TAŞIT YOLU İLE YAYA YOLUNU AYIRMAK İÇİN MİLYARLARCA LİRA NEDEN HARCANIYOR?

Araç şoförlerinin kurallara uymuyor olmaları nedeniyle yapılan Yol Ayırıcıların belediye bütçesine ve millete verdiği milyarlarca lira zarara son verilmelidir. Yanlış yere parkeden, yaya yoluna, yaya geçidine, rampa üstüne araç koyarak suç işleyen şoförler caydırıcı şekilde cezalandırılmalıdır.

Türkiye’de araç şoförlerinin yanlış park uygulamaları, vatandaşların günlük yaşam pratiklerinde aksaklıklara sebep olmakta, yaşam kalitesini olumsuz yönde etkilemekte ve her yıl binlerce şiddet olayının yaşanmasına sebep olmaktadır. Sıklıkla karşılaşılan durumlardan, araçların yaya yollarına, yaya geçitlerine ya da engelli bireyler için ayrılmış rampalara park edilmesi; yaya trafiğini engelleyip engelli bireylerin, bebekli ailelerin, yaşlıların ve diğer insanların hayata katılımını engellemektedirler. Sürücülerin araçlarını yanlış alanlara park etmelerini önlemek için çeşitli önlemler alınmakta fakat ağır cezalar ve yaptırımlar uygulanmadığı için bu önlemler de yeterli olmamaktadır. Türkiye’de hayata geçirilen uygulamalardan yol ayırıcılar (halk dilinde babalar), sürücülerin araçlarını yaya yollarına park etmelerini önlemek için taşıt yolu ile yaya yolu arasında uygulanmakta fakat soruna çözüm olmak bir yana, standartlara uygun olmayan uygulamalar sebebiyle tehlike yaratmaktadır.

Erişilebilirlik mevzuatına göre yol ayırıcıların 70 cm’den kısa olmaması gerekmektedir. Bu standarda göre diz seviyesinin altındaki yol ayırıcılar, çarpma sonucu insanların düşmesine yaralanmasına veya ölmesine sebep olabilir; diz seviyesinin üzerindeki uygulamalarda ise çarpmalar, hafif sonuçlara sebep olmaktadır. Özellikle görme engelliler, az görenler, yaşlılar ve telefonu ile ilgilenen kişilerin çok fazla çarptığı bu yol ayraçları, vatandaşların yaralanmalarına, hayatlarını engelli olarak sürdürmelerine ve hatta ölmelerine sebep olmaktadır. Türkiye’deki uygulamalara bakıldığında yol ayıraçlarının büyük bir bölümünün erişilebilirlik mevzuatına ve standartlara uygun olmadığı, 70 cm’den kısa oldukları için hayati tehlike oluşturdukları görülmektedir. Ayrıca uygulamalarda tasarım standardı da oluşturulmadığı için bu durum kent içerisinde görüntü kirliliğine de sebep olmaktadır.

Araç şoförlerinin kurallara uymaması nedeniyle oluşan sorunların ekonomik boyutu da çok ağırdır. 1 tanesi ortalama 500 lira olan ve 1- 1,5 metrede 1 adet konacak şekilde uygulanan yol ayırıcıların imalatına ve uygulanmasına milyarlarca lira bütçe harcanmaktadır. Milletin milyarlarca lirası her yıl, kurallara uymayan araç şoförleri yüzünden boşa harcanmaktadır.

Ekonomik olarak zor günlerden geçtiğimiz bu dönemlerde araçlar yaya yolunu işgal etmesin diye böyle bir bütçenin harcanıyor olması akıl dışıdır.

Yaya yolunu işgal eden araç şoförleri ve araç sahipleri, suç işlediklerini bilmektedir. Bu sebeple eğitmek, duyarlılıklarını arttırmak ne yazık ki yeterli olmamaktadır. Bu sorunun çözülmesi için yapılması gereken; kanunlara karşı gelenlerin, suç işleyenlerin gerekli cezaları almasını sağlamaktır. Bu zorunluluğu yerine getirmediğimiz taktirde bu tür suçlar işlenmeye devam edilecektir. Uygulanacak cezaların ağır olması, ikinci kez aynı suç işlendiğinde para cezası ile birlikte gelişmiş ülkelerde olduğu gibi zorunlu kamu hizmeti yapılması da suç oranlarının düşmesi için gerçekçi çözümler olacaktır.

Hukuk sistemimize göre, bu suçların ispatı için trafik polisinin olay yerinde bulunması ve araçlara ceza kesilebilmesi için suçun yerinde görülmesi gerekmektedir. Bu zorunluluk da emniyet teşkilatı içerisindeki trafik polisi sayısını etkilemekte, dolayısıyla büyük bir bütçe harcanmasına sebep olmaktadır. Gelişmiş ülkelerde olduğu gibi ülkemizde de “park polisi” denilen, silahsız personeller park cezalarının kesilmesinde görevlendirilebilir. Ayrıca bu personeller yerel yönetimler tarafından dezavantajlı bireyler arasından seçilerek, bu grupların istihdamında yeni bir alan açılmasına sebep olunabilir. Uygulamada daha iyi ve sağlıklı sonuçlar alınabilmesi için maaş ve prim usulü çalışma programı oluşturulabilir. İçişleri Bakanlığı, bu konuda yerel yönetimlerle anlaşarak ceza gelirinin bir bölümünün belediyelere aktarılması ile uygulamanın sürdürülebilir olmasına katkı sağlayabilir. Aksi halde araç şoförleri yine araçlarla yaya yollarını işgal etmeye devam ederek yaya trafiğini olumsuz etkileyecekler, kavgalara, şiddete sebep olacaklar ve yol ayırıcılara milyarlarca lira harcanmaya devam edecektir.

Sonuç olarak, şoförler ve araç sahipleri hem yayaların güven içinde hayata katılımına engel olmakta hem de büyük bir bütçe harcanmasına sebep olmaktadırlar. Halkımızın zorluk içinde yaşadığı bir dönemde milyarlarca liranın yol ayırıcılara harcanması akıl karı değildir. Çözüm için İçişleri Bakanlığı, Adalet Bakanlığı ve belediyelerin iş birliği yapması gerekmektedir.

Engelli camiası olarak erişilebilirlik mevzuatına uygun şekilde ortak akılla çözümün uygulamaya geçirilmesini talep ediyoruz.

Bir kentin ve ülkenin gelişmişliği, kaldırım yüksekliği ve yol ayırıcıların kullanımı ile ölçülür. Yüksek kaldırımlar ve yol ayırıcıların kullanımı gelişmemiş toplumlarda görülmektedir.

Adem Kuyumcu

Erişilebilirlik Uygulamaları ve İletişim Danışmanı

Engelsiz Hayat Danışma Derneği Başkanı