Hiç dikkatinizi çekti mi, otizmin gayri resmi logosu sayılan puzzle işaretinin yanı sıra bir de yine aynı amaçla kullanılan sonsuzluk işareti var. Peki, bu logolar bize ne anlatıyor?

Otizmi ve otizm farkındalığını anlatan bir görsel aradığınızda hemen karşınıza bir Puzzle parçası çıkar. Peki, bu sembolü neden kullanırız? Otizmi anlattığını düşündüğümüz bu sembolün tarihi nedir? Bu sembol neden dernekler, otizmli çocukların ebeveynleri ve otizm aktivistleri  tarafından tercih sebebi olmuştur?

Öncelikle bunu bilmek bize ne kazandırır, biraz bunlardan bahsedelim:

  1. Otizme bakış açınızı anlamak veya değiştirmek istiyorsanız seçtiğiniz sembollerin de bir içeriği olduğunu bilmelisiniz. Sembollerin ne demek istediğinin, neden o sembolün kabul edildiğinin farkına varmalısınız.
  2. Sembol basit bir gösterge değildir. Ardında derin tartışmalar ve tarih vardır. Her sembolün farklı bir içerik taşıdığını, farklı bakış açılarının çatıştığı bir durum oluşturabildiğini bilmelisiniz.
  3. Sonuncusu ve belki de en önemlisi, sembol işte, ne önemi var, basit bir seçim diye görülen durum; çocuklarımızla ilişkilerimize ve seçtiğimiz eğitim-terapi biçimlerine kadar bilinç dışımızda süren kaygılarımızı yansıtabiliyor.

Puzzle’ın Hikayesi

Puzzle’ın otizm sembolü olarak ilk kez kullanılması, otizmli çocukların ebeveynleri  tarafından 1963 yılında İngiltere’de kurulan Otistik Çocuklar Derneği (NAC) tarafından gerçekleşti. Bu logo dernekte hem bir ebeveyn hem de yönetim kurulu üyesi olan Gerald Gasson tarafından oluşturulmuştu.

Loguyu seçen dernek kurulu, ‘’otistik’’ insanların durumlarına baktıklarında onların da durumlarının yapboz gibi bilinmezlikle dolu olduğunu ve otizmi bir çeşit bilmece olarak görüp yaşanan sorunları da “şaşkınlık” verici bulduklarını açıkladılar.

Logo aynı zamanda hayır amaçlı kullanıma uygundu. Herhangi bir şekilde ticari amaçlı kullanılan herhangi bir görüntüye benzemiyordu. Başka bir yerde kullanılmamıştı.

Derneğin ilk logosunda, yapboz parçasının içinde ağlayan bir çocuğun görüntüsü vardı. Ağlayan çocuk, otizmli insanların durumlarından muzdarip ve acı çektikleri hatırlatmak için kullanıldı. Sosyal farklılıklar nedeniyle kabına sığamayan, bir bütünün bir parçasındaki belirsizlik, yerini doldurduğunda tamamlanan bir resme işaret ediyordu. Gelişimsel farklılığa sahip insanlar, 1960’larda zihinsel engelli olarak tanımlanırdı. Serebral palsili kişilere spastik deniliyordu. O yıllarda “otizm” etiketi yerine ‘’otistik’’ kullanılıyordu. Otizmi olan çocukların psikotik olduğu düşünülür ve çocukluk şizofreni tanısı konurdu. Özellikle otizmli çocuğu olan anneler  “Buzdolabı Anneler” olarak görülürdü. Dolayısıyla o yıllarda eksiklik, bozukluk, kaybolmuş bir parça, belirsizlik ve bir bilmece gibi duran otizmi anlamlarında puzzle parçası yerine tam oturuyordu. Durumu açıklayabiliyordu. Puzzle parçası otizm aktivistilerine de yaşadıkları durumu anlamalarına yardımcı oluyordu. Yapboz parçaları o zamandan beri Amerika Otizm Derneği ve Otizm Speaks dahil olmak üzere birçok kuruluşun logo ve tanıtım materyallerine dahil edildi. Otizmde en çok tanınan bu sembolü, kırmızı, mavi ve sarı yapboz parçalarını içeren “otizm farkındalığı” şeridi olarak da görürsünüz. Ülkemizde de hala otizm denilince hemen akla gelen semboldür.

Peki, sonra ne oldu da otizm hakları savunucuları bu sembole karşı çıkmaya,  “bilmece’’ ve “eksik” gibi metaforların otizmli insanlara zarar verdiğini düşünmeye başladılar?

Semboldeki Değişimin Hikayesi:

“ Logoda değişime yol açan şey bir araştırma oldu,” diyor Pennsylvania Üniversitesi’nde Otizm Araştırmaları Dergisi’nin editörü olan David Mandell.

Bazı  otizm aktivistlerinin puzzle logosuna yönelik eleştiri ve itirazları konunun Otizm Araştırmaları Dergisi’ne taşınmasına yol açtı. Derginin editörleri, İskoçya’da puzzle logosunun değişmesi gerektiğini düşünen ve bu konuda ciddi çalışmalar yürüten otizm aktivisti Kabie Brook ile temasa geçti. Brook “Yapboz parçasını kullanmaya başladığımız zamandan modernleşmenin yaşandığı bir zamana geçtik. Artık puzzle’ın ihtiyaçlara uymadığı, daha güncel ve daha az saldırgan bir şeyi kullanmanın zamanı olduğunu düşünüyorum,” diyerek değişimin önünü açtı.

Bunun üzerine dergi, yeni sayısında puzzle parçası görüntüsünün açtığı sorunları dile getiren öz savunucuların uzun süredir devam eden kaygılarını dile getirdi. Farklı görüntüler kullanmaya karar verdi ve bakış açısında düzenlemeler yaptı. Puzzle fikrinin, otizmi çözülmesi gereken bir sorun olarak gören bir bakıştan beslendiğini ya da gelişimsel bozukluğu olan kişilerin bir şekilde eksik olduğu fikrini uyandırdığını, dahası eleştirmenler puzzle gibi sembollerin tipik olan çocuklar için olduğunu ve sembolün de sadece çocuklarla sınırlı olduğu yanlışlığını sürdürdüğünü söyleyerek ciddi eleştiriler getirirler.

Dergi editörleri değişikliği haber veren bir bildiri yayınladılar. “Yapboz otizm için artık uygun değil, hatta otizm için bir sembol bile değildir.  Buradaki puzzle parçasından uzaklaşıp yeni tasarımımıza doğru olan hareket yalnızca otizmi nasıl temsil etmeyi seçtiğimizle ilgili değil. Daha geniş çaplı bir değişimi temsil ettiğimizi kanıtlamakla ilgili,” diyerek ortaya çıkan büyük resmi güzel bir şekilde özetlediler. Derginin editörleri Brook ile birlikte, araştırmacılarla, savunucularla ve tasarımcılarla (otizmli ve otizmsiz) birlikte çalıştığını ve yeni kapak resmi üzerinde fikir birliğine vardıklarını söyledi.

2017 yılında, Autism Research Journal (Otizm Araştırmaları Dergisi ) , Puzzle parçasının kullanımının otizmli kişilere yönelik olumsuz algıyı beslediğini, imgenin olumsuz çağrışımlar uyandırdığı sonucuna varmıştır. Karar, dergi, otistik bilmecenin halk algısının büyük ölçüde olumsuz olduğu sonucuna varılan bir bildiri yayınladıktan beş ay sonra geldi ve Şubat 2018’de, dergi yapboz parçasını kapaklarından çıkardı. Puzzle parçasının sembolünün eleştirmenleri bunun yerine, çeşitliliği temsil eden gökkuşağı renginde bir sonsuzluk sembolünü savunuyor. Michael Leventhal, “Yapbozun orijinal amacı pozitif olsa da, artık savunuculuk hedeflerini temsil etmiyor. Dün otizm bir gizemdi. Günümüzde, otizmin nedenselliğine yönelik çabalar devam ederken, asıl odak toplumu ve kurumları, otizmli bireyler ve aileleri için daha iyi yaşam ve sonuçlara yol açan değişikliklere daha duyarlı hale getirmek için öğrendiklerimizi uygulamaktır. Odaktaki bu kaymaya dikkat çekmek, daha yeni bir sembol – yani işbirliği ve paylaşımın – garantisini veriyor”.

Otizmli olan birçok otizm aktivisti de bu konuda puzzle yerine bu sembolü seçmişlerdir. Judy Endow, Goodnight Otism Puzzle Pieces’ta yapbozun şimdi korku-temelli mesajlarla kalıcı olarak nasıl bağlandığı hakkında yazıyor.  “Gerçek şu ki, günümüzde otizmin kamuoyu farkındalığı, Otizm Speaks tarafından ortaya konan trajedi ve korku kuşatması ile ilişkilidir. Bulmaca sembolümüz artık bizzat kendimize eklediğimiz hiçbir iyiliğe işaret etmiyor ve aslında temsil etmek istediğimiz insanlara – otizmli insanlara- da zarar veriyor”.  Andrea Clark, “Bu dünyadaki her insan benzersiz olduğundan, Puzzle parçası sembolü herkes için nasıl bu benzersizliği vurgulayabilir ?”

Bununla ilgili çok ciddi eleştirileri bir kaç başlıkta toparladığımız zaman şu yazı neden gökkuşağı renkleriyle olan sonsuzluk işaretinin seçildiğini daha iyi anlamamıza yol açar. Ayrıca biz de Otizmtv olarak bu sembolü daha çok sevdik ve bundan sonra logomuza da bu sembolü ekledik.

“Yapboz parçası değilim” Derken, Demek İstediğim:

  1. Ben bir insanım – hiç eksik parçam yok. Bir araya getirilmem ya da düzeltilmeme gerek yok. Çok az işlevsel davranışlar sergileyen otizmi olan insanlar bile hala bütün insanlardır ve onların da düzeltilmesine gerek yok. Eğitim alsınlar, evet. Tedavi edilsinler, evet. Ancak bir sakatlığa sahip olmak sizi bir insandan daha az yapmaz, bu sakatlık, kişiliğinizi çok iyi ifade edemediğiniz anlamına gelse de.
  2. “Otizmin gizemi”, mekanizmasını henüz tam olarak anlamadığımız diğer herhangi bir bozukluğun gizeminden daha derin değildir. (Şizofreni, Tourette veya diyabet değil). Bu, otizmi sembolize etmek için puzzle parçasının kullanılmasını haklı göstermek için yeterli değildir.
  3. Otizmli bir kişi ile otizmli olmayan bir kişi arasındaki iletişim engeli, otizmli bir kişinin düşüncelerinin genellikle bilinmediği anlamına gelir. Yani aslında otizmli olmayanın “bilmecesi” diye bir şey yoktur. Çünkü bu düşünceler sadece bilinmeyen olarak belirsizliğe yol açar, aynı zamanda bilinemezliği destekleyip acıyı çoğalttır. Boşluğu doldurmak her iki taraftan da daha fazla çaba göstermesini gerektirir ama yapılabilir. Siz yabancı bir ülkede sizi anlamadıklarında bu sizin gizemli ve anlaşılmaz olduğunuz anlamına gelmez. Diğerleri her ne kadar böyle düşünse de. Orada gösterilen her davranış anlamlıdır. Çığlık atmak bile bir iletişimdir. Tamamen sözsüz bir şekilde bile insan sıcaklık, yemek ve rahatlığın ne demek olduğunu anlar.

Her şeyden önce, gökkuşağı tıpkı otizm spektrumdaki gibi bir renk spektrumunu yani renklerin çeşitliğine, farklılığına gönderme yapıyor. Otizmin ‘’spektrum’’ olarak çeşitliliği görsel olarak güzel şekilde ifade ettiği görülüyor. Sonsuzluk sembolü de puzzle parçası gibi gizemi temsil etse de; bu puzzle parçası gibi daha belirsiz, bilinemez olarak bir gizem değil aksine daha olumlu bir şekilde sürekli ileriye doğru giden ve sonsuz çeşitliliği, yeterince bilinmeyen bir niceliği gösteriyor. İçinde olasılıklar, fırsatlar ve çeşitlilik olarak görülen bir durum olarak karşımıza çıkıyor. Daha pozitif, yapıcı ve yaratıcı süreci içeren matematiğin sonsuz çeşitlilikteki olasılık durumlarına gönderme yapıyor.

En önemlisi sonsuzluğu düşündüğünüzde çoğu zaman tanımlanmamış miktarlarla, yani tanımı olmayan değişkenlerle karşılaşıyorsunuz. Ancak bu değişkenler hakkında iyi olan şey, eğer doğru bir şekilde çalışırsanız, onları bir kez daha tanımlayabilirsiniz. Belirtiler yerine sürece odaklanırsınız, eksikliklere değil de sürekli kendini yenileyen, fırsatlar üreten bir bir bakışa doğru gidersiniz. Günümüz kuantum dünyasında sonsuz çeşitlilikteki yaşam fırsatlarının olma potansiyelini içinde barındırır. İnsanın seçme hakkını ortaya koyar.

Eksik olanın yerini aramak yerine elinizdekini bir renk olarak görmeye başlar, bu rengin sonsuz çeşitlilikteki yeriyle ilgilenmeye başlarsınız. Günümüz otizm aktivistlerinin çoğu, “Bir puzzle parçası olmaktan çok, gökkuşağı sonsuzluk sembolü olmayı tercih ederim,”  diyerek bunu yansıtırlar. Bununla birlikte, 1960’lara dayanan otizm puzzle sembolünün hala karşımıza çıktığını görebiliyoruz. Neden bu sürüyor?

Kâr amacı gütmeyen dünyadaki güçlü otizm kuruluşlarından biri olan, Otizm Speaks, 2005 yılında kurulduğundan beri bu simgeyi sembol olarak kullanır ve logosunu da kamu hizmet duyurularından antrenörlerin spor etkinliklerine, yaka iğnelerine kadar her yerde bunu kullanmaya devam ediyor. Onlar görselden uzaklaşmak için hiçbir planı olmadığını belirtmişler.

Otizm Speaks, otizmin puzzle gibi olduğunu, ana resmi görebilmek için parçaları birleştirmek gerektiğini, detayı unutmamak gerektiğini söylerler. Hepimizin puzzle parçaları gibi farklı olduğunu söyleyerek her çocuğun kendine özgü olduğunu belirtirler. Herkesin puzzle parçaları da birbirinden farklı olacaktır, derler.

Bir başka açıklamalarında “Mavi puzzle parçası dünyadaki otizm bilincini arttırmada büyük bir etkiye sahip, bu yüzden hala değerli ve etkili bir logo olduğuna inanıyoruz. Bu, otizm spektrumunda insanların daha fazla anlaşılmasına ve kabul edilmesine, farklı zorluklarına, yeteneklerine ve güçlerine yol açacak cevap arayışını temsil ediyor, ”diyerek hala kullanmaya neden devam ettiklerini açıklamıştır.

İlginç bir tartışma. Sanırız uzun süre devam edecek bu tartışma. Peki, siz hangisini tercih edersiniz. Puzzle parçası mı? Gökkuşağı temalı sonsuzluk işareti mi?

Kaynak:

www.otizmtv.com

Yazıyı Hazırlayan: Otizm TV- Özgür Atlas