Down sendromlu süper kahramanın maceralarını anlatan bir kitap hayal edebiliyor musunuz? Gazeteci Burak Acerakis bu hayali hepimiz için kurdu, hem de çok detaylı bir şekilde. Çocuklar ve gençler için bir bilim kurgu romanı olan “Aris’in Yolculuğu” Şubat 2020’de okurla buluşmaya hazırlanıyor. Acerakis ile yeni kitabını ve down sendromlu oğlu Aris’in gezegenimizdeki maceralarını konuştuk.

Almanya’da yaşıyorsunuz. Özel çocuklar için Türkiye ile Avrupa’yı kıyasladığınızda neler dikkatinizi çekiyor? Türkiye en çok hangi bakımlardan kendini geliştirmeli?

Down sendromlu çocuklar için ve tabii diğer bütün özel çocuklar için kaynaştırma eğitimi çok önemli. Bir kaynaştırma sınıfının sağlıklı olabilmesi için özellikle devletin o çocuklara gölge öğretmen ataması gerekiyor. Türkiye ile Almanya arasındaki kıyasta birinci kangren bu. Çünkü Türkiye’de aslında ciddi sayıda mezun veriliyor fakat bu mezunların atamaları yapılabilmiş değil. Dört binden fazla eğitmen hala atamasının yapılması için bekliyor.

Gölge öğretmen nasıl bir fayda sağlıyor?

Eğer çocuğun öğreniminde, eğitimi algılama kapasitesinde herhangi bir sorun varsa, sınıftaki diğer çocuklarla arasında bir kopukluk yaşanıyorsa, gölge öğretmen diğer çocuklar ve özel gereksinimli çocuk arasında bir senkron sağlanabilmesini beceriyor. Sonrasında da çocuğun sınıfta derslerinden geri kalmaması ve diğer arkadaşlarının vakit kaybetmemesi adına gölge öğretmen çok kilit bir statü. O yüzden gölge öğretmen meselesini Almanlar çok önemsiyorlar. Yıllar öncesinde bununla ilgili mezunlar vermeye ve bütün eyaletlerde çalıştırmaya başlamışlar.

Bu konuda bilgi sahibi olmayanlar için konuyu biraz daha açar mısınız? Kaynaştırma eğitimi ve gölge öğretmen neden çok önemli?

Çocuklar için gölge öğretmen her şey demek. Down sendromlu, otizmli ya da diğer özel gereksinimli çocuklar yürümeyi, koşmayı, kalem tutmayı, çizmeyi, makasla kağıdı belirli şekillerde kesmeyi, boyamayı, kaşık ve çatal ile yemek yemeyi ve bunun dışındaki oyun oynama disiplinlerini diğer çocuklara bakarak öğreniyor ve geliştiriyorlar. Diğer çocuklar için de çok önemli çünkü bu özel gereksinimli çocuklar ile beraber eğitim aldıklarında, beraber büyüyüp yetiştiklerinde  ilerleyen yıllarda bu çocuklara bakışları da son derece çağdaş ve evrensel oluyor. Bu çocuklar yarın öbür gün kamu idarecisi, eğitimci olduklarında yakın zamanda Aksaray’da, Kayseri’de yaşadığımız ilkellikler yaşanmıyor. Türkiye için de bu çok önemli. Bugün “ben çocuğumun sınıfında otizmli ya da down sendromlu istemiyorum” diyen ebeveyn neslinin sona ermesi ancak ve ancak kaynaştırma sınıflarında yetişecek çocuklar ile mümkün olacak.

Şunu da ilave edeyim; Biz down sendromlu çocuk sahibi ailelerin dramatik hayatları olduğunu düşünüyorsunuz ya, büyük yanılgı! Çok eğlenceli ve muazzam yüreklere sahiptir çocuklarımız. Çocuklarımızı sınıfında istemeyerek bu renkten mahrum kalan da sizsiniz, biz değil.

Çocuğunuza zaman ayırmaya çok özen gösteriyorsunuz. Uzmanlar down sendromunun özellikle ilk yıllarının çok önemli olduğunun altını çiziyor. Bu konuda down sendromlu çocuğu olan diğer ailelere ne tavsiye edersiniz?

Evet, çocuğuma zaman ayırmaya özen gösteriyorum. Bu çok önemli çünkü down sendromlu çocuklar için egzersizler hayati önem taşıyor. Şöyle ki… Bütün diğer down sendromlu çocuklar gibi benim oğlum Aris de fizyoterapi, konuşma terapisi, ergoterapi  görüyor. Ama bütün bu terapiler kırk beş dakikadır. Bütün dünyada bu standarttır zaten. Kırk beş dakikalık bu terapinin sonrasında uygulananları evde egzersizlerle, sık tekrarlarla çocuğunuza devam ettirmediğinizde, bu egzersizleri sürekli tatbik etmediğinizde hiçbir işe yaramıyor. Bu egzersizler aslında prospektüs gibi. Haritayı çiziyorlar ve veriyorlar. Sonrasında çizilen rota üzerinde ilerleyip ilerlememek sizin tercihiniz. İlerlemezseniz çocuk haftada gördüğü kırk beş dakika ile hiçbir gelişme kaydedemez. Dolayısıyla egzersiz ve çocuklarla ilgilenmek her şey. En önemlisi de buna değiyor. Yorucu mu? Evet, çok yorucu. Çok ciddi bir zaman vakfetmeniz gerekiyor. Ama zaten anne-baba olmanın bir yerde anlamı bu değil mi? Her ebeveynin ne olursa olsun, -o kelimeyi kullanmayı sevmiyorum ama- “normal” ya da özel gereksinimli çocuğu ile zaten ciddi şekilde ilgilenmesi gerekiyor.

Bir süredir özel bir kitap projesi üzerinde çalıştığınızı biliyoruz. Takipçileriniz heyecan ile beklediği Aris’in Yolculuğu kitap projesi nasıl aklınıza geldi?

Aris’in yolculuğu kitabı ile ilgili proje fikri, Aris doğduktan yaklaşık bir-bir buçuk yıl sonrasında kafamda gelişmeye başladı. Sebebi şuydu: Bu çocukların en çok ihtiyaç duydukları şey öncelikle kendilerini sıradan, normal hissedebilmeleri. Normal hissedebilmelerinin yolu da diğer çocukların kahramanlık figürleri, keyif aldıkları, eğlendikleri çizgi roman, roman ya da film, dizi kahramanlarından geçiyor. “Bu kahramanları arasında neden özel gereksinimli çocuklar yok denecek kadar az?” sorusundan yola çıktığımda, kafamda proje oluşmaya başladı. Çocuklar için çok önemli olan, keyif aldıkları ve ilgilendikleri bilim kurgu mecrasında bu konuda tek bir örnek yoktu.  Ben de ciddi bir bilim kurgu tutkunu olduğum için bu çok üzücüydü. Sonrasında düşündüm ve dedim ki, niçin başkahramanı down sendromlu bir süper kahraman romanı olmasın?

Down sendromlu çocuklar için bu kitap neler sağlayabilir?

Down sendromlu bir çocuk bunu okuduğunda özgüveni artacak. Büyük bir keyif alacak. Kendisine dair, hayattaki duruşuna dair o dışlanmışlık, o farklılaştırılmış birey hissi ciddi şekilde kırılacak. Diğer çocuklar da bunu okuduklarında bir süper kahraman olma, ya da bir bilim kurgu kitabında başkarakter olma insiyatifi sadece bize ait değil, onlar da bu gezegende yaşıyorlar, onların arasından da bizim aramızdan çıktığı gibi böyle karakterler çıkabilir fikrini bir şekilde görecekler, benimseyecekler, kabul edecekler. Onlara da ilginç gelecek. Önemli olan bu noktada her iki tarafı da buluşturabilmek. Fikir böyle başlamıştı. Sonrasında ufak ufak yazmaya başladım ve bugüne kadar geldi.

Kitabınızın çizimlerini kim yaptı? Böyle özel bir proje için beraber çalışacağınız çizeri seçmekte  zorlandınız mı?

Kitabın çizimlerini Gırgır dergisi zamanından beri mesleğini devam ettiren sanatçı Ali Doğanlı gerçekleştiriyor. Ali ile kimyamız çok uyuştu. Kafamdaki tüm atmosferi çok derinlemesine betimleme yapmaya gerek kalmadan sezinleyip, hemen çizip kağıda geçirebiliyor. O da kitabın dokusu ile müthiş bir uyum sağladı. Bu çizgi roman ya da  bilgi kavramlı bir çocuk kitabı değil. Bu bir roman ve romanın içinde çizimler olacak. Daha çok 13-14 yaş üstü çocuklar ve gençler için bir kitap. Tıpkı Harry Potter gibi düşünebilirsiniz.

Bu romanda birbirinden özel kahramanlar olduğunu duyduk. Bize biraz onlardan bahseder misiniz? Nereden ilham aldınız bu kahramanları oluştururken?

Karakterler zaten kafamda son derece netti. Ama bu karakterlerden bazılarını gerçek hayattan transfer ettim. Mesela gerçek hayattan tanıdığımız özel gereksinimli çocuk sahibi ailelerin yakından tanıdıkları kimi otizmli çocuklar var, onlar da kitabın içindeler. Hatta onların içinde yakın zamanda lösemiden hayatını kaybeden benim çok sevdiğim, oğlumun da dostu da var. Bütün bu insanlar Aris’in Yolculuğu isimli bu evrende, galakside sonsuza dek yaşamaya devam edecekler. Bu, kitabın kendisi kadar beni heyecanlandıran bir şey.

Bu romanla ilgili hedefleriniz neler?

Benim istediğim şu; Bu kitabı down sendromlu çocuk sahibi aileler bir teveccüh gösterip alacaklar, okuyacaklar öyle gözüküyor. Ama isteğim diğer çocukların da aynı oranda ilgilenmesi, diğer çocukların da down sendromlu çocuklar ve diğer özel gereksinimli çocuklar ile ortak bir nokta yakalayabilmesi. Down sendromlu, otizmli ya da serebral palsili çocukların hepsinin içinden bir kahraman çıkabilir. Kahraman olmak, bu hayal evreninde süper kahraman olma insiyatifi sadece “normal” çocuklara ait değil. Dolayısıyla bu gezegeni ve hayallerimizi, hatta bilim kurgu rüyalarımızı paylaşabilmeyi öğrenebilmeliyiz. En büyük hedefim, kitabımın bu fikri aşılayabilmesi.

Romanınız ne zaman yayınlanacak? 2020 yılında yayınlanacağı müjdesini verebilir miyiz?

Eğer herhangi bir aksilik olmazsa kitabı 2020 Şubat ayı gibi yayınlamayı planlıyoruz. Doğan Egmont yayınlayacak. Şubatı’ biraz geçebilir ya da daha erken de olabilir ama kati olan şu ki, 2020 yılının ilk aylarında Aris’in yolculuğu okuyucu ile buluşacak.