Çocuğumuzun konuşmasını niye bu kadar çok istiyoruz? Çünkü çocuğumuzun etrafındakiler ve bizimle iletişimde bulunmasını, kendini ifade edebilmesini ve girdiği ortamda kendi başının çaresine bakabilmesini istiyoruz.

Otizmli çocuklarımızın büyük çoğunluğunda yaşadığımız en büyük zorluklardan biri, çevresiyle ya da bizimle iletişim kuracak yeterli repertuarlarının olamamasından dolayı konuşmanın gelmemesiyle birlikte genişletmeye çalıştığımız dünyalarının daha da sınırlanması oluyor.

İstatistiklere bakarsak otizmli çocukların %40’ı hiç konuşmuyor veya konuşamıyor. % 60’ının arasında da tek tük kelime söyleyenlerden, uzun cümlelerle konuşanlara kadar giden geniş bir yelpaze var. Bu istatistiklere bakarsak çocuğumuzun konuşma ihtimaline yakın konuşmama ihtimali ile de karşı karşıyayız aslında.

Peki, çocuğumuzun konuşmasını niye bu kadar çok istiyoruz? Çünkü çocuğumuzun etrafındaki kişilerle ve bizimle iletişimde bulunmasını, kendini ifade edebilmesini, isteklerini, istemediklerini, duygularını, girdiği ortamda kendi başının çaresine bakabilmesini istiyoruz.

Ama bunları yapabilmesi için mutlaka sözel olarak konuşması gerekli mi gerçekten?

Gerçekte, hayır. Bizler de başkaları ile iletişim kurmak, kendimizi ifade etmek için sadece sözel iletişimi kullanmıyoruz ki zaten… Hatta oğullarımın nesline bakarsak, mecbur kalmadıkça sözel iletişim kullanmayı hiç tercih etmiyorlar 🙂

Bunun en güzel örnekleri: Restoranda hesabı isterken yaptığımız “imza atma” işareti, arkadaşımıza yazdığımız e-mail / mesajı ya da AVM’de bağıran çocuğumuza parmağımızla yaptığımız “sus” işareti…

Örneklerden de gördüğünüz gibi aslında farkında olmadan o kadar farklı yollarla iletişim kuruyoruz ki çevremizle. Çünkü hepimizin iletişim repertuarında, sözel iletişimin (konuşma) dışında genel olarak diğer kişiler tarafından anlaşılabilen alternatif iletişim yolları da var. O zaman, çocuğumuzu konuşma  anlamında gereken tüm terapiler ile desteklemeye devam ederken niye alternatif iletişim yolları ile repertuarını genişletmek için de bir şeyler yapmayalım?

Tabii ki, hepimizin amacı ve tüm çabaları çocuğumuzun ana iletişim yolunun bizler gibi sözel olması. Ama ya çocuğumuz, o yüzde 40’lık dilimin içindeyse ya da o büyük güne giden zaman dilimi çok uzun sürerse… Çocuğumuz o süre içinde nasıl iletişim kuracak? Biz ona öğretmezsek, o kendi bir yolunu mutlaka bulacaktır ama kendi başına bulacağı yolun bizim hoşumuza gitmeyeceği kesin:) Ben iletişimin her şey, konuşmanın ise iletişim kurma yollarından sadece biri (PECS, Board Maker, işaret dili, voice devices,vs.) olduğuna inanıyorum. Tüm çocuklarımızın en az kendilerini ifade edebilecek düzeyde iletişim kurabilmeleri için gerekli repertuara sahip olması, bunun konuşma kadar önemli ikinci hedefimiz olması gerektiğini düşünüyorum.