UDEMKO2023: ERKEN MÜDAHALEDE 3N: NE, NEREDE VE NASIL

  1. Uluslararası Katılımlı Ulusal Disiplinlerarası Erken Çocuklukta Müdahale Kongresi UDEMKO2023’ü ve erken çocuklukta müdahaleyi Kongre Eş-Başkanı Prof. Dr. İbrahim H. Diken ile konuştuk.

UDEMKO ülkemizi en saygın, yoğun katılımlı ve etkin kongrelerinden biri. Bu kongreyi kimler düzenleniyor?

UDEMKO, son 2 yıldır Erken Çocuklukta Müdahale Derneği (EÇOMDER) Anadolu Üniversitesi Engelliler Araştırma Enstitüsü, Isparta Süleyman Demirel Üniversitesi Tıp Fakültesi ve Eğitimi Destekleme Vakfı (EDEV) ile birlikte düzenleniyor. Dünya Erken Müdahale Birliği (International Society on Early Intervention-ISEI) ve Avrupa Erken Çocuklukta Müdahale Derneği (Eurlyaid-The European Association on Early Childhood Intervention-EAECI) tarafından da destekleniyor.

 UDEMKO’nun ülkemizdeki benzer kongrelerden farkı nedir?

Diğer kongrelerden farkı daha odaklı olması. Örneğin diğer genel eğitim ve özel eğitim kongrelerinde tüm yaş grupları varken, okulöncesi ve çocuk gelişimi kongrelerinde tipik gelişime daha çok odaklanılırken, bizim kongremiz gelişim geriliği ya da yetersizliği olan, risk altındaki küçük çocuklar, aileleri, uzmanları ve eğitimcileri kapsıyor.

Her yıl bu kadar yoğun ilgi görmesini neye bağlıyorsunuz?

Erken çocukluk ciddi şekilde dikkat çekilen bir konu haline geldi ülkemizde. Dolayısıyla da erken müdahalede tüm dünyada ve ülkemizde önemli bir farkındalık oluştu. Bu bağlamda da doğal olarak UDEMKO insanların ilgisini çekiyor. Çünkü artık daha küçük yaş grubundaki çocuklar müdahale sürecine dahil oluyor. Örneğin otizmi düşündüğümüz zaman artık 1,5 yaşındaki çocukların tanı sürecine girdiğini ve bize geldiğini görüyoruz. İşitme, görme, serebral palsi gibi doğuştan yetersizliği olan çocuklarda da erken farkındalık arttıkça hizmet ve bilgi talepleri de artıyor.

 UDEMKO2023’ün ana teması nedir?

UDEMKO2023’ün ana teması “Erken Müdahalede 3N: Ne, Nerede ve Nasıl”. Kongre 05-08 Ekim 2023 tarihlerinde Anadolu Üniversitesi Öğrenci Merkezinde gerçekleştirilecek. Gelişimsel geriliği/yetersizliği olan ya da risk altındaki küçük çocuklar ve aileleri hakkındaki en güncel ve bilimsel bilgiler, kongrede Erken Çocuklukta Müdahale alanında uluslararası ve ulusal alanda tanınan uzmanların yer alacağı davetli konuşmalar, paneller, sözlü ve poster bildiriler ile katılımcılar ile paylaşılacak.

UDEMKO2023’nin amaçlarını biraz açıklar mısınız?

Uluslararası Katılımlı 7.Ulusal Disiplinlerarası Erken Çocuklukta Müdahale Kongresi (UDEMKO2023) birden çok amaca hizmet ediyor. Bu amaçlar arasında 0-6/8 yaş aralığında gelişimi farklı ya da riskli olan çocuklar ve ailelerine yıllardır ülkemizde hizmet sunan farklı disiplinlerden gelen uzmanların ortak bir dil oluşturmasını sağlamak, uluslararası katılımcılar ile diğer ülkelerdeki erken müdahale sürecini ve uygulamalarını ülkemiz alan uzmanlarına tanıtmak, ülkemizde erken çocuklukta müdahale alanında farklı disiplinlerden gelen uzmanların yaptıkları çalışmaların bilimsel bir bağlamda paylaşılmasına imkan vermek, ülkemizde var olan erken çocuklukta müdahaleye ilişkin uygulamaların (program ve değerlendirme araçları gibi) eğitimlerini sağlamak bulunuyor.

 Hangi alanlardan katılımcıları bekliyorsunuz?

UDEMKO2023; 0-6/8 yaş aralığında gelişimi farklı ya da riskli olan çocuklar ve ailelerine farklı disiplinlerde hizmet veren alanları kapsıyor. Ancak herhangi bir disiplin ile de sınırlı kalmıyor. Bu kapsamdaki başlıca alanlar Çocuk Gelişimi, Çocuk Psikiyatrisi, Çocuk Nörolojisi, Dil ve Konuşma Terapistliği, Ergoterapi, Fizyoterapi ve Rehabilitasyon, Gelişimsel Pediatri, Odyoloji, Okulöncesi Öğretmenliği, Özel Eğitim, Psikoloji, Psikolojik Danışmanlık ve Rehberlik, Sosyal Hizmet olarak öne çıkıyor. Erken çocuklukta müdahale ile ilgili belirtilen bu disiplinlerden gelen uzmanlar, öğretmenler, ebeveynler, öğrenciler, resmi görevliler ve diğer ilgililer katılımcı oluyor. UDEMKO2022’ye özellikle lisans öğrencilerinin büyük talebi ile 1000’den fazla katılımcı oldu ve bu yıl da aynı sayıyı bekliyoruz.

 Hangi konu başlıkları öne çıkıyor?

UDEMKO2023’de erken çocuklukta müdahale 0-6/8 yaş döneminde gelişimi farklı ya da riskli olan çocuklara ve ailelerine farklı disiplinler tarafından sunulan hizmet süreci olarak tanımlanıyor. Bu tanım kapsamında, kongredeki farklı konu başlıklarını kapsıyor. Bunlar arasında; erken çocuklukta müdahalede önleme, erken çocuklukta müdahalede vaka bulma, tarama, tanılama ve değerlendirme, bilimsel dayanaklı/etkili erken çocuklukta müdahale uygulamaları (Gelişimsel, eğitsel gibi), okulöncesi özel eğitim, erken çocuklukta kaynaştırma, erken çocuklukta müdahaleye ilişkin yasal konular, erken çocuklukta müdahalede aile katılımı ve eğitimi (aile-merkezli uygulamalar), erken çocuklukta müdahalede kültürel ve dilsel farklılıklar erken çocuklukta müdahalede geçiş süreci, erken çocuklukta müdahalede mesleki eğitim konu başlıklarını saymak mümkün.

 Özel eğitim ve erken çocuklukta müdahale arasında nasıl fark var?

Özel eğitim denilince akla sadece eğitim kavramı geliyor. Ama biz erken çocuklukta müdahalenin içine eğitsel, davranışsal, psikolojik ve tıbbi olarak tıbbi müdahaleleri de dahil ederek disiplinlerarası kapsamlı bir çalışma olarak bakıyoruz. Yaş grubu olarak özel eğitim; okulöncesi, okul dönemi ve yetişkinliği kapsarken, erken müdahale 0-6 ya da 8 yaşa kadar olan çocukları ve ailelerini kapsıyor.

Kongrenin iki yılda bir düzenlenmesi konusunda da bir değişiklik oldu sanırım…

Evet, iki yılda bir idi ama her yıla dönüştürdük. Çünkü UDEMKO2022 kongremize özellikle lisans öğrencilerinin büyük talebi ile 1000 kişiden fazla katılım oldu ve her yıl yapmamız için onlardan talep aldık. Şimdi kongremizi her yıl olacak şekilde gerçekleştirmeyi planlıyoruz.

Son zamanlarda erken çocuklukta tanının artması ile aileler şunu merak ediyor… Gelişimsel farklılığa sahip çocuk sayısı mı yükseldi yoksa kayda geçme oranları mı arttı?

Otizm gibi tanılarda, ‘Buna ne neden olur?’ sorusunun cevabı hala yok. Ama çağımızın teknoloji çağı olması, 2 yıl süren bir pandemiden çıkmamız, çocukların gelişimsel anlamda akranları ile birlikte zaman geçirmesinin sınırlı olması, evde fazla teknolojiye maruz kalmaları gibi durumlar riski ya da davranışları olumsuz anlamda daha da tetikliyor. Çocuklar pek çok alanda gelişimsel gecikme dediğimiz sürece girebiliyor. Özellikle pandemi sürecinde akran etkileşiminin sınırlı olması, tek çocuklu ailelerin artması, tek çocuklu ailelerde anne-baba çalışırken zar zor kendine bakabilen anneanne ya da babaannenin bakması gibi durumlar çocuğun uygun, zengin uyaran dediğimiz, dil girdisi ve sosyal-etkileşim girdisinden yoksun kalmasına yol açabiliyor. Beraberinde çocuğun tek başına tablet ve ekran ile kaldığı sürenin artması da, bu durumları olumsuz anlamda tetikliyor. Bununla beraber aileler ekonomik ve eğitsel düzey anlamında daha bilinçli. Genç ebeveynler çocuklarının gelişimini daha ciddi takip etmeye başladılar. En ufak bir farklılığı bile müdahaleye dönüştürecek şekilde talepte bulunabiliyorlar.

Ben 1972 doğumluyum. Benim dönemlerimi düşündüğünüz zaman ebeveynlerimiz belki bu kadar farkında değildi. Belki o zamanlar yürüme önemliydi fakat konuşmanın gecikmesi ya da bilişsel anlamda belli becerilere ve kavramlara sahip olunmaması üzerinde çok durulmazdı. Özellikle ebeveynler “her dediğimi anlıyor”u teyit ettiklerinde, ‘Nasılsa diğer kısımları da büyüdüğünde öğrenir,’ diye duruma bakıyorlardı. Fakat günümüzde bu paradigma değişiyor. Ebeveynler çocuk gelişimini daha iyi takip ediyorlar. Bu konuda çocuk doktorları da daha bilinçli ve eskiye kıyasla daha farklı yönlendirmeler yapıyorlar. Ayrıca çocuk nörolojisi ile çocuk ve ergen psikiyatrisi alanlarındaki uzman sayısı arttığı gibi, alan da genişledi. Bu sayede de daha erişilebilir oldular. İnternet üzerinden gelişimi takip etmek ve çocukların durumunu ortaya koymak herkes için ulaşılabilir bir seçenek haline geldi. Artık herkesin elinde akıllı telefon var ve “6 aylık bebek neler yapar?” diye sordukları zaman bu bebeğin gelişimsel göstergelerine erişebiliyorlar. Bunların hepsini birleştirince ebeveynler daha tipik gelişim gösteren çocuklara sahip olabilmek için en ufak sapmaları dahi fark edip hemen bir doktora ya da müdahaleye yönelebiliyorlar. Bunlar tanı düzeyine girmeyecek riskler olsa da, o risk büyümeden ve ileride çocuğun akranı ile arasında fark açılmadan müdahale edilebiliyor. Riski ortadan kaldırmayı ve ileride yetersizliğe, daha sonra da toplum tarafından engelli bir duruma dönüşmesini engellemek adına erken müdahale önem taşıyor. Erken müdahale bence önleme demek. Var olan durumun kötüye gitmesini önlüyor. Daha iyiye gitmesi için de desteklemiş oluyoruz.

Aileler çocuklarının gelişiminde sapma ya da farklılık görseler de, bir uzmana gitmede gecikebiliyorlar. Bu konuda siz ne düşünüyorsunuz?

Otizm gibi bir durumda çocuğun fiziksel görüntüsünde bir farklılık olmadığından, bir motor yetersizlik söz konusu değilse ad kondurmak istemiyorlar. Özellikle bu otizm orta ya da ağır düzeyde seyretmeyip, zihinsel yetersizlik eşlik etmiyorsa, atipik otizm dediğimiz gruptaysa çok fazla göz ardı edilebiliyor. Çocuklarının etiketlenmesini de istemiyorlar. Bu bağlamda da, ‘nasılsa düzelir’ diye düşünerek tanı sürecine girmeyi geciktirebiliyorlar. Özellikle aile büyüklerinin duruma ilişkin yorumları (“babası da böyle idi!”) hatta bazen karar mercii olmaları da çocuğun tanı sürecini ister istemez geciktiriyor.

 Erken farketme ve kabulün aileye ne gibi faydaları oluyor?

Erken farketme ve kabul, ailenin erken iyi oluşu demek aynı zamanda. Hem aile kendisine sağlanacak psikolojik desteğe hem de çocuk ihtiyaçları doğrultusunda sağlanacak desteğe ne kadar erken ulaşırsa ileride bunun faydasını daha çok görüyorlar. Yapılan araştırmalar erken müdahale sürecine ne kadar çabuk başlanırsa o kadar faydalı olduğunu gösteriyor. Yapılan 1 dolarlık yatırım size 7-8 dolar olarak geri dönüyor. Ekonomik anlamda da böyle bir boyutu var.

 Bu ekonomik boyut kısmını biraz açar mısınız?

Diyelim ki, bir çocuk motor becerileri anlamında gerilik gösteriyor. Motor beceri egzersizlerinde, büyük kas ve küçük kaslara ne kadar erken müdahale edilir, ona ilişkin tekrarlar/pratikler yapılırsa çocuk kaslarını daha çabuk güçlendirebilir, beynine o mesajları daha erken gönderir. Bu da çocuğun yürümesini, ellerini ya da parmaklarını zamanında kullanmasına yardımcı olur. Bunu sağlamadığınız zaman yürüme gecikecektir. Çocuk belki gecikerek de olsa yürüdüğünde postürü değişmiş olacak, kambur yürüyebilecek. Konuşma ve gelişim alanları için de aynı şey geçerli. Geç müdahale olmasına rağmen belki konuşmaya başlayabilecek ama bizim gibi akıcı konuşamayacak. Sınırlı sözcük sayısı ile sınırlı cümleler üretebilecek. Bunlar zekaya da yansıyacak. Bunlara ilişkin müdahale ne kadar gecikirse, çocuk daha farklı çoklu yetersizliklere doğru gidebilir. Zamanında destek alsa yürüyebilecek bir çocuk, destek almadığı için yaşla beraber tekerlekli sandalye ile yürümesi gereken bir yetişkine dönüşecek belki de… Dolayısıyla çoklu sorunlar daha da artacak ve bunlar da hem aileye zaman, para ve uzman bulma maliyeti hem de devlete bu konularda hizmet verme maliyeti olarak yansıyacaktır.

Erken müdahaleyi yaşadığımız pandemi süreci gibi düşünün… Uzmanlar önce Covid’in ne olduğunu anlamaya çalıştılar ve hemen aşı bulma yoluna gittiler. Aşıların vurulması ile hasta olsak bile hastalığın etkisi daha sınırlı oldu değil mi? Koruyucu dediğimiz erken müdahalenin faydası oldu. Tabii burada bireysel özelliklerimiz de önemliydi. Hastalığa yakalanmaya eğilimli olmamız, akciğerimiz ve üst solunum yolundaki bireysel özelliklerimiz de durumu etkiledi. Ama genel anlamda, toplumun geneline baktığınız zaman aşı ciddi anlamda bir koruyuculuk gösterdi. Aynı mantığı çocuklarımızdaki erken müdahale sürecinde de düşünebiliriz. Dolayısıyla çocuğun ve ailenin psikolojik, sosyal, eğitsel ve gelişimsel gereksinimlerini ne kadar erken ortaya koyarsak ve bu çocuk ve ailesine ilişkin bileşenlere aile, toplum ve ülke olarak doğru zamanda uygun yoğunlukta ve içerikte müdahale edersek daha sağlıklı, psikolojik olarak iyi oluşta, üretken, eğitimli ve zengin bir topluma dönüşürüz. Çünkü toplumda her günlük yaşam becerilerinde bağımsız olamayan birey yakınındaki bir başka bireyi de kendine bağımlı hale getirir. O bireyin üretkenliğini, psikolojik olarak iyi oluşunu aşağıya çeker. Bu da doğal olarak toplumsal iyi oluşa yansır. Gerçek anlamda sosyal devlet anlayışındaki ülkeler, saydığım nedenlerle erken müdahaleye iyi yatırım yapar