Kızına konan disleksi tanısı sonucu kendisinin de disleksi olduğunu fark ettiğini söyleyen Türkiye Disleksi Vakfı kurucu Başkanı Elif Yavuz ile enine boyuna konuştuk.

Kendinizi tanıtır mısınız?
Ben Türkiye Disleksi Vakfı kurucu başkanı, uzman klinik psikolog Elif Yavuz. İlköğretimden üniversiteye kadar eğitimlerimi İstanbul’da tamamladıktan sonra çeşitli hastanelerde mesleğimi icra edip bu vakfı kurdum ve halen bu vakfa başkanlık edip, çeşitli çalışmalarda bulunmaktayım. Ayrıca ben de disleksiğim.

Siz disleksi olduğunuzu nasıl fark ettiniz?
38 yaşında, kızımla birlikte fark ettim. Kızım Cemre disleksi tanısı alınca “Bu bende de vardı” dedim. Ben okuma yazmayı ilkokul 5. sınıfta öğrendim. Kızıma ilkokul ikinci sınıfta disleksi tanısı koydular. Cemre, birinci sınıfta çok ciddi bir akran zorbalığına maruz kaldı. Öğretmenimiz şahane biriydi fakat veli ve diğer çocuklarla problem yaşadık. Özellikle bazı velilerde nedenini anlayamadığım bir yarış var. Kızım Cemre okuyup yazamayınca öğretmeni beni okula çağırdı. “Elif Hanım, Cemre sayesinde Arapça’yı söktüm ben” dedi. “Nasıl hocam?” dedim. “Cemre Arapça yazıyor biliyor musunuz?” dedi. Çocuğun defterine o güne kadar dikkatli bakmamışım. Bir baktım yazısı gerçekten tuhaf. Yazdıklarının Türkçeyle ilgisi yok. “Belli ki bir sıkıntısı var ve bir şey demek için çok erken. Ama çözeceğiz” dedi. O da disleksiyi bilmiyormuş. Bu şekilde kızım ikinci sınıfa geçti, hala tık yok. O süreçte bir hastanede çalışıyordum. Oradaki psikiyatrist arkadaşlar Cemre’ye bakıp “disleksi” teşhisi koydular. “Disleksi dene?, böyle şeyler hep de beni buluyor” diye ağlamaya başladım. Sonra fark ettim ki bende de var, büyük kardeşinde de var. Benim annem babam, dayım, kuzenlerim hepsi disleksi çıktı. Herkes disleksiymiş haberimiz yokmuş!

Peki vakıf olarak ne zaman kuruldunuz? Vakfınızın tarihçesinden bahseder misiniz?
Vakfımız 2012 yılında kuruldu. 5 yıllık bir geçmişinin yanında 2015 yılının ortalarında Özel Ant Özel Eğitim ve Rehabilitasyon Merkezi’mizi açtık. Burada sadece dil konuşma bozuklukları ve özel öğrenme güçlüğüyle ilgili çalışmaktayız. Şu anda aynı binada hizmet veriyoruz ama vakıf binasıyla Ant Özel Eğitim ve Rehabilitasyon Merkezi’ni ayıracağız.

Kaç çocuğa eğitim veriyorsunuz?
Aktif olarak eğitim verdiğimiz çocuk sayısı 42. Ama yedek listelerimiz ve çok ciddi bekleyenler var. Bizden giden olursa bu yedek listelerden yeni çocuklar alabiliyoruz.

Özel öğrenme güçlüğü nedir? Hangi dallara ayrılır?
Genel olarak dinleme, konuşma, okuma, yazma, akıl yürütme ve matematik yeteneklerinin kazanılmasında ve kullanılmasında kendini gösteren önemli bir güçlüktür. Özel öğrenme güçlüğü, disleksi (okumadaki güçlük), disgrafi (yazmadaki güçlük), diskalkuli (matematikteki güçlük), dispraksi (hareket ve koordinasyonda güçlük) ve dislaliya (konuşmada güçlük) olarak sınıflandırılır. Bunların içinde disleksinin daha çok bilinmesinin nedeni; anlaşılması kolay ve ilk göze çarpan şey olmasından kaynaklanıyor. Çocuk okuyamadığı için daha çabuk fark
ediliyor.

Özel öğrenme güçlüğü yaşayan çocukları eğitim hayatında neler bekler?
Okul öncesi dönemde; diğer çocuklara kıyasla daha geç konuşmaya başlarlar, telaffuzla ilgili sorunlar yaşarlar, kelime dağarcıkları çok yavaş artarken çoğunlukla doğru kelimeyi bulmakta zorlanırlar. Rakamları, alfabeyi, haftanın günlerini, renk ve şekilleri öğrenmekte sorun yaşarken aynı zamanda kurallara, yönergelere uymakta zorluk çeker. Okul döneminde; harfler ve sesler arasındaki bağlantıları öğrenmekte yavaş, sürekli aynı okuma hatalarını ve harfleri soldan sağa (b/d) yukarıdan aşağı (u/n) ters görme ve hecelerin yerini değiştirme (elif/file) gibi imla hatalarını yapar, rakam sıralarını değiştirir ve aritmetik işaretlerini (+, -, x, /, =) karıştırırlar. Yeni becerileri öğrenmekte yavaş ve dürtüseldirler. Zaman kavramlarını öğrenmekte ve planlama yapmakta güçlük çeker. Ayrıca koordinasyonları zayıf; fiziksel ortamın farkında değillerdir. Sık sık kazalara maruz kalır ve sakar olarak etiketlenirler. Yüksek sesle okumaktan kaçınırlar. Ayrıntılara ya çok az dikkat eder ya da çok fazla odaklanırlar. Beden dilini ve yüz ifadelerini anlamakta zorlanmaları, sosyal yaşamda sorun yaşamalarına sebep olur.

Disleksi nedir ve oluşum sebepleri nelerdir?
Ülkemizde Sağlık Bakanlığının “özgül öğrenme güçlüğü”, Milli Eğitim Bakanlığı’nın (MEB) “özel öğrenme güçlüğü”, sivil toplum kuruluşlarının pek çoğunun ise “disleksi” olarak tanımladığı kavramların hepsinin aynı şeyi ifade ettiğini belirtmek isterim. Ailelerin, öğretmen ve çocukların bu konuda kafa karışıklığı yaşamamaları gerekiyor. Disleksi “okumada güçlük yaşanması”dır.

Disleksi ülkemizde ne kadar yaygın? Rakamlar ne söylüyor?
Türkiye’de 50 bine yakın disleksik birey olduğu ifade ediliyor.

Özel öğrenme güçlüğü en erken ne zaman fark edilebilir?
Özel öğrenme güçlüğü ile ilgili belirtiler okul öncesi dönemden itibaren görülebilir. Aileler ve öğretmenler tarafından fark edilebilir. Bununla birlikte okula başlamayla beraber okuma, yazma ve matematik gibi akademik süreçlerdeki başarısızlık ile görünümü daha net ortaya çıkan bir problem olduğu için 1. sınıfın sonunda kesin tanı konulabilir.

Tanı konduktan sonra nasıl bir yol izlenmeli?
Özel öğrenme güçlüklerinin tedavisi eğitimdir. Normal okul müfredatı ya da özel dersler öğrenim güçlüğü olan çocuk ve gençlerin eğitiminde yetersiz kalır. Öğrenmenin gerçekleşebilmesi için doğru tanı konulup değerlendirme yapıldıktan sonra, özel bir eğitim programı oluşturulmalı ve eğitsel terapi yapılmalıdır. Bu yaklaşımın amacı, her çocuğun ihtiyacı doğrultusunda öğrenme deneyimi kazanmasını sağlamaktır.

Ülkemizde dislektik çocuklar hangi eğitimlerden yararlanabiliyor?
Ülkemizde özgül öğrenme güçlüğüne sahip çocuklara yönelik olarak üç temel eğitim programı mevcut. Bunlardan ilki, kaynaştırma/BEP Programları. Programla, temelde özel eğitime ihtiyaç duyan çocuğun, birtakım düzenlemeler yolu ile eğitim sistemine uyum göstermesinin sağlanması amaçlanır. Ancak yapılan araştırmalar, okullarda eğitim veren öğretmenlerin bu alanda yeterince eğitimli olmadığını, çocuğa sunulan imkânların yeterli olmadığını ve ailelerin sahip oldukları hakları bilmediklerini ortaya koyuyor. Buna karşın, kaynaştırma hizmetinden yararlanma oranlarında son yıllarda belirgin bir artış yaşandığı görülüyor. Uygulanan bir diğer program da rehabilitasyon merkezlerince gerçekleştirilir. 2009 yılında yapılan düzenlemelerle özgül öğrenme
güçlüğü tanısı almış çocuklara yönelik olarak rehabilitasyon merkezlerinde destek programları oluşturulması kararlaştırıldı ve bu program, özel öğrenme güçlüğü destek eğitim programı olarak adlandırıldı. Özgül öğrenme güçlüğü ile çalışan bir diğer kurum da; özel okullar ve kurumlardır. Büyük illerdeki özel okullar başta olmak üzere pekçok okul ve kurumlar sorun yaşayan bu öğrenciler için düzenlemelere gidiyor.

Sizce uygulanması gereken eğitim modeli nedir?
Karma eğitim çok önemli ve okullarda özel gereksinimli çocukların hepsine özel müfredat oluşturulmalı. Her dislektik çocuğun kendine özel öğrenme modeli olduğu için bu çocuklar kesinlikle özel eğitim de almalı. Ama bence karma eğitimden önce akran zorbalığının önüne geçilmesi daha önemli.

Özel öğrenme güçlüğü kişinin yaşamında ne gibi olumsuz etkilere yol açar?
Özel öğrenme güçlüğü ile birlikte sık olarak dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu görülür. (DEHB)’nin fark edilmesi, tanılanması ve tedavisinin planlanması öğrencinin akademik ve davranışsal sorunlarının azaltmada yardımcı olacaktır. Karşı gelme bozukluğu, davranış bozukluğu, depresyon ve anksiyete bozuklukları da özel öğrenme güçlüğü ile en sık birlikte görülen sorunlar arasındadır. Bu nedenle değerlendirmeleri çok yönlü, öğrenciyi kapsayıcı perspektif ile yapmak oldukça önemlidir. Ayrıca müdahalenin planlanmasında kritiktir. Özel öğrenme güçlüğüne yönelik akademik desteğin yanı sıra psikoterapi desteği de önerilebilir. Çocuk, yaşıtlarının yapabildiği bir şeyi yaşıtları gibi yerine getiremediğinden artan bir öfke duymaya başlayacak ve kendini diğerlerinin seviyesinden altta görmeye başlayacaktır. Dislektik çocuklarda çeşitli duygulanımlar görülür. Dislektik çocuk endişe sahibi olabilir. Daha önce yerine getiremediği bir görevi baz alarak “Tekrar başarısız olacağım hissi” çocuğun kısır döngüye girmesine ve sürekli endişe halinde olmasına yol açar. Öfke sahibi olan bu çocukların öfkeleri zamanla kızgınlığa dönüşecek ve bu kızgınlıklarını veli, öğretmen ve okula yönlendirecektir.
Öğretmen ve ebeveyn olarak dikkat edilmesi gereken; çocuğun duygularına kulak verip, duygusal ihtiyaçlarını belirlemeye çalışmak, duygularını ifade etmede zorluk yaşayacağından duygularını nasıl anlatması gerektiğini öğretmektir. Beklenmeyen bir davranışla veya düşük bir karneyle karşılaştığınızda ‘tembel’ gibi etiketlerden uzak durulmalı, notlardan çok göstermiş olduğu çabanın önemli olduğunu, başarmak için çabalamanın çok daha fazla olduğunu hissettirmeli.

Son olarak farkındalık artırıcı çalışmalarınızdan bahseder misiniz?
“Disleksiye Yelken Açıyorum”, “Hepimiz Birer Mucizeyiz”, “Disleksi Kampı”, “Disleksinin Farkındayım” gibi projeler ve festivaller ile farkındalık çalışmaları yürütüyoruz. ‘Hepimiz Birer Mucizeyiz’ projesinde, Türkiye’deki tüm devlet ve özel okullarında öğretmen ve velilere ücretsiz seminerler düzenliyoruz. Akabinde taramalar ile devam edecek. “Disleksi Kampı”nda ise çocuklar doğada vakit geçirip tek başına yaşamayı öğreniyorlar. Yelken kulüpleriyle anlaşma yaparak Ankara Mogan Gölü’nde başlattığımız “Disleksiye Yelken Açıyorum” projesinde ise, çocuklar yelkenle tanışıyorlar. Bu sayede sorumluluk almayı ve dikkat becerilerini geliştirmeyi öğreniyorlar. 9 ilde aktif olarak devam ediyor. Bir de 1-7 Kasım Haftası’nda ayrımcılığa karşı bilgilendirme amaçlı afiş ve bilboard çalışmalarımız var.