Atipik otizm tanısı kimlere konur? Tüm otizm tanıları aynı mıdır? DSM- 5 Kriterlerine otizm tanısı alan bir çocuğun daha sonra tanıdan çıkması mümkün mü?

Psikiyatristlerin otizm tanısı konulduktan sonra neler yapıyor? Tanı alan çocuğun psikiyatriste devam etmesi neden önemli?

Bu soruları ve daha fazlasını ele aldığımız yayınımızda Koç Üniversitesi Hastanesi’nden Çocuk ve Ergen Psikiyatristi Dr. Herdem Aslan Genç konuğumuz oldu.

 

Yayından Başıklarımız:

Atipik Otizm Nedir?

DSM bizim tanı rehberimiz. Belirli zamanlarda güncelleniyor. Bu güncelleme de psikiyatrik hastalıklar, nörogelişimsel ve ruhsal bozukluklar ile bilgilerimizin artması ile oluyor. Otizmle ilgili bilgimiz de her yıl artıyor. Çünkü en çok araştırma yapılan konulardan biri otizm. O yüzden de 2013 yılında DSM-5 çıktığında otizm tanımıyla ilgili de bazı değişiklikler yapıldı.

Atipik otizm tanımı DSM-5 ile birlikte kaldırıldı. Bunun yerine Otizm Spekturum Bozukluğu adı ile tek bir tanı geldi. Asperger, yüksek işlevsellikli otizm gibi birçok tanı tek bir şemsiye altında toplandı. Bunun içerisinde hafif, orta, ağır şiddette olan bireyler tanımlandı. Atipik otizm ise DSM-4 dediğimiz 1994’de olan bir tanım. Ancak bizim bakanlık sistemimiz ve rapor sistemi halen Dünya Sağlık Örgütü’nün (DSÖ) tanımlamasını kullandığı için sağlık raporlarında ve eğitim raporlarında birçok aile atipik otizmi görüyor olabilir.

DSM-4’de atipik otizmi niçin be nasıl kullanıyorduk…

Otizm tanısı koymak için bizim elimizde iki belirti kümesi var. Birincisi sosyal iletişim eksikliği. Sosyal iletişimde eksiklikler ve zayıflıklar. Diğer ise tekrarlayıcı hareketler, kısıtlı ilgi alanı dediğimiz, duyusal hassasiyetleri de içeren ikinci bir alan. Bazı çocuklarda her iki alan birbirine eşit dağılıyor ve her ikisinden de belirti görebiliyoruz.  Ama bazı çocuklarda otizmde spesifik olan pek çok belirti olmasına rağmen klasik bir otizmde beklenenden daha az bir şiddette olabiliyor. Bir alanda hiçbir belirtisi olmayabiliyor. Mesela sosyal etkileşimi çok zayıf olan bir çocuğun kısıtlı ilgi alanı ve tekrarlayıcı hareketi olmayabiliyor. O zaman atipik otizm tanısı daha uygun olabiliyordu.

Günümüzde insanlar muhtemelen daha çok duyuyor bu tanımı.  Çünkü farkındalığın artması ile biz daha erken tanı koyabiliyoruz. Daha hafif formaları tanıyabiliyoruz. Böyle olduğu zaman da klasik bir otizm diyebilecek kadar elimizde belirti olmadığı için atipik otizm tanımı kullanılabiliyor. En azından sağlık raporlarında bu şekilde geçiyor.

Ama güncel haliyle ailelere Otizm Spektrum Bozukluğu (OSB) ama bunun hafif bir formundasınız, bu yelpazenin bir açık renkleri var bir de koyu renkleri var. Siz şu anda daha açık renklerdesiniz, demek daha doğru oluyor. Her iki kavramı da ailelere tanıştırmaya çalışıyoruz. Muhtemelen bir süre sonra sağlık raporlarında da atipik otizm olmayacak. ÇÖZGER ile birlikte orada da birçok şey değişti. Özel gereksinimli bir birey olduğu, hangi hakları olduğu yazılarak daha fazla bilgi yer almayabiliyor raporlarda.

https://www.youtube.com/watch?v=rptI10vUosI