Ankara Üniversitesi Eğitim Bilimleri Fakültesi Özel Eğitim Bölümü 2. sınıf öğrencisi olan Necip Acar, sadece ismi havalı ya da statüsü yüksek olduğu için bir meslek seçmek yerine bu bölümü tercih etmiş. Seçtiği mesleği yakından tanıdıkça ve ailelerle bir araya geldikçe mutluluğunun arttığını söyleyen Necip Acar, “İyi ki bu mesleği seçmişim” diyor.

 

“Hepimiz büyüyoruz. Büyüdükçe annemizin, babamızın, akrabalarımızın yani içinde yaşadığımız toplumun bizden beklentileri giderek artıyor. İlkokul, ortaokul, lise ve sonrasında üniversite… Eğitim hayatımızda birçok aşamalardan ve sınavlardan geçiyoruz. Bu süreçte bizlere en çok sorulan soru ‘Büyüyünce ne olacaksın?’ Bu soruyla neredeyse hepimiz karşılaşmışızdır. Kimimiz doktor, kimimiz avukat, kimimiz öğretmen… Yani bu sorulara çok farklı cevaplar vererek en sonunda birini seçiyoruz.

 

Tercih listemdeki tek bölümdü

Ben de 2017 yılının ağustos ayında bu soruya cevap verdim. Yoğun çalışmayla geçen bir senenin ardından üniversite sınavına girdim, puanımı aldım ve artık tercih zamanı gelmişti. Tercih zamanlarında her kafadan ayrı bir ses çıkar. Birkaç kişi hariç hiç kimse sizin kişisel özelliklerinize, mizacınıza bakarak bir şey önermez. Mesleklerin kolaylığına bakarak sizlerle konuşurlar. Toplumumuzda statüsü yüksek, ismi havalı herkesin hayali ya da öyle sanılan birkaç meslek vardır ve sizlere tercih zamanı hep o mesleklerle gelirler. Anlayacağınız tercih dönemi zor bir dönemdir. Zaten aklınız karışıktır, çevrenin de etkisiyle bu karışıklık artarak devam eder. Ben bu kafa karışıklığının içinden tamamen kendi duygu ve düşüncelerimle hareket ederek çıktım. Tercih listesini hazırlarken 14 tercih yaptım fakat listemde tek bir lisans programının adı vardı. O da Özel Eğitim Öğretmenliği’ydi. Sonra sonuçlar açıklandı ve Ankara Üniversitesi Özel Eğitim Öğretmenliği’ni kazandığımı öğrendim.

 

Ne kadar değerli bir branş olduğunu anladım

İlkokulu okuduğum okulda özel eğitim sınıfı vardı. Özel eğitim kavramına yabancı değildim ve özel eğitimin uğraş alanlarını biliyordum: “Bazı engellerle yaşama gözlerini açmış bireylerin engellerini ortadan kaldırmak için çabalamak ve onların hayata tutunması için çalışmak.” Özel eğitim öğretmenleri de tam olarak bunu yapıyor. Çoğu insanın ilgilenmediği, ne olduğunu bilmediği, korku ve kuşkuyla baktıkları bir alanda çalışıyorlar. Özel eğitim öğretmenliğini araştırdıkça, bu alanda çalışan eğitimcilerle ve bu alanda okuyan öğrencilerle konuştukça, önceden sadece adını bildiğim branşın aslında ne kadar çok değerli olduğunu, ülkemizde bu alanda ciddi eksiklikler olduğunu anladım. Özel eğitim öğretmenliğinin ne olduğunu bilen kişiler tarafından hep olumlu sohbetlerle ve güzel dileklerle karşılaştım. Bazıları da vardı ki engelli bireylere karşı bilinçsizliğini benim tercihime de yansıttı. Ama hep bardağın dolu tarafını görerek hareket ettim. Zaten bizim amacımız da toplumun engelli bireylere karşı tutumunu değiştirmek, farkındalığını arttırmak değil miydi? Bu düşünceyle üniversitemin açılmasını bekledim.

Adaylara büyük iş düşüyor

Özel Eğitim Öğretmenliği lisans programının derslerinin ilgi çekici ve farklı olduğunu düşünüyorum. Birinci sınıfta genel olarak yetersizlik çeşitlerinin ne olduğuna dair çok derine inmeden dersler alıyorsunuz. Bu dersler Otizm Spektrum Bozukluğu, Zihin Yetersizliği, İşitme Yetersizliği, Görme Yetersizliği, Özel Öğrenme Güçlüğü, Üstün Yetenekliler. Yetersizliklerin ne olduğuna dair dersler alırken bir yandan da çocukların gelişimleri üzerine dersler alıyorsunuz. Daha önce adını duyduğunuz ya da somut olarak etkisini gördüğünüz bazı şeylerin ne olduğunu tam olarak öğrenmek güzel bir şey. Özel eğitim öğretmenliğinin akademik kısmının yanında sosyal yanı da var. “Ülkemizde özel eğitim alanında ne gibi çalışmalar yapılıyor? Bu çalışmaların içerikleri neler? Bu çalışmalar kimlere hitap ediyor?” Özel eğitim öğretmeni adayı herkesin bu sorulara cevap araması ve bu çalışmalarda yer almasının gerekli olduğunu düşünüyorum.

 

Aileler iyi ki bu mesleği seçmişim dedirtti

Ülkemizde özel eğitim alanının gelişmesi ve toplumumuzdaki yerinin artması için çeşitli sivil toplum kuruluşları tarafından çalışmalar yapılıyor. Bu çalışmalar genellikle toplumun engelli bireylere karşı tutum ve davranışlarını değiştirmek oluyor. En önemli çalışmalar da toplum farkındalığını arttırmak amaçlı yapılıyor. Sosyal sorumluluk projeleri de bu çalışmalara eşlik ediyor. Bu sene Otizm Spektrum Bozukluğu tanısı almış çocuklar için oluşturulmuş bir sosyal sorumluluk projesinde etkin rol aldım. Bu proje sayesinde birçok otizmli çocukla beraber oldum, otizmli bireyler adına çalışmalar yapan birçok sivil toplum kuruluşuyla görüşme fırsatım oldu. Otizmli çocukları olan ailelerle oturup sohbet ettim ve birçok ailenin sofrasında oturup yemek yedim. Ailelerin yanından ayrıldıktan sonra ‘iyi ki özel eğitim öğretmenliği okuyorum’ dedim. Çünkü o özel aileler sizi kendi evladı gibi görüyor ve sizlere çok değer veriyor. Özel bir çocuğa sahip ailelerin yaşadığı zorlukları, karşılaştığı olayları dinledikçe, toplumun onlara yaşattığı güç durumları öğrendikçe mesleğinizin kutsallığını ve size düşen görevin aslında çok fazla olduğunu bir kez daha anlıyorsunuz.

Onların hayatına dokunabileceğim

Ülkemizde özel eğitimcilere daha çok ihtiyaç var. Bence ince duyguları bilen, insanı insan olduğu için seven üniversite adayı öğrencilerin özel eğitim öğretmenliğini de düşünmesi gerekiyor. Son olarak özel eğitim öğretmeni olunca sokakta, ‘Öğretmenim merhaba! Beni tanıdınız mı? Ben Ali eski öğrenciniz.’ diyecek öğrencilerim belki olmayacak ama benim sayemde içinde yaşadığı hayata tutunan, engelleri bir bir aşan, doğduğu dünyada kendine bir yer bulan, hayatının her alanında izimin kalacağı birçok öğrencim olacağına eminim.”