Aksaray’da bir ilkokulda yaşanan, bazı velilerin otizmli çocuklara ve ailelerine yönelik tutumları geçtiğimiz haftalarda Türkiye’yi ayağa kaldırmıştı. Bu olay belki ülke gündeminden düştü ama bizim aklımıza bir kere kazınmış oldu. Peki, orada neler yaşanmıştı? Olayları Aksaray Otizm Dayanışma Derneği Başkan Yardımcısı Cennet İnceöz (41) anlattı.

 Sizi biraz tanıyabilir miyiz? Kaç yaşındasınız? Kaç Çocuğunuz var? Oğlunuza otizm tanısı ne zaman konuldu?

Ben Cennet İnceöz, 41 yasındayım. Atatürk Üniversitesi AÖF’nde çocuk gelişimi okuyorum. Şu anda son sınıftayım. Oğlum doğduğundan beri çalışmıyorum.  Üç çocuk annesiyim. Oğlumun  iki ablası var. Birisi Mustafa Kemal Üniversitesi’nde Resim Öğretmenliği okudu. Diğeri de Uludağ Üniversitesi’nde hemşirelik 3. sınıf öğrencisi.  Oğlum Hüseyin 6 yaşında,  tam otizm tanısı konulması üç yaşında oldu. Üç yıldır da otizm ile mücadele halindeyiz.

Aksaray Otizm Dayanışma Derneği Başkan Yardımcısı Cennet İnceöz (41)

Ne kadar zamandır Aksaray’da yaşıyorsunuz? Çocuğunuz Mehmetçik İÖO’na devam ediyor mu?

Biz aslen Aksaraylıyız ama eşim askeri personel olduğu için Türkiye’nin yedi ayrı bölgesinde yaşadık. Emekli olması ve oğlumun otizm tanısı alması üzerine Aksaray’a taşındık.  2,5 yıldır da buradayız. Oğlum seneye Mehmetçik İÖO’na gidecekti. Bu olaylarda benim de okulda olma sebebim, bir aya yakın zamandır bazı velilerin otizmli çocuk ailelerine tepkili olmalarıydı. Son bir haftadır da, okul önünde eylem yapıyorlardı. Biz de Aksaray Otizm Dayanışma Derneği olarak, oradaki mağdur ve zor durumdaki otizmli çocuk ailesi arkadaşlarımıza destek olmak için gittik.

Tüm Türkiye’nin haberdar olduğu, çocuklarınızın okulda istenmeme olayında neler yaşandı? Bunu kısaca sizden öğrenebilir miyiz?

Olay bir seneden fazladır devam eden bir yanlışlar zincirinin son halkası aslında. Bardağa düşen son damlayı gördü Türkiye. Çünkü geçen yıl otizmli çocuklarımızın  arka kapıdan alınması nedeniyle çok sıkıntılar yaşanmıştı. Arka kapının olduğu yer bir tarlaydı ve statüsü de köy yoluydu. Kışın su birikiyor, çocuklar dizlerine kadar suyun içinden geçmek zorunda kalıyordu. Oysa ön kapının önündeki yol betondu.  Çamur dahi olmuyordu. Arkadaşlarımız kaç defa belediyeye dilekçe verdi. Ön kapıdan almıyorsunuz bari arka kapının önüne beton ya da çakıl dökün dediler. Son bir aydır da, yönetim tarafından velilere okulun tamamen otizmliler verileceği söylentisi yayılmıştı. Bunun üstüne muhtar ve okul aile birliği sosyal medyada örgütlenerek okul önünde eyleme başladılar. Bu olaylar üzerine biz de dernek olarak arkadaşlarımıza destek olmak ve oradaki diğer velilerle konuşarak eyleme son vermeleri için arabulucu olmaya gittik.

Biz iki gündür oraya gidiyorduk ama okul müdürü ve yardımcıları hiçbir şekilde bizleri ve otizmli çocuk ailelerini muhatap almadılar. Her görüşme talebimiz son derece kaba şekilde red edildi.

Son gün gittiğimiz de kapı önünde veli görmedik. Eylem bitmiş diyerek sevindik. Eylemleri de kapı önünde toplanıp otizmli çocuklar ve ailelerini sözlerle yaralamak, hakaret etmekti.   Okula girdiğimizde duyduk ki, yukarıda öğretmenler odasında, Milli Eğitim Müdürü Hayrullah Alaboyun ve veliler toplantı halinde.  O yüzden kapı önünde görememişiz meğer. Biz de çıktık yukarı. Biz de katılalım, biz de bu okulun velileriyiz, dedik. Ama içeriden yaka  paça çıkarıldık. Aşağıda bekleyin dediler. Bekledik. Ama vakit geçiyor, kimse gelmiyordu. En sonunda zil çaldı. Çocuklar gitmek zorunda, servis bekliyor. Tekrar yukarı çıktık. Müdür ve İl Milli Eğitim Müdürü karşılarında muhatap ise sayın muhtar. Bizi görür görmez muhtar yanındakilerle birlikte üstümüze yürüdü.  Hakaretler, yuhalamalar. Hem de zil çaldığı dakikalarda çocukların ve bizim de çocuklarımızın gözü önünde…

En çok içimizi acıtan da, çocukların da anne babalarıyla birlikte bize tepki göstermesiydi. Ağlayarak, isyan ederek, aşağı indik. Aşağı dediğim yer normalde otizmli çocuklarımızın annelerinin  bütün gün yavrularını bekledikleri bir oda. Bu olay üstüne aşağı indiğimizde İl Milli Eğitim Müdürü de oradaydı. Bu yuhalama olayı yaşanırken yan kapıdan aşağı inmiş kendileri.

Aşağıda “Veliler sizi istemiyor, çocuklar korkuyormuş, psikolojileri bozuluyormuş, büyük tepki var dokuz ay sabredin dedik onlara,” dedi.  Bütün bunları cep telefonu ile kaydettim ve Instagram hesabım @beirhus’da paylaştım. Akşama olayı bütün Türkiye duydu. Sabah okulun önü basın mensupları ile doluydu. “Kim çağırdı bunları?” diyerek tepki gösterdiler. “Ben çağırdım hepsini,” dedim.

Ve gerisini biliyorsunuz… Sosyal medya baskısı ile çocukların sınıflarını normal öğrencilerden ayıran paravan kapı açıldı. Aynı gün sınıfların üstünde yazan “otistik” yazısı apar topar silindi. Arka kapı kitlendi, ön kapıdan almaya başladılar.

Bu olayın öncesine dönersek, sizin okulda yaşadığınız sorunlar var mıydı?

Öncesinde de sorunlar vardı tabii ki.  28  özel öğrencinin eğitim aldığı bir yerdi. Bunların 13’ü işitme engelli, 2’si ise görme engelliydi. Arka kapıdan alınma, okuldan paravanla ayrılma… Toplam 28 özel çocuğa bir tane bile alan mezunu, hatta eğitim fakültesi mezunu öğretmen yoktu. Hoş hala da yok. Eğitim verenler işletme, psikoloji, muhasebe mezunu. Hayatlarında normal öğrenciye bile ders vermemiş bayanlar.

Basına yansıyan haberlerde diğer öğrencilerden farklı saatlerde teneffüse çıktığını okuduk. Bu doğru muydu?

Basında çıkan her şey doğru. Eksik var, fazla yok…

Bu olay yaşanmadan önce okul yönetimine hiç şikayette bulunmuş muydunuz?

Bütün bu haksızlıklar için okul yönetimi ile defalarca görüştük ama onlar hiç bir zaman bizleri velileri olarak görmediler.

Hakkınıza sahip çıktığınızda tüm Türkiye tek yürek oldu ve sizi destekledi. Nasıl hissettiniz o zaman? Böyle bir destek göreceğinizi bekliyor muydunuz?

Sabah basını sonra da televizyonda akşam haberleri gördüğümüzde şaşırdık önce. Ama sonrasında bizi gururlandırdı. Yalnız değilmişiz dedik. Aslında hakkımızı yemişler, yaptıkları suçmuş, dedik ve inanın çok güçlü hissettik.

Yaşanan üzücü olaylardan sonra yaptıklarına pişman olanlar ya da  sizden özür dileyenler oldu mu?

Açık söylemek gerekirse ne bir özür, ne de bir pişmanlık görmedik. Şu an sustular ama sebebi pişmanlık değil. Sosyal medyanın tepkisi nedeniyle korktular.

Şu anda okuldaki durum nedir? Nasıl düzenlemeler yapıldı?

İlk iş müdür ve yardımcısı değişti. Eski yönetim görevden alındı. Artık öğlen okula yemek geliyor. Anneler sefer tası ile evden yemek taşımıyor. Okula bir tane özel eğitim öğretmeni vermişler. Sınıflar boş ve soğuktu. Artık ısınıyor. Materyal gelmiş. Veliler artık hakaret etmiyor. Muhtar okulda gezmiyor. Kapı önüne volta atamıyor. Yeni müdür çok ilgili. Elinden geleni yapıyor. Biz de dernek olarak ona yardımcı olmaya çalışıyoruz.

Oğlunuz ve diğer çocuklar yaşanan bu olaylardan etkilendi mi?

Benim oğlum değil, ama oradaki çocuklar çok kötü etkilenmişti.  Hâlâ da kendilerine gelemediler. Özellikle kalabalıktan veya yüksek sesten çok korkuyorlar.