ÖÇED (Özel Çocuklar Eğitim ve Dayanışma Derneği)  tarafından otizm farkındalığına vurgu yapan “Özel Ailelerden Çok Özel Hikayeler”  sergisi Yenikapı Metro İstasyonu’nda…

 Hiç otizmli bir çocuk ile tanıştınız mı? Ailesinin neler yaşadığını anlamaya çalıştınız mı? Farklı davrandığını gördüğünüz bir çocuğu yadırgamaktan kaçındınız mı? Çocuğunuzun sınıfında otizmli bir öğrencinin olmasını kabullenir miydiniz?

Otizmli birey ve ailelerinin yaşadıklarının anlaşılması için çalışan ÖÇED (Özel Çocuklar Eğitim ve Dayanışma Derneği) 2 Nisan Otizm Farkındalık Günü’nde Yenikapı Metro İstasyonu’nda başlayacak “Özel Ailelerden Çok Özel Hikayeler” sergisi ile tanısı aynı olsa da hikayesi farklı otizmliler ile bizi tanıştırıyor.

Farklı yaş gruplarından 8 otizmli birey ve ailesinin yaşadıklarına yer veren sergi her otizmlinin  yaşadıklarının aynı olmadığına vurgu yapıyor. Üçüz oğlan babası Murat Mut ikisi otizmli olan çocuklarını, Yeşim Zorlu konservatuar öğrencisi olan kızı otizmli Beril’i anlatıyor. Bahar Acar oğlunun otizmli olduğundan nasıl şüphelendiğini aktarıyor. Otizmli birey ailelerinin yalnız olmadığını hissetmelerini sağlamak ve daha çok aileye ulaşmak fikriyle yola çıkılan çalışma 2-12 Nisan tarihleri arasında Yenikapı Metro Giriş alanında ziyaret edilebilecek.

“Özel Ailelerden Çok Özel Hikayeler” projesinde ailelerin hikayelerini toplamaya 2018 yılında başlayan ÖÇED Başkanı Parin Yakupyan çalışma ile ilgili şöyle konuştu:

“Çocuklarımız… Onlar doğmadan ne büyük hayallere kapılırız… Ne misyonlar yükleriz onlara… Belki de yapamadıklarımız onlar sayesinde gerçekleşecek diye hayal ederiz. Ailelerimizin bizi büyütürken yaptığı hataları biz yapmayacağız diye kararlar alırız. Onları görmek istediğimiz yeri hesaplar, planlarız… Eğer çocuğumuz bir farklı gelişimle ilgili herhangi bir tanı alırsa yıkılırız. Gelecek hayallerinizin yarım kalması, sönmesi demektir bu. Bazımız yıkılır, bazımız küllerimizden doğarak savaşçı kimliklerimizle onu hayata kazandırmaya çalışırız. İlk tanı zamanında çocuğumuzun içinde bulunduğu durumu herkesten saklarız. Toplumda farklılık ve etiket dışlanmaya meyilli olduğu içindir bu… Evet, genel olarak alışılmıştır çocuklarımızı paylaşmayız, sıkı sıkı saklarız. Kabul etmek istemeyiz, etiketlemek istemeyiz. Oysa bilmeliyiz ki bu örneklere yeni tanı alan ailelerin veya bu mecrada yaşam savaşı veren ailelerin ne çok ihtiyacı var. Yalnız olmadığımızı bilmek ne kadar kocaman bir aile olduğumuzu bilmek adına! Oğlum Otizm tanısı aldığında otizmle ilgili hiçbir şey bilmiyordum. “Sudan çıkmış balık” deyimi tam da benim içindi. O zaman yaşanmış örneklere ulaşabilseydim, kendimi daha iyi hissederdim. Etrafım ‘2 yaşında çocuk psikoloğa mı gider’ demişti… ‘20 yaşında konuşmayan birini gördün mü? Büyüdükçe düzelecek her şey’ demişlerdi… Konuştu belki şükürler olsun ama 20 yaşında konuşmayan birey çok gördüm… Tanı alan bir aile için en büyük korku ilerde ne olacağının bilinmemesi. Aslında belirsizlik belki de en büyük sıkıntı. Ailelerin önünde örnekler çok olursa, o çocukların da hayata bir şekilde tutunabildiklerini görürlerse yolun en başında daha iyi olmaz mı sizce? O sebeple ‘paylaşım önemli’ diyorum.”