Bizi çok heyecanlandıran bir projemiz var: “Farklıyız El Ele Mutluyuz”… ÖÇED ve ÜYÇAP (Üstün Yetenekli Çocuklar Aile Platformu) iş birliğiyle düzenlenen bu projede üstün yetenekli ve farklı gelişen gençler birlikte vakit geçirecekler. Detayları projenin fikir sahiplerinden öğrendik…

Hande Hanım, kendinizi kısaca tanıtabilir misiniz?
HANDE SANCAKLI:
İsmim Hande Sancaklı. İki çocuğum var. Biri 16 yaşında atipik otizmli, biri de 9 yaşında üstün potansiyelli. Çocuklarımın arasında 7 yaş var. Kızımın doğumundan oğlumun gelişiminin hep çok olumlu etkilendiğini gözlemledim. Bunu hep kız çocuk olmasına, kardeş olmasına bağlamıştım ama kızımın üstün tanısı almasından sonra üstün olmanın ya da farklı gelişim göstermenin aslında ikisine de çok iyi geldiğini fark ettim. Oğlum otizm tanısı aldıktan sonra bir sürü eğitimlere, bir sürü projeye dahil oldum; bir sürü uzmanla tanıştım ve bunların hepsinden çok şey öğrendim. Bunlar otizmle baş etmemi kolaylaştırırken aynı zamanda doğal gelişim gösteren bir çocuğu yetiştirmemde de bana çok önemli ipuçları verdi.

Kızım büyüyüp kendini ifade edebilir bir yaşa gelince, aslında abisini otizmin içinden çıkarmaya başladı. Çünkü hep “hadi oynayalım”, “hadi bana yardım et”, “hadi birlikte şunu yapalım”, “bunu yapamıyorum benim için yapar mısın?” diyen ve hep talep eden taraf oldu. Bu durum bazen oğlumu çok yoruyordu ama “ben yapmak istemiyorum” dese de bir dayanışma oldu.

ÜYÇAP platformu hakkında bilgi verebilir misiniz?
HANDE SANCAKLI: ÜYÇAP (27.977 üyeli facebook grubu) velilerden oluşan, üstün zekalı tanısı almış çocukların özel eğitim ihtiyaçlarından yola çıkmış, bu doğrultuda diğer velileri bilinçlendirme ve farkındalık yaratma amacı ile 20 Mart 2013’te kurulmuş bir sivil toplum hareketidir. 2015 senesi Bilsem sınavında karşılaşılan problemler ile ilgili velilerden gelen şikayetleri derleyerek bir “Bilsem Bildirisi” oluşturulan ÜYÇAP raporu; konu uzmanları, medya ve Sayın Oktay Kılıç (Özel Yeteneklilerin Geliştirilmesi Daire Başkanı) tarafından kabul görmüştür.

Üstün potansiyel nasıl anlaşılıyor?
HANDE SANCAKLI: Kızımın üstün olduğuna dair bir izlenimim yoktu. Çok hızlı öğrenen bir çocuktu ve çok daha kolay öğreniyordu. Efe’ye bir şeyler öğretmek için çok emek vermemiz gerekirken, biz abiyle çalışırken bir dönüyordum o öğrenivermiş ve hatta abiye “şöyle demen gerekiyor” diyerek sufle veriyor!

Ben hiçbir zamana üstün gibi bir şey hissetmedim. Sadece resim konusunda yetenekli bir çocuk olduğunu biliyor “güzel resim çiziyor” diye hep söylüyordum. Öğretmeni aday göstermiş Bilsem’e… Sınava girdi, 1. basamağı geçti, ikinci basamakta bir zeka testi uygulanıyormuş. O zeka testini de geçince Bilsem’e kabul edildi. Biz o zaman öğrendik. Skorunu bilmiyoruz, merak etmedik. “Nesi üstün bu çocuğun?” derseniz bir kere müthiş bir empati yeteneği var. Abisini çok iyi anlıyor. Farklı gelişim gösteren herhangi biri için de bu duyguyu taşıyor. Kendi okullarında bir özel eğitim alt sınıfı var. Arkadaşlarını organize etmiş, “hadi gidelim oradaki çocuklarla oynayalım” diye şimdi teneffüslerde gidiyorlar o çocuklarla oyun oynuyorlar. Farklı gelişim gösteren çocukların aslında ne kadar çok arkadaşa ihtiyaç duyduğunu biliyor. Abisinin yaşadığı zorlukları gördüğü ve arkadaş edinmekte zorlandığını bildiği için böyle bir farkındalığı var.

Projeyi biraz anlatabilir misiniz?
HANDE SANCAKLI: Projeye katılım yaşını 12-16 yaş olarak belirledik. Çok küçük yaş grubunun bu işe dahil olmasından ne kadar etkileneceğini ben kestiremedim. Projenin çıkış amacı, kızımla oğlumun yaşadığı güzel uyumun diğer çocuklar için de faydalı olabileceğini düşünmemdi. Sonrasında bunu ÖÇED’den Parin Hanım’la ve Türker Bey’le paylaştım. İkisi de çok desteklediler.

Türker Bey, projeyi biraz da sizden dinleyelim mi?
TÜRKER OMCACIOĞLU: Hande Hanım bu projeden bahsettiğinde benim aklıma gelen ilk kavram sosyal öğrenme olgusu oldu. Sosyal öğrenme dediğimiz kavram, uygun ortam hazırlandığında çocuklara ya da katılan kişilere herhangi bir öğretim-eğitim verilmeden otomatikman öğrenme durumudur. Mesela kendimden yola çıkarak bir örnek verirsem, çarpım tablosunu öğrenme maceram şu şekilde: Ağabeyimle aramızda 5 yaş fark var, o ilkokula giderken çarpım tablosunu öğrenmekte zorlanıyormuş, annem de ona çalıştırıyormuş, ben de onların yanında duruyormuşum. Bu şekilde abim 8-9, ben de 4-5 yaşlarındayken sosyal öğrenme kuramıyla çarpım tablosunu öğrenmişim.

Hande Hanım projeden bahsettikten sonra ilk önce bir literatür araştırması yaptım, böyle bir çalışma var mı diye… Yok. İlki biz olacağımız bildiğimiz kadarıyla. Türkiye’de daha önce yapılmış bir proje değil, Avrupa’da da örneğine rastlamadım. Büyük ihtimalle biz bir ilk olacağız bu konuda.

HANDE SANCAKLI: Ben Koç Üniversitesi psikoloji birimiyle de konuştuğumda onlar da hocamın söylediğini teyitlediler, “literatürde böyle bir şey duymadık” dediler.

TÜRKER OMCACIOĞLU: Bir psikolog olarak buradan ne gibi amaçlar, ne gibi katkılar alabiliriz diye baktım. Özellikle akran kaynaşması, sosyal öğrenme, rol model olma, özgüven artışı ve bu çocukların aslında ihtiyacı olan yargılanmadıkları, eleştirilmedikleri, daha doğrusu eleştiriden ziyade etiketlenmedikleri bir ortam oluşması… Bu ortamı sağlayabilirsek, bu çocukların empati kavramının daha da gelişeceği, içe dönüklüğün daha azalacağı, özgüven artışının olacağını ve kendilerini ifade etmeye başlayabileceklerini düşündük..

Proje detayları neler?
TÜRKER OMCACIOĞLU:
12-16 yaş arası otizmli ve üstün zekalı tanısı almış arkadaşları bir araya getireceğiz. Şu anda 7 üstün zekalı 7 otizmli arkadaş var. Toplamda 14 kişi. Tabii bu arkadaşlara rastgele “ikişerli grup olun” demeyeceğiz. Bunun için iki-üç hafta bekleyeceğiz. Onların birbirlerini seçmelerini sağlayacağız. Daha sonrasında bu arkadaşlar yavaş yavaş birbirleriyle eşleşmeye başlayacaklar. Projenin içerisinde her gurup için bir de gözetmen olacak. Ben de eğitimci olarak katılacağım grup çalışmalarına. Dayanışmayı arttırıcı çalışmalar yapılacak. Bu üretici etkinlik atölyesi de olabilir, müzik de olabilir, drama da olabilir. Belli başlı yarışmalar da düzenlenebilir gruplar arasında. Bu şekilde bir çalışma olacak ama tabii ki de benim en çok önemsediğim bu projede, bu çocukların özgüveninin artması, kendilerini ifade edebilecekleri bir özgür alan yaratabilmek… Burada kendilerini ifade edebilmeleri iyi yönde giderse ve bunu gerçek hayata genelleme yapabilirlerse işte o zaman hak ettikleri ilgiyi göremeseler de almaya çalışacaklarına inanıyorum.

Proje ne kadar sürecek?
TÜRKER OMCACIOĞLU: Üç aylık bir pilot süre belirledik. Bu sürçte haftada bir gün yaklaşık 1 saatlik seanslarla çalışıyor olacağız. Üç ayın sonunda grubun dinamiği ne durumda bakacağız, ona göre projeye devam edip etmeme kararını alacağız. Güzel sonuçlar alırsak bu projeyi daha da büyütüp daha fazla gruplar oluşturup belki daha farklı semptomlarla gelen arkadaşlarla genişleteceğiz.

HANDE SANCAKLI: Otizm tanısı almış bireyler bir etiket taşıyorlar, sosyal uyum sorunları yaşıyorlar, okula intibakla ilgili sorun yaşıyorlar. Genelde okullar otizmli çocukları sınıfta istemiyorlar gibi… Üstün tanısı almış bireylerde de böyle bir etiket var. Her şeyi başarır, yapar… “Bu çocukların yeri burası değil, biz bu çocuklarla çalışmak istemiyoruz” her iki gruba da söylenen ortak bir cümle. Bu ülkenin sınırları içerisinde hem üstünlerin gidebileceği hem de otizmlilerin gidebileceği ayrı bir okul yok. Ben kendi evimizin doğal ortamında gelişen bu durumun aslında yapılandırılmış bir ortamda iki grubun da birbirini görmesi, fark etmesi adına iyi olacağını düşündüm. “Evet benim yaşadığım zorluk var ama onun da yaşadığı zorluk varmış, onu da toplum kabul etmiyormuş, o da arkadaşlık kurmakta zorluk çekiyormuş” gibi kendi hissettiklerini başka birinin de hissettiğini hissetmek pek çok insana iyi gelen bir duygu.

Türk Psikoloji Öğrencileri çalışma grubuna da anons ettik çalışmamızı. Çok beğendiler, gönüllü oldular. Onlar da destekleyecekler. Bu ikili grupların başına 3 ya da 4. sınıf psikoloji öğrencileri gelecek. Onlar için de güzel bir tecrübe olacak. Birlikte eşleşmiş arkadaşlarımıza da bir sorunları olduklarında her an danışabilecekleri bir yardımcıları olacak… Proje herkesin katkısına açık. Umuyoruz ki, projenin sonunda birbirini daha çok fark eden, birbirini daha iyi anlayan, empati duygusu yükselmiş ve kendini daha zengin hisseden bireyler çoğalacak.