ÖÇED ve Algı Özel Eğitim işbirliği ile öğrencilerimizin müzik yeteneklerini geliştirecek bir projemizin ön hazırlığında, piyano derslerini veren hocamız Hrant Çizmeciyan ile konuştuk.

Sizi biraz tanıyabilir miyiz?

İsmim Hrant Çizmeciyan. Çok küçük yaşta müzik ile tanıştım. Akordeon ile başladım ve sonra piyano derslerine döndüm. On üç yaşında Maral Müzik ve Dans Topluluğu’nun orkestrasına girdim. Uzun yıllar o orkestrada çaldım. On sekiz yaşında müzik dersleri vermeye başladım.

Hep müzik ile mi ilgilendiniz?

Aynı zamanda mücevher ustalığı ile de ilgileniyordum ve bu bütün zamanımı dolduruyordu. Bir süre piyanoya ara vermek zorunda kaldım. Fakat bunun yanı sıra koro faaliyetlerim vardı. 1995’te Ada Kilise Korosu’nun şefi oldum. Sonrasında 1999’da Bakırköy korosuna şef oldum ve birçok koroda şeflik yaptım. 2016 senesinde çocuk koroları ile ilgilenmeye başladım. Şu anda da bir çocuk korosunun şefiyim. Koromuz ile de tam konser eşiğindeydik ancak ne yazık ki pandemi çalışmalarımızın hepsini durdurdu. Bunların haricinde yazın Kınalı adada iki aylık çocuk ve genç korosu kuruyorum. O iki ay içerisinde konserler veriyoruz.

 Çocukların müzik ile ilgilenmesi onların dünyasını nasıl değiştiriyor?

Müzik birçok beceri kazandırdığı için bence çocukların dünyasında büyük öneme sahip. İnsan hayatını değiştiriyor. Dışarıdan baktığınızda çocuklar sadece bir şarkı söylemeyi ya da piyano çalmayı öğreniyormuş gibi gözüküyor. Ancak koordinasyon, konsantrasyon, senkronizasyon, dikkat, çalışma alışkanlığı gibi bir çok kazanım elde ediyor. Yetişkinlerin yıllar içerisinde birçok deneyim ile elde ettikleri kazanımlar çocuklarda müzikle oluyor. Ayrıca farklı düşünmeyi de öğrenebiliyor. Bir müzik parçasını düşünün… Farklı sanatçılar başka başka yorumlayabiliyorlar. Aynı olaya bir başka bakış açısı demek bu da.

Daha önce hiç özel gereksinimli çocuklar ile yolunuz kesişmiş miydi?

İki öğrencim olmuştu.

Tanıları neydi?

Otizmdi. Tesadüfen beraber çalışmaya başlamıştık. Onlarla bir bağ kurmayı başarmıştım. Buna da biraz doğal formasyon denebilir herhalde. Özel gereksinimli çocuklar ile çalışma konusu birkaç senedir içimde bir alev gibi yanıyordu. Onların hayatına da dokunabilir miyim acaba, diye düşünüyordum. Tabii, nasıl yapacağınızı bilmezseniz, iyi bir şey yapayım derken zarar vermek de korkutucu bir ihtimal. Bu yüzden ben önce biraz araştırdım. Dünyada nasıl yöntemler kullanıyorlar bunlara baktım. Daha sonra Parin Hanım ile iletişime geçtim. Parin Hanım ile Bakırköy Korosu’ndan oğlunun vasıtası ile tanışıyorduk. Çalışmalarını takdir ve hayranlıkla izliyordum. Bazı insanlar elini taşın altına sokuyor ve bir sürü hayat değişiyor. Benim de felsefem, bir çocuğun hayatına bile dokunabiliyorsam bence o iş başarılı olmuştur.

ÖÇED ile nasıl iletişime geçtiniz?

Birkaç sene evvel Parin Hanım’a yazmıştım. Ama araya hep bir şeyler girdi. O sırada çok yoğundum, bir türlü ayarlayamadık. Pandemi dönemi öncesinde dakikam bile yoktu. Ama pandemide her şey değişti. Ben de bu zamanı özel gereksinimli çocuklar ile çalışmak için değerlendirmek istedim.  Şu an öncelikle çocukların müziğe ilgi durumlarını değerlendiriyoruz ve ilgisini tespit ettiğimiz çocuklar ile deneme çalışmaları yapıyoruz.

Nasıl gidiyor bu çalışmalar?

Her şey çok olumlu. En heyecanlı çocuk bile 2-3 dakika sonra çalışmasını engelleyen heyecanı yeniyor. Çocukların dilini yakalamak da çok önemli. Çünkü her birinin ayrı bir dünyası var. Normal dediğimiz çocuklardan çok farkları olduklarını da düşünmüyorum açıkçası. Müzikte yaşanan bazı zorlukları tüm çocuklarla yaşıyorsunuz. Onlara da yanlış yaklaştığınız zaman, onlar da müzik çalışmak istemiyorlar. Enstrümanı bırakmak istiyorlar. Doğru yaklaştığınız zaman da “bugün ders yok” dediğinizde üzülüyor, “Neden ders yok ki? Başka bir güne alamaz mıyız?” diye istekle kendi soruyor çocuklar.

Röportaj: Rana Zeynep Çömlekçi