Özel eğitim alanına getirilen kameralı görüntüleme sistemi, eğitimciler bir yana en çok biz aileleri ve çocuklarımızı olumsuz etkileyecek.

 

 

 

Yazı: Parin YAKUPYAN-

ÖÇED Yönetim Kurulu Başkanı

ve otizmli genç annesi

 

Özel eğitime giden birçok velinin tek bir amacı vardır: “Çocuklarının bağımsız şekilde hayata katılması, akranlarının düzeyine ya da yakın bir noktaya erişmesi”. Bizler anneler olarak, 8+4 seansı yetersiz bulurken, öncelikle ders sürelerimiz 40 dakikaya düşürülmüş, ardından zaten yetersiz olan eğitimimizin içi boşaltılmaya başlanmıştır. Bizler çocuklarımız için bir gelecek planlarken birilerinin onların geleceği ile oynamasına razı değiliz ve olmayacağız. Bizler çocuğumuzun özel gelişim göstermesinden dolayı özel eğitim alıyoruz ve bu bizim en doğal hakkımız. Bu hakkımızın “çocuğumuzun bireysel farklılığına göre” yapılmasına yöneticilerimizin de destek olmasını bekliyoruz. Bu sebeple, faaliyete geçirilen sistemin doğuracağı sorunları görmeli, daha uygun bir denetleme mekanizması getirmeliler. Milli Eğitim Bakanlığı’nın 1 Eylül 2018 tarihi itibariyle özel eğitim ve rehabilitasyon merkezlerine getirmiş olduğu kamera sistemi, bu açıdan önemli. Yeni sistem, çocuklarımız ve biz özel gereksinimli birey velileri açısından ciddi sorunlar teşkil ediyor. Bu sorunları maddeler halinde sıralarsak;

1- Kurumlar öncelikle çocuklarımızı getirmeye odaklanacaktır. Çocuklarımızın aldığı eğitimin içeriğinden ziyade sadece gelmelerine odaklı bir sistem ise, başlı başına özel eğitimin amaçlarına aykırı olacak ve eğitimin kalitesi düşecektir.

2- Aynı ay içerisinde bile birçok kez eğitimci değişikliği olabilecektir. Bunun sebebi de yine çocuklarımızın belirlenen 8 seansı tamamlamasıdır.

3- Çocuklarımız hasta olduğunda veya herhangi acil bir iş durumunda derslerimizi telafiye ayırma durumumuz zorlaşacaktır.

4- Çocuklarımız okul saatlerinde (Okula gitmiyor olsalar bile, okul kayıtları varsa) kesinlikle o saatlerde özel eğitim hizmetinden faydalanamayacaklardır. Bu konuda biz veliler olarak yaptığımız esneklik ortadan kalkmış olacaktır.

5- Çocuklarımızın öğrenmeye en uygun olduğu zaman diliminde değil, sistemin en uygun olduğu zaman diliminde özel eğitim hizmetlerinden faydalanacaktır.

6- Çocuklarımız, hiçbir örneği bulunmayan bir şekilde ders giriş ve çıkışlarında yüzlerini kameraya dönüp teşhis edilebilecek bir halde eğitim almak zorunda bırakılacaktır.

7- Aldığımız grup eğitimleri ya kalkacak ya da homojen olmayan bir yapıda karşımıza gelecektir.

8- Çeşitli bölgelerden oluşan ve değişik iklim koşularının yaşandığı ülkemizde birçok çocuğumuz bu sistem ile mağdur olacaktır, eğitimleri aksayacaktır.

9- Çocuklarımızın metalaştırılmasının önü açılmış olmaktadır.

10- Denetlemenin başka türlü yolları bulunabilecek iken, çocuklarımız ve bizler rencide edilerek bu iş yapılmaktadır.

Ayrıca sizlere anayasal olarak güvence altına alınan haklarımızın bir kısmından bahsedeceğim:

Anayasanın 10. maddesinde; “Herkes, dil, ırk, renk, cinsiyet, siyasi düşünce, felsefi inanç, din, mezhep ve benzeri sebeplerle ayrım gözetilmeksizin kanun önünde eşittir. Hiçbir kişiye, aileye, zümreye veya sınıfa imtiyaz tanınamaz. Devlet organları ve idare makamları bütün işlemlerinde kanun önünde eşitlik ilkesine uygun olarak hareket etmek zorundadırlar.” der.

Engelli çocuklarımız haricinde hiçbir eğitim sistemi çocuğu kamera sistemiyle kontrol etmezken, sadece engelli çocuklarımız için reva görülen sistem, bu yanıyla anayasaya aykırıdır.

20. maddede “Herkes, özel hayatına ve aile hayatına saygı gösterilmesini isteme hakkına sahiptir. Özel hayatın ve aile hayatının gizliliğine dokunulamaz. Adli soruşturma ve kovuşturmanın gerektirdiği istisnalar saklıdır.” der.

Yine sadece engelli çocuklarımızın özel hayatına saygı gösterilmemesi de anayasaya aykırıdır. Kamera tarafından çekiliyor diye bazı velilerin çocuklarının rehabilitasyon eğitimine ara verdiklerini duyuyoruz.

42. maddede “Kimse, eğitim ve öğretim haklarından yoksun bırakılamaz. Devlet, durumları sebebiyle özel eğitime ihtiyacı olanları topluma yararlı kılacak tedbirleri alır.” der. Dolayısıyla çocukları sistemdeki aksaklıklar yüzünden 8 saatlik eğitim hakkından mahrum bırakan bir sistem anayasaya aykırıdır.

Ayrıca ülkemizin altına imzasını attığı uluslararası anlaşmalar, bildiriler ve sözleşmeler bulunmaktadır.

Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 8. maddesi Özel Hayatın ve Aile Hayatının Korunması ile ilgilidir. Bu maddede “Herkes özel ve aile yaşamına, konutuna ve haberleşmesine saygı gösterilmesi hakkına sahiptir.” der.

Engellilerin Haklarına İlişkin Sözleşme’de yine ülkemizin imzası bulunmaktadır. Bu sözleşmenin giriş bölümünün (h) bendinde “Bir kişinin engelli olduğu için ayrımcılığa maruz kalmasının her bireyin doğuştan sahip olduğu insanlık onuru ve değerinin de ihlal edilmesi anlamına geldiğini de kabul ederek…” der. Toplumumuzda devletimizin desteği ile yapılan hangi eğitim türü bu şekilde bir ayrımcılıkla denetleniyor? Ancak özel gereksinimli bireyler ve aileleri sadece şu an bu şekilde bir denetime tabi tutuluyor. Aynı bölümün (i), (j), (v) (w), (y) bentleri de benzer hususlara değinmektedir. (o) bendinde ise; “ Engellilerin kendilerini doğrudan ilgilendirenler de dâhil olmak üzere politika ve programlarla ilgili karar alma süreçlerine etkin olarak katılabilmeleri gerektiğini dikkate alarak…” der. Oysa ülkemizde bizim çocuklarımız için yapılan hiçbir işte doğrudan ya da dolaylı olarak fikrimiz alınmıyor ki! Bizim adımıza başkaları karar veriyor ama bu işin içinde biz de varız. Aksayan yönlerini biz görüyoruz. Biz çocuklarımız için tabii ki en iyisini istiyoruz.

 

Aynı sözleşmenin 1. maddesinde sözleşmenin amacı olarak “Engellilerin tüm insan hak ve temel özgürlüklerinden tam ve eşit şekilde yararlanmasını teşvik ve temin etmek ve insanlık onurlarına saygıyı güçlendirmektir” der.

7. maddesinin 2. fırkasında taraf devletler “Engelli çocuklarla ilgili tüm eylemlerde çocuğun çıkarının gözetilmesine öncelik verir” der.

Aynı sözleşmenin 3, 4, 5, 8, 22, 24, 26. maddeleri de bahsettiğim konularla ilgilidir.

Ve ayrıca Medeni ve Siyasi Haklara İlişkin Uluslararası Sözleşme’nin 17. maddesi de yapılan uygulamanın  karşıtı bir maddedir.

Zaten hayata geriden başlayan, hayat yarışını yakalamak için azami bir çırpınış içerisinde olan bizlerin şevki ve azmi,  başta anayasada, sonra uluslararası sözleşmelerde ve uluslararası hukukta hiçbir zemini olmayan bu gibi uygulamalar ile kırılmamalıdır. Bizler bu hayatta çocuklarımızın normal gelişen akranları ile aynı hak ve statüde olmalarını istiyoruz. Bizden sonrası için onların haklarını şimdiden savunmak zorundayız. Hayata bu konumda ve şekilde başlamak ne çocuklarımızın ne de bizlerin tercihi ama rencide etmeyen ve özüne uygun bir denetim mekanizması kurmak sizlerin tercihi olacaktır. Ve biz bunun gerçekleşeceğine inanıyoruz.