Altın Adımlar Psikolojik Danışmanlık ve Aktif Yaşam Merkezi’nden Refleksolog Aslı Karadeniz ile refleksoloji-otizm ilişkisini konuştuk.

Sizi tanıyabilir miyiz?

İsmim Aslı Karadeniz. Anadolu Üniversitesi Engelli Bakım ve Rehabilitasyon alanından mezunum. Refleksoloji Derneği’nden aldığım eğitim sonucu 10 yıl öncesinde refleksolojiye başladım. Başlama nedenim; iki Serebral Palsy’li yeğene sahip olmam. Erken doğdular, sonra bizim rehabilitasyon sürecimiz başladı. Onlarla birlikte tedavi araştırırken refleksolojiyle tanıştık. Tanıştıktan sonra bu alana yöneldim.

 

Refleksoloji nedir?

Refleksoloji, Uzakdoğu kökenli, 12 bin yıllık geçmişi olup ellerden ve ayaklardan uygulanan manuel bir tedavi yöntemi. Türkiye’de ise ilk başta engelli çocuklar üzerinde deneniyor ve kabul görüyor. Son 15 yıldır engelli çocuklar üzerinde başarıyla uygulanıyor. Buradaki amaç da çocukları daha kaliteli, ilaçsız ve daha rahatlatıcı bir tedaviye yönlendirmek.

KAN DOLAŞIMI HIZLANDIRILIYOR

Refleksoloji daha çok hangi engelli grubu üzerinde faydalı?

Hemen hemen bütün engel gruplarında uygulanıyor fakat çocuğun bulunduğu duruma göre gelişim süreci farklılık gösterebiliyor. Hem bedensel farklılığı hem mental redartasyonu olan çocuklarda, atipik otizmli, aspergerli ya da spina bifidası olan bütün çocuklarda da refleksoloji uygulanabiliyor. Çünkü asıl amaç; vücudu dengelemek. Refleksoloji beyin odaklı çalışır,. İlk önce beyni, sonra beyin ilgili organları çalıştırmaya başlar. Amaç vücuttaki kan dolaşımını hızlandırarak vücudun kendi endorfinlerini ortaya çıkarmak.

 

Ne kadarlık bir tedaviden bahsediyorsunuz?

Bu her çocukta değişiyor. Benim 10 aylıktan başlayıp şu an 9 yaşında olmasına rağmen hâlâ gelen Serebral Palsy’li çocuklarım var. Çocukların gelişim süreçlerinde ergenlikte durumlar biraz daha karışabiliyor. Hormonlar işin içine giriyor. O yüzden bırakmamaya özen gösteriyoruz. Fakat bazen tedaviyi tamamen kesmek yerine sıklığını azaltabiliyoruz. Haftada bir yerine aylık kontroller şeklinde devam edebiliyor. Nasıl özel eğitim ve fizik tedavi yıllarca sürüyorsa refleksoloji de hayatlarının bir köşesinde yer alabiliyor.

 

Anne babalar refleksolojiyi kendileri uygulayabilir mi?

Açıkçası ben şöyle düşünüyorum. Biraz da maddiyata bağlı olduğu için anne ve babaya temel refleksoloji eğitimi verilebilir ki ben burada bunu yapıyorum. Çünkü bazen maddi durumdan dolayı ister istemez ara vermek durumda kalabiliyorlar. Kopmamak adına bizler bir şekilde destek oluyoruz ama ailelerin de kendilerini çok daha iyi hissetmeleri adına, yetersiz hissetmemeleri adına temel anlamda birkaç nokta gösteriyorum. Videoya çekiyorum ve “En azından gece yatmadan önce bu noktalara dokunursanız çocuk tedaviden kopmamış olur ve vücutta dolaşım devam eder” şeklinde anlatıyorum ve yapmalarını da istiyorum.

KONUŞMAYA ODAKLANMAMALI

Otizmli çocuklarda nasıl bir çalışma yapılıyor ve refleksoloji hangi açıdan fayda sağlıyor?

Otizmli bir çocuk geldiği zaman önce ailesiyle konuşmak gerekiyor. Aile çocuk için bu zamana kadar ne yaptı? Erken mi, geç mi fark edildi? Kabullenme süreci nasıl oldu? İlk önce aile odaklı olmak gerekiyor. Çünkü aile ne kadar çocuğunun farkında olursa, o kadar alacağı şeylerin de tepkilerini görebiliyor. Bunlar bizi zorlayan şeyler aslında. Refleksoloji çok soyut bir şey. Harfleri öğretmiyorsunuz. Tamamen beyindeki o karmaşık durumu çözmeye çalışıyorsunuz. Biliyorsunuz ki otizmde, duyusal işlemlemede ve bütünlemede zorluklar yaşanır ve bu ömür boyunca devam eden bir süreç.

İlk önce aileyle çocuğun 2.5 yaşındaki bir çocukla 9 yaşına gelen otizmli bir çocuğun arasında çok fark oluyor. Çünkü oturmuş bazı alışkanlıklar, takıntılar, davranış problemleri oluyor. Otizm tanılı 2.5 yaşında bir çocuk geliyorsa, ailenin ilk odaklandığı şey çocuğun konuşması oluyor. Ama ben buna odaklanmıyorum ve bunu aileye anlatıyorum. Bu çocuğun ilk etapta dokunsal durumu nasıldır, sosyal iletişimi, oyun oynaması, algı düzeyi nedir? Çünkü bunlar temel sorunlar ve bunları çözdüğünüz zaman konuşma (özellikle atipik otizmde) peşi sıra gelmeye başlıyor.

 

Başka nelere bakılıyor?

Bağırsak sistemini sorguluyoruz. Kan tahlilleri de çok önemli. Otizmin nedeni net olarak belirlenmediğinden, bağırsaklarda ve tahlillerde de bir problem yoksa, algıya yönelik bir gerileme var olduğunda ona yönelik bir çalışma yapılıyor. O zaman işimiz biraz daha kolaylaşıyor. Ama vücutta bir metal zehirlenmesi, bağırsaklarda ciddi bir problem varsa odak noktamız bağırsakları çözmek oluyor.

 

SİNDİRİM SİSTEMİNİ DÜZENLİYORUZ

Bağırsaklarla otizm arasında ne gibi bir ilişki var?

Hepimizin vücudunda çinko, kurşun, bakır gibi ağır metaller bulunuyor. Bunları vücut bazen tolere edemeyebiliyor. Bir varsayım olarak bu metallerin bağırsakta birikmesi metal zehirlenmesine o da otizme sebep olabiliyor.

Beyin ile bağırsak arasındaki sorun konusunda refleksoloji çok önemlidir. Bu noktalara uygulanan manuel bası yöntemiyle refleksoloji beyne birçok ileti göndererek bunları algıya dönüştürmekte ve sindirim sistemini düzenlemektedir. Bu duruma ek olarak beslenme düzeni ile ilgili bilgilendirmeler ve yönlendirmeler yapılır.

HİPERAKTİVİTE TEDAVİ EDİLİYOR

Bazen otizme hiperaktivite de eşlik edebiliyor. Buna yönelik bir tedavi uygulanabiliyor mu?

Refleksoloji otizm üzerinde özellikle hiperaktiviteye yönelik çok ciddi bir gelişme gösteriyor. Çünkü otizmi olan birçok kişide seratonin maddesinin fazlalığına rastlanmakta. Bu hormonu dengelediğiniz zaman hiperaktivite azalıyor ve böylece dikkat ve konsantrasyon artmaya başlıyor. O zaman çocukta masa başında durma süreleri, toplum içinde bulunma farkındalığının artması gelişiyor. Konsantrasyonunun artması eğitimlerine destek oluyor. Daha iyi komut almaya başlıyor. Bununla birlikte davranış problemleri yavaş yavaş azalmaya başlıyor.

 

Altın Adımlar Psikolojik Danışmanlık ve Aktif Yaşam Merkezi’ni nasıl kurdunuz?

Ben kurucu ortaklarından biriyim. Üç arkadaşımızla beraber bir yaşam merkezinde çalışıyorduk. Burası kapanınca ben başka bir klinikte çalışmaya başladığımda, eğitim verilen yerlerde şu eksikliği çok sık görüyordum. Ailelerle hiç kimse ilgilenmiyor, aile danışmanlığı yapılmıyordu. Ben engelli ailesi olduğum için birebir aileye anlatıyor onlarla tecrübelerimi paylaşıyordum ama yeterli olmuyordu. Sonra arkadaşlarla otururken bir hayal kurmaya başladık. Hayal sonucunda neden olmasın demeye başladık. Bir araştırma yaptık. Çok fazla danışanımız da bir yer açmamızı bekliyordu. Refleksoloji her yerde yapılmadığı için benim bulunduğum yere danışanlarım da benimle birlikte  geliyorlardı. Öyle olmaktansa kendi yerimizi açmak istedik. Burada bizden eğitim ve tedavi alan kişilere ücretsiz aile danışmanlığı hizmeti sunuyoruz.

 

AİLELERİ YIPRATAN ÇEVRE

Ailelere danışmanlık hizmeti verdiğinize göre onların en büyük problemleri neler?

Çevresel faktörler aileleri çok etkiliyor. Otizm tanısı almış bir çocuğu çevrenin kabul görmemiş olması aile için yıpratıcı olabiliyor. Bu defa aile kendini ve çocuğu eve kapatmaya başlıyor. Ve süreç onlar için daha da zor bir hal alıyor. Ailelerde temel sorun çevresel faktörler olduğu için, aile buraya geldiğinde o suçluluk duygusundan ve yetersizlik duygusundan kurtulmalarını sağlıyoruz. Tek yaşayanın onlar olmadığını, hangi çocukların hangi süreçlerden geçtiğini anlatıyoruz, süreçlerle ilgili bilgilendiriyoruz ve çocukla alakalı tanıdığımız doktorlara yönlendiriyoruz.