Özel gereksinimli çocukların eğitiminde en sık tartışılan konulardan biri gölge öğretmenler, diğer bir adıyla kolaylaştırıcı kişiler. Peki, bu alanda çalışanlar neler yapıyor? Gölge öğretmen Gizem Yıldız ile konuştuk.

Gölge öğretmen olarak neler yapıyorsunuz?

Öncelikle eşlik ettiğim öğrencinin sınıfa uyum göstermesi için çalışıyorum. Mesela Yiğit ile okula gitmeye ilk başladığımızda, pat diye sınıfa girerdi. Ben ona verdiğim sözel ya da fiziksel ipuçlarıyla ve yaptığımız  tekrarlarla sınıfa kapıyı vurarak girmesi davranışını kazandırdım. Bu sadece bir örnek. Yiğit ilk başta sınıfa girdiğinde boş bulduğu her yere otururdu. Çantası sırtında hiçbir şey yapmadan öyle dururdu. Yanındaki arkadaşlarının eşyalarını alırdı. Problem davranışları da vardı. Şimdi artık böyle değil. Sınıfa girdiğinde nereye oturması gerektiğini biliyor. Çantasını çıkarıyor. Çantasından kalemini, defterini, kitabını çıkartıyor. Montunu askıya asıyor.

Yiğit kaçıncı sınıfta?

Pandemiden önce 3. sınıfa gidiyordu. Şu anda mecburen biz de ara vermek zorunda kaldık.

Yiğit’in sınıfa uyum sağlama süreci nasıl oldu?

Yiğit’in ilk zamanlar sese karşı aşırı hassasiyeti vardı. Öğretmen sesini biraz fazla yükseltse hemen tepki veriyordu. Bunun da öğretimini yapıyorum. Öğretmen sesini biraz yükselttiğinde Yiğit’i hemen sözel olarak pekiştiriyorum “Bravo çok sakinsin” gibi. Hassasiyeti halen var lakin ilk zamanlardaki gibi değil. Yiğit artık 45 dakika derste duruyor. Tabi zamanla öğretim ve tekrarlar yaparak ve önemlisi bağımsız olarak yaptığı her olumlu davranışı pekiştirerek basamak basamak ilerliyoruz.

Sınıftaki diğer öğrenciler Yiğit’ten nasıl etkilendi?

Yiğit’i tanımak onlar için de büyük bir tecrübe oldu. Yiğit okuma yazmayı yavaş yavaş sökmeye başladığında, bir sınıf arkadaşı “Ben Yiğit’in okuyacağını hiç düşünmemiştim!” dedi. Ama bunu söylerken de Yiğit okuyabildiği için öyle mutluydu ki.  Buna benzer çok şey yaşadık. Ben onlara küçük görevler veriyor ve onların anlayabileceği şekilde otizmi anlatıyordum. “Yiğit bazen sizin gibi düşünemeyebilir” ya da “Sizin gibi sohbet edemiyor ama edecek. Her şey zamanla”  gibi açıklamalar yapıyordum.   Problem davranışları istemeden yaptığını, daha farklı geliştiğini onların anlayabileceği şekilde söylüyordum.  Böylece,  çocuklar her şeyden önce otizmin ne olduğunu ve otizmli bireye nasıl davranmaları gerektiğini öğrendiler.

Yiğit şimdi ne durumda?

Pek çok bağımsız davranış kazandı. Teneffüs zili çaldığında montunu giyip bahçeye çıkması ve tekrar zilin çalmasıyla sınıfa dönmesi gibi mesela. Onun bağımsız olarak bazı şeyleri yapabildiğini gördükçe ben de bir tık geri çektim kendimi.  Artık sınıfta beni görmeyeceği şekilde arkasında oturuyorum. Asıl amacım sınıf içinde değil, sınıf dışında olmam. Tabi bunlar hep zamanla.

Sınıf arkadaşları ile Yiğit’in ilişkisi nasıl?

Güzel bir ilişki kuruldu aralarında. Hava soğukken bahçeye çıkamadıklarında arkadaşları onu alıyor, el ele koridorda geziyorlar. Koridorda gezerken ben bir iki adım değil epey uzakta duruyorum. Çünkü onlar Yiğit ile ilişki kurmaya başladılar. Sınıf içinde arkadaşları tahtaya resimler çizerken Yiğit’i de alıp götürüyorlar. Bunlar benim söylememle değil,  kendiliğinden oldu. Yiğit’in öğrendiği harfleri, kelimeleri yazıp “Yiğit bu ne? Bunu oku” diyorlar. Yiğit grup etkinlikleri ve oyunlarda da pek katılmazken katılmaya başladı. Yiğit şimdi birçok şeyi başaran bir öğrenci.  Başlangıçta problem davranışları yoğun olarak yaşayan bir çocuktu. Bu çocuklar bu sınıflarda olmaz diyenlere de aksini gösteren çok güzel bir örnek oldu.

Biraz da sizin nasıl gölge öğretmen olduğunuza gelirsek… Gölge öğretmen olmadan önce otizm hakkında neler biliyordunuz?

Ben otizmle ilgili hiçbir şey bilmiyordum. Otizm dediklerinde tedavisi olabilen bir hastalık sanıyordum. Öyle olmadığını sonra öğrendim. Ablam bana otizmli bir çocuk için gölge öğretmen arandığından bahsetti. Ben “yapamam” dedim. “Ama sen çocukları çok seviyorsun, bir deneseydin”  dedi. Gerçekten de çocuklarla çok iyi anlaşırım, özellikle yeğenlerimle. Onlarla çocuk olur, oturur evcilik oynarım. Çok da keyif alırım bundan.  Ama söz konusu otizm olunca yapamam diye düşündüm. Çünkü hiçbir bilgim yoktu. Öfke nöbeti geçirdiğinde nasıl kontrol etmem gerektiğini bilmiyordum. Öz bakım becerileri nasıl kazandırılır bilmiyordum.

Peki, bu halde hemen başladınız mı?

Hayır. Önce gölge öğretmenlik eğitimine gittim. Yavaş yavaş öğrendim. İlk gölge öğretmenlik yapacağım çocuğun özel eğitim öğretmeni de bana çok yardımcı oldu. Örneğin çocuk bir şey düşürdüğünde ben alması için yardım ediyordum. Alıp ona veriyordum. Bir şey yapamadığında onun için yapıyordum. Öğretmeni bana “Sen yardım ettiğini düşünüyorsun ama aslında zarar veriyorsun” demişti.  Ben de konudan o kadar uzaktım ki “Niye zarar vermiş olayım?” diye düşünmüştüm. Sonra oradaki görevin çocuğun yere düşürdüğünü almayı öğrenmesi, alamadığı zaman bu hareketi  tekrarlayarak ona öğretilmesi olduğunu anladım.

Gölge öğretmenlik ya da kolaylaştırıcı kişi olmak isteyenlere tavsiyeniz var mı?

Bu işe başlamadan önce gölge öğretmen adaylarının özel eğitim konusunda bir ön eğitim almalarını öneriyorum. Gölge öğretmenlikle de ilgili eğitimler var. Ben de kendimi geliştirmek için üç aylık bir eğitime katıldım. Bu işte sabır ve enerji de çok önemli. Beş dakika sonra karşınızda çok farklı bir çocuk olabiliyor. Bunlara hazır olarak,  otizmin ne olduğunu bilerek ve özel eğitim konusunda bir ön eğitim alarak bu işe başlanmalı.  Bir de şunu unutmamalı,  karşınızdaki otizmli olsa da neticede bir çocuk. Onun bireysel özelliklerini göz önünde bulundurmanız gerekiyor.

Gölge öğretmen kim değildir? En çok hangi konuda yanılıyorlar?

Ben gölge öğretmen olduğumu söylediğimde “Bakıcı mısın?” diyorlar.  Anlatıyorum, pek anlaşılmıyor. Bu konuda bilgisi olmayan gölge öğretmen adayları da bazen çocuğun yanında oturup ihtiyaç duyduğunda kalemini, defterini ona vermek ya da yemeğini yedirip içirmek olarak düşünebiliyor yapacaklarını. Oysa tam aksine gölge öğretmen çocuğun bunları yapabilmesi için onu destekleyen kişidir.

Gölge öğretmenlerin kolaylaştırıcı kişi olarak okula girmesine imkan tanıyan mevzuat ile ilgili ne düşüyorsunuz?

Gölge öğretmen olduğumu bilen bazı veliler bana sosyal medya hesaplarından yazıyorlar.  “Biz de gölge öğretmen tutmak istiyoruz ama maddi durumumuz el vermiyor” diyorlar. Gölge öğretmen keşke devlet tarafından temin edilseydi diye düşünüyorum. Böylece birçok özel gereksinimli çocuğumuzun kaynaştırma eğitimi alması sağlanabilirdi. Fakat şu an maddi imkansızlıklar nedeniyle yaşanan bir sıkıntı var ve ben buna çok üzülüyorum.

Bu işi yapmanın sizi en mutlu eden yanı nedir?

Yiğit ilk zamanlar da okuma yazma bilmiyordu. Yazarken de kocaman bir A yazardı. Şimdi artık o çizgiye dikkat ederek yazmasından tutun, yanlış okuduğunda duraklayıp tekrar okuması, sayılarda 200’e kadar sayması ve yazması…  Bu başarılarında benim de biraz olsun payım olduğunu bilmek çok mutlu edici. İyi ki bu işi yapıyorum diyorum. Eve gittiğimde “anne Yiğit bugün bunu yapmaya başladı biliyor musun?” demek bile çok güzel.

Gelecek için nasıl planlarınız var?

Şu an çocuk gelişimi bölümünde okuyorum.  En büyük hayalim okulumu bitirdikten sonra bir kreş açmak.  İçinde bolca kaynaştırma öğrencisinin de olduğu bir kreş olmasını istiyorum.

Anaokulunda öğretmenlerin otizmli çocuklardan bahsederken “Sınıfın düzenini bozuyor, bütün işi bırakıp o çocukla da ilgilenemiyorsun. Çok zor” diye bahsettiklerini duyuyorum. Bunu her duyduğumda keşke ben orada olsaydım, orada çalışsaydım, bir şeyleri değiştirebilirdim diye düşünüyorum hep. Özel gereksinimli çocuklar için bir şeyler yapmak istiyorum.  Hayallerim ve planlarım bu yönde.