Çevresinden, eğitimcisinden, ailesinden, arkadaşından şiddet gören çocuk, büyüdüğünde ve gücünü keşfettiğinde şiddet gösterecektir. Bu yüzden küçük yaşta davranış sorunlarının doğru tekniklerle çözülmesi çok çok önemli…

Yazı: Parin YAKUPYAN
ÖÇED Yönetim Kurulu Başkanı

 

Geçtiğimiz günlerde Erzurum’da bir devlet okulunda öğretmenin öğrenciye uyguladığı şiddet vakası tüm sosyal medyada yer aldı… Konu şiddet ve çocuk, hele engelli çocuk olunca hiç izleyemiyorum o görüntüleri, okuyamıyorum o haberleri. Her geçen gün şiddet, cinnet, bozulan ruh sağlığı vakaları çoğalıyor. Bazen içme suyumuza bir şey mi karıştırılıyor diye de düşünmüyor değilim hani! Trafikte, sokakta, metroda, metrobüste… Gün yok ki bir şiddet vakası yaşanmasın…

Erzurum’daki bu şiddet vakası ile ilgili de çokça yazıldı, çizildi, konuşuldu… Ben de bu konuyla ilgili düşüncemi yazmak istedim hazır fırsat bulmuşken. Aslında video izlendiğinde tam bir şiddet vakası olduğunu pek düşünmüyorum. Hiçbir eğitimcinin de bunu düşüneceğini sanmıyorum. Burada amacım öğretmeni korumak değil elbette ama eğitim işinin içine girerseniz zaman zaman büyük problem davranışı olan çocuklara bu tip bastırma, baskılama, hatta fiziksel müdahale durumlarına çokça tanıklık edersiniz maalesef. Bu yapılanlar öğretmenin eğitimle ilgili hiçbir şey bilmediğinden, hangi tekniği uygulayabileceğini, problem davranışı nasıl bastırabileceğinin eğitim tekniklerini bilmediğinden kaynaklı ve kolaya kaçarak öğrenciyi bastırma, fiziksel güç ile davranışını engelleme ve gücün öğrencide değil, kendisinde olduğunu gösterme çalışmalarıdır. Bence acizliktir, çaresizliktir. Kesinlikle öğretmen çocuğun canını yakmak için bu davranışta bulunmamış, belli ki öğrencinin daha önce göstermiş olduğu olumsuz bir davranış problemini gücün onda olduğunu göstererek ve sözel olarak ifade ederek anlamasını sağlamaya çalışmıştır. Öğretmenin sıkça kullandığı “sen güçlü değilsin, güçlü benim”, “cezalısın yemek yemeyeceksin” söylemleri maalesef eğitimde çokça kullanılmış ve “ceza”nın sınırları içerisinde görülmüştür. Ancak bilim ilerlemiş ve cezanın artık eğitimde yeri kalmamıştır. Son çalışmalar göstermiştir ki, çocuk en yüksek motivasyonda en iyi öğrenecektir. Pekiştirme yöntemleri, ipucu yöntemleri ve pek çok yöntem eğitimde ustalıkla uygulandığında bu tip yüksek seslere, tehditlere, fiziksel müdahalelere, baskılamalara aslında hiç gerek kalmamaktadır. Doğru şekilde uygulanan bu teknikler küçük yaştan itibaren kullanıldığında çocuk öğrenmekte ve içselleştirebilmektedir. Oysa bu şekilde baskılama ile sinen çocuk bir süre sonra gücü iyice arttığında güç kullanmayı daha iyi öğrenmekte, hatta gücü yeten her kişiye bu gücü istediğini elde edebilmek için de kullanabilmektedir.

Otizmli çocuklarımız doğru tekniklerle eğitim alamadıklarında (hepsi değil ama bir kısmı) özellikle ergenlikle birlikte gücünü keşfetmekte ve bastırılamaz davranış sorunları göstermekte, kilo artışı ile birlikte inanılmaz bir güç kazanmakta ve yoğun psikiyatrik destekler de çoğu zaman sonuçsuz kalmaktadır. Bu durumda pek çok aile “ne yapmalıyım?” diye bizlere başvurmakta ama o duruma gelen bir çocuk için acil bir müdahale pek mümkün olamamaktadır.

Kimsenin moralini bozmak istemem bu yazımla ama şunu belirtmek istiyorum ki, küçük yaşta davranış sorunları doğru tekniklerle çözülemediğinde ileriki yaşlarda sorun büyür. Maalesef eğitimciler de bir otizmli çocuğa hükmetmeyi bağırmak veya baskılamak sanarak davranış sorunlarının üzerine körükle gitmektedir.

Ve maalesef şiddet öğrenilmiş bir davranıştır. Eğitimcisinden, ailesinden şiddet gören çocuk büyüdüğünde ve gücünü keşfettiğinde şiddet gösterecektir. Daha donanımlı daha tecrübeli eğitimcilerimizin çoğaldığı günleri görmek umudumuzu asla yitirmeyelim.

Ve bence bu yaşanan bu olayda eğitimciyi linç etmektense bir çocukla nasıl çalışılacağını bilmeyen bir eğitimciyle baş başa bırakan sistemin değişeceği günleri hayal edelim…

Son dönemde alanıma dokunma ile ilgili ciddi kampanyalar, çalışmalar var… Bu kampanyalar der ki; özel çocuklarla özel eğitim mezunları çalışsın… Onun dışında çalışanlara HAYIR! Bence de olması gereken bu elbette ama şu andaki durumda maalesef bunun olabileceğine inanmak abesle bir rüyadır. Çünkü çok fazla ihtiyaç vardır ve mezun sayısı yetmemektedir. Acilen özel eğitim bölümlerinin çoğalması ve benzer meslekleri sertifakasyon programları ile yetiştirmek gerekir. Devletin şu anda açtığı kurslardaki eğitim kesinlikle bu anlamda yeterli olmayıp daha kaliteli bir eğitim ve uygulama programları ile bu sayı çoğaltılmalıdır diye düşünüyorum.

Ve son söz olarak sevgi her engeli aşar diyorum. Eğer eğitimci hiçbir şey bilmiyorsa bile o çocuğa sevgiyle yaklaşıp nasıl yardımcı olabileceğini öğrenmeye çalışsa, biraz teknik öğrenmeye çalışsa inanın ki yaptığı baskılamadan çok daha fazla sonuç alacaktır.