İngiltere’nin Hertfordshire Üniversitesi’nde geliştirilen insansı robot Kaspar, otizmli çocukların iletişim ve sosyal etkileşim becerilerini desteklemeyi hedefliyor. Kaspar’ın hayata geçirilmesini sağlayan projeyi İTÜ Bilgisayar ve Bilişim Fakültesi öğretim üyesi Prof. Dr. Hatice Köse anlattı.

Bugün sizinle yürüttüğünüz bir araştırma çalışması ile ilgili buluştuk. Çalışmayı konuşmadan önce biraz sizi tanıyabilir miyiz?

Ben Prof. Dr. Hatice Köse, Boğaziçi Üniversitesi mezunuyum. Yaklaşık 10 senedir İstanbul Teknik Üniversitesi Bilgisayar ve Bilişim Fakültesi’nde görev alıyorum. Şu anda yapay zeka ve veri mühendisliği bölümünde başkan yardımcısıyım. Sosyal robotlar ve robotik alanındaki çalışmalara katılmak için bir süre yurt dışında da bulundum. Son on beş senedir de çocuklar ve robotlarla ilgili çalışıyorum. Özellikle işitme engelli ya da otizmli çocukların terapi ve eğitim süreçlerine sosyal robotları nasıl dahil edebiliriz konusunda araştırmalarda yer alıyorum.

Otizmli çocuklar için çalışmaya nasıl karar verdiniz?

Doktorayı bitirdikten sonra İngiltere’ye gittiğimde, o zamana kadar ben sadece robotik çalışmıştım. O sıralarda çocuğum doğdu ve bu beni çok heyecanlandırdı. Bir çocuğun büyümesini seyretmenin motivasyonu çok farklı. Çocuk gibi bir robot yapabilir miyim, hayalini kurarken İngiltere’de tam da böyle bir projede çalışmaya başladım. Üç buçuk yaşındaki bir çocuğun bilişsel ve fiziksel özelliklerine sahip bir robot geliştiriliyordu. İngiltere’deki bu grup otizmli çocuklarla çalışıyordu. Ben daha önce sadece robotik çalışırken, burada insan-robot etkileşimini çalışma olanağı buldum. Sosyal robotları tanıdım ve insanların robotlarla iletişiminde neler yapılması gerektiğini gördüm. O robotun iletişimi ile ilgili kısmı yazarak projede yer aldım. Şu anki çalışmamızdaki Kaspar da orada geliştirildi.

Sosyal robotlar şimdilik bizim için çok yabancı. Biraz açar mısınız, sosyal robot tam olarak nedir?

Normalde insanlara robot dendiğinde akıllarında filmlerde gördüğü robotlar geliyor. Ama insanların gerçek hayatta gördüğü robotlar çok farklı. Artık robot süpürge var mesela. Fabrikalarda endüstriyel robotlar var. Fakat bu robotlar insanın farkında değiller. İnsan ile iletişim kurma çabasında değiller. Sosyal robot ise aslında hayal ettiğimiz şey. Bizim varlığımızdan haberdar ve bizimle iletişimde olan robotlar. Sizin de iletişimde olmak istediğiniz bir tür. İnsanın sosyal kurallarına riayet etmeye çalışıyorlar. Bir örnek vereyim… Normalde olumsuz bir anlamda “robot gibi” dersiniz. Biri ifadesiz şekilde sürekli yüzünüze baksa rahatsız olursunuz. Ama siz konuşurken baksa, arada bir gözünü kaçırsa bir daha baksa bu size daha doğal gelir. Ya da robot sizin yanınızdan geçerken size sosyal mesafe bırakıp öyle geçse bu sizi daha rahatlatır. Hem fiziksel hem de psikolojik olarak rahatlatır. Çünkü sizin sosyal kurallarınıza riayet etmeye çalışmaktadır. Biz de sosyal robotlara elimizden geldiğince bu özellikleri koymaya çalışıyoruz.

Şu anda yürüttüğünüz projeden bahseder misiniz?

Projenin adı EMBOA. Bu çalışma, AB tarafından desteklenen uluslararası bir Erasmus projesi. Burada amaç otizmli çocuklar için geliştirilmiş bir robot olan Kaspar’ı terapi süreçlerinde kullanılırken, çocukların robota verdiği tepki ve duygu durumlarının araştırılması. Çalışma sırasında çeşitli sensörler ile bilgi alınıyor ve çocukların stresli, mutlu, üzgün oldukları bilgisi bizim tarafımızdan yapay zeka yoluyla analiz ediliyor. Bunu yapmamızın sebebi, ileride benzer çalışmalarda çocukların bu tür robotlara veya terapi süreçlerine nasıl tepki verdiğini görmek. İleriki çalışmalara bir baz teşkil etmesini istememiz.

Biraz da projede kullanılan robot Kaspar’ı anlatır mısınız?

Kaspar, otizmli çocuklar için sosyal bir arkadaş olarak tasarlanmış, çocuk boyutunda bir insansı robot. Otizmli çocukların sosyalleşme ve başkalarıyla iletişim kurmada karşılaştıkları zorlukların üstesinden gelmeleri için öğretmenleri ve ebeveynleri desteklemeyi amaçlıyor.

Otizmli çocukların Kaspar’a tepkisi nasıl?

Otizmli çocuklar robotları çok seviyorlar. Aslında biz de biraz bundan faydalanıyoruz. Robotları öngörülebilir buluyorlar ve bu yüzden de kendilerini onların yanında daha güvenli hissediyorlar. Çünkü düğmeye bastıklarında, robot hep aynı hareketi yapıyor ve bunu rahatlatıcı buluyorlar. Normalde siz ne kadar iyi bir terapist olursanız olun, yorulabilirsiniz. Birebir aynı olmayabilir tepkileriniz. Ama yanınızda yardımcı bir alet olduğunda bazı davranışları bire bir tekrar tekrar yaptırabilirsiniz. Çocuğa da vermek istediğiniz terapiyi daha rahat verdirebilirsiniz.

Kaspar gibi robotlar, otizmliler için insanların yerini tutabilir mi?

Kesinlikle öyle değil. Bizim amacımız da zaten asosyal olan bir çocuğu daha da izole etmek değil. Robotu kullanarak bu ikili ilişkiyi, diğer insanlar ile olan sosyal ilişkiye çevirmek istiyoruz. Çocuk sadece bununla oynasın, kendisini izole etsin, başka bir şey ile ilgilenmesin gibi bir şeyi istemiyoruz. Bu gibi durumlar için çok hoşuma giden bir tabir var, ‘Sosyal Baston’ diyorlar. Çocuk robot ile oynarken mutlu olup, annesine, öğretmenine bakıyor. Çünkü robot ile olan paylaşımını onlara taşımak istiyor.

Robot Kaspar nasıl geliştirildi? Özellikleri neler?

Kaspar İngiltere’de yaklaşık yirmi senedir geliştirilen bir robot. İngiltere’de Hertfordshire Üniversitesi’nde geliştirildi. Hatta ben de orada bulunduğum sırada robotun geliştirilmesine katkıda bulunmuştum. Biz de bu robotu Türkçeleştirdik. Yüz ifadesinden hareketlerine, ses tonuna kadar tüm özellikleri otizmli çocuklar için ayarlandı ve sadece otizm için kullanılıyor. Üzerindeki oyunlar özel eğitimciler tarafından, özel eğitimde kullanılan oyunlar arasından seçildi. Vücut parçalarını tanıma, taklit oyunları, hayvan seslerini tanıma gibi özellikleri var.

Türkiye’de Kaspar ile nasıl bir çalışmanız var?

Robotun tüm konuşmasını Türkçe’ye çevirdik. Ses tonunu da çocukların daha sevebileceği bir tona ayarladık. Robotun etrafında bir sensör ağı var. Çocuğun göz hareketlerini takip ediyor, nabzını alıyor, yüz ifadesini ve ses tonunu alıyor. Onları daha sonra yapay zeka kullanarak işleyeceğiz. Çocuğun stres ve duygu durumunda bu şekilde anlamış olacağız.

Çalışma ile neler hedefleniyor?

Çocuklar ile çalışmak çok hassas bir konu. Rastgele bir çalışma yapamazsınız. Bu işin hem mühendislik, hem de psikolojik tarafını göz önüne almanız gerekiyor. O yüzden robot ‘%90 başarılı’ gibi klasik bir sonuçtan ziyade yapılması gerekenler hakkında bir yol haritası çıkarmayı amaçlıyoruz. Hedefimiz, ‘bu konuda çalışan insanlara şu şekilde faydalı olabilir…” şeklinde bir sonuca ulaşmak. Böylece elde edeceğimiz sonuçlar başka sosyal robotlar için de kullanabilecek. Sosyal robotların çocuklara hangi mesafede durması gerektiği, sesinin ayarı, hayvanlar ve vücudun bölümleri ile ilgili oyun olması gibi konularda bu ürünlerin geliştirilebilmesi için bir yol haritası çıkaracağız.

Bu projede kimler yer alıyor?

Robotlar İngiltere’de yapıldı. İngiltere, Almanya, Polonya, Makedonya ve Türkiye bu projede yer alıyor. Ülkemizde İstanbul Teknik Üniversitesi ve Yeditepe Üniversitesi beraber çalışıyorlar. Sadece üç ülkeye robot verildi bunlardan biri de İTÜ’ye verildi.

Engelli Çocuklar için Oyun (LUDİ) çalışmasında da Türkiye’yi temsil ettiğinizi biliyorum. O nasıl bir çalışmaydı?

LUDİ engelli çocuklar için oyun nedir, nasıl sağlanmalıdır, bunun teknolojik boyutu nasıl olmalıdır konulu bir çalışmaydı. Yol haritası hazırlama işini ilk defa orada yaptık. Bu çok önemliydi. Çünkü bu alanda pek çok çalışma var ama bunların hangisi çocuğun hayatını ne kadar etkiliyor? İyi ve kötü taraflarının analiz edilmesi lazım. LUDİ projesi bunu yaptı ve oradan pek çok farklı proje çıktı. Aslında şu anki projemiz EMBOA da oradan doğdu. Katılımcılar LUDİ’de tanışmış olan insanlar. LUDİ tanışıklığımız ile bu projeyi yapıp devam ettirdik.

Bu alanda çalışacak olanlara nelere tavsiye edersiniz?

Her şeyden önce bu tek kişilik bir çalışma değil. Mutlaka doğru ekiple çalışsınlar. Eğer otizm alanında çalışıyorlarsa, özel eğitimcilerden, terapistlerden, psikologlardan destek alsınlar ki doğru çalışmayı yapabilsinler. Bu sadece bir mühendislik problemi değil çok daha fazlası. Bir mühendislik problemi olsaydı robotun sadece doğru şekilde hareket etmesi bizim için yeterli olurdu. Ama şu anda bizim için bir boyutu daha var bu işin. Robot hareket ettiğinde, konuştuğunda, baktığında, karşısındaki insan nasıl hissediyor? Diyelim ki, siz robotun üzerine çok kalın bir erkek sesi koydunuz, çocuk bunu sevmeyebilir. Ya da robotun kıyafeti, şapkası, sesi… Bunların hepsi o çocuğu etkiliyor.