Herhalde dünyadaki tüm annelerin çocuklarını kucaklarına aldıkları ilk günden itibaren en büyük hayalleri “anne” sözünü duymak.

Nicky Nükte ALTIKULAÇ

MS, BCBA, EI (ABA Uzmanı) Davranış Terapisi Uzmanı

[email protected]

Tüm gün çocuklarımızla vakit geçirmemize rağmen genelde ilk sözcük “anne” değildir duyduğumuz. En azından benim ki değildi. Hatta beni çağırmak için de kullandığı sözcük “anne” değil ismim oldu. Çünkü evde herkes beni ismimle çağırıyordu, kimse “anne” demiyordu. Dolayısıyla doğru modelleme yapılmamıştı ve her zaman yanında, ne istiyor diye gözünün içine baktığımdan beni yanına çağırma gibi bir gereksinimi de olmamıştı.

Hangimiz karşımızda bizimle göz kontağı halinde olan birine ismiyle hitap ediyoruz ki? Aynı şey çocuklarımız için de geçerli. Önce bizim ismimizin “anne” olduğunu öğretmek, sonra da bize ihtiyaç duymalarını sağlayıp bizim dikkatimizi nasıl çekebileceklerini öğretmemiz lazım. Bunun için şöyle bir örnek verebilirim.

Aile bireylerinin arkası düz bir fonda çekilmiş fotoğraflarından “anneyi göster” (alıcı dil) sonra da “bu kim “anne” (ifade edici dil)” çalışır, bağımsız olarak bu becerileri kazandıktan sonra elimde çocuğumun çok sevdiği bir şeyi tutup çocuğumla göz kontağı kurmadan onun görebileceği bir yerde dururum. O yanıma gelip benim elimdeki şeyi almak için dikkatimi çekmeye çalışırken ona “Anne, de” sözel ipucunu veririm. “Anne” diye tekrarladığı zaman hemen göz kontağı kurar, büyük bir tebessümle ona bakar “aferin, beni “anne” diyerek çok güzel çağırdın. Şöyle bakalım ne istiyorsun?” diyerek davranışını pekiştiririm. Sözel olmayan çocuklarımız için işaret dili, mimik, resim kullanılabilir.

0 cevaplar

Cevapla

Want to join the discussion?
Feel free to contribute!

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir