Kriz anında istediği verilen yani problemi anne ve baba tarafından çözülen bir çocuk, problem çözme becerisi geliştiremediği gibi duygularını regüle edemez ve bu yüzden bireyselleşemez.

 

 

 

 

 

Derya Şenel Demir

Uzm. Klinik Psikolog

[email protected]

 

Duygu regülasyonu, başa çıkmakta zorlanılan bir olayla karşılaşıldığında dürtüsel bir tepki yerine; duygu, davranış ve bedeni yöneterek en uygun tepkiyi vermektir. Minik yaştaki bebeğinizin nörolojik sistemi henüz tam gelişmediğinden duygu regülasyonu için emziğini, sizin memenizi ya da kucağınızı kullanacaktır. Büyüdükçe regülasyon için ihtiyacı olduğu bu nesnelere veya size olan bağımlılığının azalması gerekir. Bu yüzden de duygularını regüle edebilme becerisinin ona öğretilmesi oldukça önemlidir.,

 

Çocuklar kendi kendine sakinleşemez

Çocukların davranışları aslında bir sorun değil, soruna yönelik gösterdiği tepkilerdir. Çocuğunuz saldırgan ya da aşırı çekingen davranışlar sergiliyorsa, aslında bu stres altındaki beynin size verdiği bir mesaj olduğunu düşünün. Çocuğunuz yaşadığı fiziksel gerilim sonucu ya saldırıya geçer ya da kaskatı kesilerek donma eğilimi gösterir. Bu çocuğun yatıştırılmaya ihtiyacı olduğunu anlamına gelir. Çocuk bunu kendi kendine yapamadığı için temel bakım verenine yani annesine ihtiyacı vardır. Bazı çocuklar ses, ışık, koku gibi duyusal uyaranlara karşı çok fazla hassasiyet ve tepki gösterirler. Bu aşırı duyarlılık hali yoğun bir strese yol açtığı için, çocuklar böyle durumlarda öfke nöbetleri, ağlama krizleri, donma, aşırı tedbirli hal, aşırı irkilme, takıntılar, karşı gelme gibi olumsuz tepkiler gösterebilirler. Bu çocukların duygularını düzenlemeleri için bakım verenleri tarafından sakinleştirilmeye ihtiyaçları vardır. Bazı çocuklar ise, çevredekilere karşı duyarsız, ilgisiz ve tepkisiz olabilirler. Bu düşük duyarlı çocuklar tepki göstermeleri için aşırı uyarana ihtiyaç duyabilirler. Bu nedenle, bakım verenlerinin onunla etkileşime girmek için ısrarcı olmaları önemlidir.

Arkasında “helikopter ebeveyn” var

Duygularını yönetemeyen çocuk, denilince akla ilk gelen istediği alınmayınca ya da verilmeyince bağıran, kendini yerlere atan, etrafa veya kendine zarar veren çocuklar oluyor. Tepesinde ise bir “Helikopter ebeveyn”. Ne demek peki helikopter ebeveynlik? Aşırı kontrolcü, çocuğun her davranışına müdahale eden,  çocuğun yapabileceklerini engelleyen ve çocuğun bireyselleşme çabasına destek vermeyen anne-baba tutumu demektir. Şimdi bu sahneyi bir hayal edelim. Uygun olmayan isteği gerçekleşmediği için çocuğunuz bir alışveriş merkezinin ortasında kendini yerlere attı ve etrafa ya da kendine zarar vermeye başladı. Dil gelişiminin de henüz tamamlanmadığını düşünelim. Yani kendisini ifade edemiyor ve sadece ağlıyor. Şimdi çocuğunuzun kendini regüle edebilme becerisinin (kendini sakinleştirme, duygularını ve isteklerini kontrol edebilme) olup olmadığını bir düşünün. Birçoğunuzun cevabı “hayır” olacaktır! Eğer bir helikopter ebeveynlik tarzıyla ona yaklaşır; tam da o kriz anında onu ikna etmeye, başka seçenekler sunmaya çalışırsanız asla kendi kendini sakinleştiremeyecektir. O kriz anında yapmanız gereken tek şey; sakin bir tavırla, ikna etmeye çalışmadan yalnızca kendine veya etrafa zarar veriyorsa bunu engelleyerek, ona sarılarak sakinleşmesini beklemektir. Akabinde ağlama krizleri hala devam ediyor ise, çocuğunuzu alıp bulunduğunuz ortamdan hemen uzaklaşmalısınız. O an ikna edilen, istediği verilen yani problemi anne ve babası tarafından çözülen, o anki olumsuz duyguyu yaşaması engellenen çocuğunuzun problem çözme becerisinin zayıf olmasının yanı sıra duygularını regüle edemeyen, bu yüzden bireyselleşemeyen bir çocuk olması da kaçınılmaz olacaktır. Zaten dürtüsel olan çocuğunuzun dürtülerini kontrol edebilmeyi öğrenmesi sizlerin daha sonraki zamanlarda karşılaşacağı davranış problemlerinin önüne geçecektir… Sevgiyle Kalın…

 

Kaynakça: Aslı Çelikler / Çocuklarda Duygu Regülasyonu
Ece Eryılmaz / Davranış Bilimleri Enstitüsü

0 cevaplar

Cevapla

Want to join the discussion?
Feel free to contribute!

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir