapistinden yardım almaları doğru olacaktır.

Kaç saat konuşma terapisi alabiliyordu?

O vakanın hem zihinsel engel hem de dil ve konuşma olmak üzere çift tanısı vardı. Böyle olunca konuşa terapisinden haftada 1 saat alabiliyordu. Tabii aslında down sendromlu çocukların programlarını dil ve konuşma terapistleri yazabilseler çok daha hızlı bir ilerleme olacaktır. Bu konuda ailelerimizin daha çok devlet desteğine ihtiyacı olduğunu düşünüyorum.

Aileler down sendromlu çocuklarının dil gelişimlerini desteklemek için evde neler yapabilirler?

Doğal dil öğretim teknikleri ile ilgili birtakım kitaplar var, onlara bakılabilir. Fakat şöyle söyleyeyim, ben yüksek lisanda okurken Prof. Dr. İlknur Maviş Hocam “Asla lisans programlarınızı unutmayın” demişti. O nedenle çocuklara hem bir psikolojik danışman ve hem de dil ve konuşma terapisti olarak bakıyorum. Çocukların gelişimi bir bütündür. Aileler sadece dil ve konuşma gelişimini destekliyorum derlerse zorluk yaşayacaklardır. Down sendromlu bir çocuk, oyuncaklarını toplamıyorsa, annesine yardım etmiyorsa, babası ile birlikte kurallı oyunlar oynamıyorsa, evde her şey çocuğun etrafında dönüyorsa, aileler dil ve konuşma gelişimini desteklemekte güçlük yaşayacaklardır. O nedenle tüm gelişim alanlarını desteklemek gerekiyor. Çocuğa evde sorumluluklar vermekle işe başlayabilirler. Sorumluluk alan bir çocuk çevresiyle daha çok etkileşime girmeye başlayacaktır.

Dil konuşma özelinden bakacak olursak?

Konuşması olmayan down sendromlu bir çocuğun ilk başta çıktılarını arttırmak lazım. Bazen velilerin düştüğü sıkıntı şu, çocuk “masa” derken sözcüğü “maa..” diye söyleyebiliyor. Aile orada illa “s” sesinin çıkması için baskı yapabiliyor. Bu da çocuğun konuşmayı ve tekrar etme hevesini söndürebiliyor. Çünkü çocuk zaten onu yapamıyor. Yapabilse zaten öyle söylemeyecekti. Bu aynen şuna benziyor… Diyelim ki, bir iş yerinde çalışıyorsunuz. Patronunuz size diyor ki “3 gün boyunca eve gitmeden, hiç uyumadan burada çalış”. O isteseniz de yapabileceğiniz bir şey değil. O işten ayrılma kararı alırsınız. Çocukta da böyledir. Yapamayacağı bir şeyi istediğiniz zaman, çocuk da o sözcüğü tekrar etmemeye başlayacaktır. Tekrar etmediği için de gittikçe içine kapanacaktır. Dolayısıyla ilk hedefimiz öncelikle çocukların çıktılarını arttırmak daha sonra o çıktılardan iki sözcüğe, üç sözcüğe yani sürekli +1 kuralı uygulamak faydalı olacak.

Röportaj: Rana Zeynep Çömlekçi