Seçici konuşmamazlık ya da diğer adıyla selektif mutizm nedir?

,

Selektif mutizm (SM) konusunda sorularımızı yönelttiğimiz Pedagog, Uzm. DKT Veysel Kızılboğa, SM’de çocukların bilinçli bir kararla ya da inatlaşmak için susmadığını belirtiyor ve ailelerin konuşması için çocuğa baskı yapmaması gerektiğinin altını çiziyor.

 

Selektif mutizm nedir?

Selektif mutizm bir çocuğun normal ya da normale yakın bir konuşma becerisine sahip olmasına rağmen, bazı ortamlarda konuşmaması, susması demek. Aslında çocuk özellikle evde yakın çevresiyle çok rahat konuşur. Fakat evden çıktığı anda bu durum değişir. Çocuk okulda, misafirlikte, bir oyun parkında, doktorda ya da bir restoranda tamamen dilsiz kesilebilir. ‘Başkaları’ sesini duyacağını fark ettiği anda tamamen sessizliğe bürünmektedir.

Belirli ortamlarda (ev gibi) çok rahat konuşabildiği hatta bıcır bıcır konuşmasına rağmen, başka bir ortama girdiği anda (okul, doktor, misafirlik) konuşmama durumuna selektif mutizm (SM) diyoruz.

Selektif mutizm kaygı temelli, çocukluk çağı anksiyete bozukluğudur.

Selektif mutizme ne neden olur?

Neden olur sorusuna net, keskin cevaplar vermek zor. Bu soruya cevap vermeden önce biraz SM’li çocukların özelliklerinden bahsedeyim.

Selektif mutizmli çocuklar, kaygılı olmaya yatkındırlar. Kişilik özellikleri çocuktan çocuğa  farklılıklar göstermekle beraber öne çıkan bazı temel kişilik özelliklerinden bahsedebiliriz.

Tepkisel bir kişilik yapıları vardır. Yani inatçıdırlar. Kaçıngan, çekingen ve içe kapanıktırlar. Hassastırlar. Dikkatli, temkinli, utangaç ama aynı zamanda dışa dönük ve kendinden emindirler de. Katı ve mükemmeliyetçi de olabilirler. Kişilik özelliği olarak aslında geniş bir yelpazeden söz edebiliriz. En önemli özelliklerini bir daha vurgulayalım. Belirli ortamlarda veya belirli kişilere karşı konuşmaz ve susarlar.

Nedenleri arasında genetik yatkınlık önemli bir rol oynar. Yapılan araştırmalarda SM’li çocuğun ailesinde de benzer tutumlar, çekingen kaygılı yapının olduğu görülmüştür. Bunun haricinde çocuktaki genel gelişim geriliklerini, konuşma bozukluklarını, dili yeteri kadar edinememiş olmasını ve ifade edici dildeki bozuklukları özellikle vurgulama ihtiyacı duyuyorum. kekemelik, konuşma sesi bozuklukları SM’i tetikleyen ve/veya besleyen önemli kriterlerdir.

Bununla beraber koruyucu aile yapısı, ailelerin içe dönük olması ve sosyal etkileşimlerinin zayıf olması, ailelerin çevrelerine ve yabancılara karşı güvensiz tutum ve davranışları da zaten kaygılı ve anksiyetesi yüksek olan çocuğu etkilemekte ve SM’e neden olabilmektedir.

Bir inatlaşma durumu var mıdır?

SM’de susmak çocukların bilinçli tercihi ettiği, inatlaşmak için yaptığı bir durum değildir. Kesinlikle bilinçli ve istemli bir karardan bahsetmiyoruz. Çocuğun kontrolünde olmayan bir durum söz konusu. SM’li çocukların her biri kaygıyı çok farklı bir şekilde hissederler ve yaşarlar.

Anne – babalar çocukların SM’li olduğunu nasıl anlayabilirler?

Başta dediğimiz gibi temel tipik tutum, çocuğun bazı ortamlarda konuşup, başka bazı ortamlarda kesinlikle konuşmaması.  Peki, hangi tutumlar gözlemlenebilir? Çocuk evde daha mutludur ve dışarı çıkmak onun için çok zordur, dışarı çıkmaya veya eve misafir gelmesine karşı çok tepkili olabilir.

Anne veya babası ile konuşurken yabancı birileri yaklaştığından hemen susar veya onların kulağına fısıldayarak konuşur ya da o kişiler yanlarından ayrılıncaya kadar tamamen suskun durur. Ebeveyni okula bırakırken okul sınırlarına girildiği anda hemen susabilir ve okuldan çıkıncaya kadar ebeveynle asla konuşmaz. Serviste konuşmaz. Misafir geldiğinde odasından çıkmayabilir. Saatlerce tek başına sessiz sakin oynar. Misafir geldiğinde ya da tam tersi misafirliğe gidildiğinde annenin babanın kucağından asla inmez. Yapışık bir şekilde saatlerce kalabilir.

Özellikle oyun parkında diğer çocuklara karışmaması, onlar gelince salıncağı ve kaydırağı hemen bırakması, diğer çocuklara katıldığı ve onlarla oynadığı halde hiç konuşmaması da dikkat edebilecek diğer önemli noktalardır.

Ebeveynin çok sık görüştüğü kişilerle dahi hiç konuşmayabilir. Onlarla oynar, eğlenir, hediyelerini kabul eder, odasını oyuncaklarını gösterir. Hatta gülümser ve kahkaha da atabilir. Ama konuşma yoktur. Birinci dereceden akrabalarla bile konuşmayabilir.

Burada özellikle kreşe veya anaokuluna giden çocuklarda dikkat etmemiz gereken temel bir kriter var. En az bir ay veya daha fazla süredir okula gitmesine rağmen hala okulda konuşmuyorsa, arkadaşlarıyla iletişime geçmiyorsa burada SM’den şüphelenmeye başlayabiliriz.

Neden bir ay?

İlk bir ay alışma süreci olarak kabul edilir ve çocuk ilk haftalarda bu yeni ortamda utangaç davranabilir, zamanla alışır ve kendisini açar. Ancak Selektif mutizmli çocuk kendi sesinin duyulmasına karşı yoğun bir anksiyete yaşar ve aylar bile geçse konuşma davranışını geliştirmez. Ortaokul ve lise yıllarında terapiye gelen 10’a ye yakın çocukla çalıştık şimdiye kadar. O zamana kadar aynı okulda okumasına rağmen okulun içindeki hiç kimse, ailesi dahil bu çocukların sesini hiç duymamıştı.

Utangaçlık ve selektif mutizm arasındaki fark nedir?

Zaman. Utangaç bir çocuk belirli bir süre sonra rahatlar ve davranışsal olarak açılır. Tutukluğunu atar ve ortama katılır. Başlangıçta tek kelimelik cevaplar verebilir bir süre sonra konuşmaya geçer ve iletişim kurmaya başlar. Bazen bir ortama ilk girdiğinde buna yapamasa da 3. veya 4. ziyaretinde bu kaygısını kırar ve iletişime geçer. SM’li çocuklarda bir tutarlılık ve kararlılık vardır. Aynı ortama kaç kere girdiği ve ne kadar bir süre durduğu fark etmeksizin susmaya devam eder. Bedensel olarak tutukluluğu ve gerginliği geçmez. Göz kontağı kurmaz. Başını sürekli öne eğebilir ve velisine yapışık kalabilir.

Peki, çocuk okula başladı, bir aydan daha fazla bir süre geçti ve hala konuşmuyor. Diğer kriterlere de bakıldı ve SM tanısı konuldu. Okuldan alınmalı mı yoksa okula devam mı etmeli?

Okuldan alınması sorunun çözümüne herhangi bir katkı sağlamaz, aksine sesinin duyulmasından dolayı kaygılı olduğu bir ortamdan uzaklaştırılması, kaygısının ve öğrenilmiş çaresizliğinin artmasına ‘Ben okulda konuşamadım diye beni aldılar’ düşüncesi ile suçluluk duygusunun artmasına neden olur.

Bunun yerine terapi desteği alınarak okul sürecine devam edilmelidir.  SM’li çocuklar konuşma haricindeki bütün beklentileri yaşıtlarıyla beraber aynı derecede hatta fazlasıyla karşılayabilirler. Dersi derste anlayabilir ve hızlıca okumaya yazmaya geçebilirler.

Selektif mutizmden bahsedebilmek için ne kadar bir zamandır seçici konuşmazlık söz konusu olmalı?

Eğer bir çocuk okul ortamında gözlenemiyorsa herhangi bir zaman vermek kolay değil. Okula giden çocuklar için bu süre bir aydır. Fakat okula gitmeyen çocuklarda ebeveynler, rahatlıkla yukarıda bahsettiğimiz tutumları gözlemleyerek uzman görüşü alabilirler.

Müdahalesi ya da tedavisi nasıl yapılır?

Selektif mutizm terapi sürecine farklı disiplinler farklı zamanlarda veya eşzamanlı olarak katlı sağlarlar. Terapi sürecinde dil ve konuşma terapistleri, ergo terapistler, psikologlar, çocuk gelişimciler, psikiyatristler, çocuk hekimleri ve hatta KBB uzmanları dahil olabilir. Dünya da selektif mutizm terapisine yönelik ondan fazla terapi modeli var. Bizde 13 yıllık SM terapi deneyimlerimiz, SM’li çocuklardan ve velilerinden öğrendiklerimiz sonucunda SeMuTer Kızlboğa Modeli’ni (Selektif Mutizm Terapilerinde Kızılboğa Modeli)  bütüncül bir yaklaşım olarak geliştirdik, uyguluyor ve eğitimlerini veriyoruz.

Yaşadığı kaygıyla baş edemeyen çocuk susmayı bir savunma stratejisi olarak kullanabilir.

Bizimle iletişime geçen ailelerimiz en çok kreşe başlama döneminde selektif mutizmin başladığından şikayet ediyor. Neden özellikle bu zamanda çocuklarda seçici konuşmazlık başlayabiliyor?

SM’i başlatan ve tetikleyen şey kreş değildir. Kreş bu durumun fark edilmesine yardımcı olur sadece. Çocuğun selektif mutistik olduğu, okula başlayana kadar ailesi tarafından fark edilemeyebilir ki, bu genellikle böyle olmaktadır. Mesela çocuğun misafirlik ya da doktor ziyaretleri nedeniyle bulunduğu ortamlar daha kısa süreli aman geçirdiği yerlerdir. Bu gibi ortamlarda, okulda kaldığı kadar uzun bir süre geçirmediğinden ailesi çocuğun oradaki tavırlarını utangaçlığa yorar.

Bir diğer açıdan da bakacak olursak… Sürekli korunan, her dediği yapılan, yaşına uygun bir beklenti ile hiç karşılaşmayan duygusal olarak zayıf bir çocuk, dış dünyanın beklentileri ile baş edemediği zaman kendini koruma içgüdüsü ile savunmaya geçer. Yaşadığı kaygıyla baş edemeyen çocuk susmayı bir savunma stratejisi olarak kullanabilir.

Özgüven ve kaygının selektif mutizm ile nasıl bir ilişkisi var?

Özgüvenli olmak demek risk alma ve tolere etme becerisine sahip olmak yani duygusal sağlamlık anlamına gelir. Az önce bahsettiğim durum bu aslında. Bu sadece seçici konuşmamazlıkla  alakalı değil, çocukluktan yetişkinliğe genel yaşamı etkileyen bir durum.

Aile farkında olmadan selektif mutizm davranışlarını nasıl pekiştirebilir?

Aileler çocuklar için önemli bir rol modeldirler. Ebeveynlerin koruyucu ve kaygılı tutumları, komşu, akraba ve yabancılarla hiç etkileşimlerinin olmaması ya da sınırlı etkileşimlerinin olması, çocuğun yaşıtları ile hiç ya da sınırlı zaman geçirmesi gibi durumlar için olumsuz pekiştireçler diyebiliriz.

Konuşması için çocuğa baskı yapmaları, tehdit veya ödül yoluna gitmeleri çocukların daha fazla suçluluk duygusuna kapılmalarına ve başarısız olmaktan korkmalarına neden olur. Ailenin çocuktan yaşının üzerinde beklentileri olması, çocuğun kendini gerçekleştirmesini engeller.

Bununla beraber:

  • Çocuğun sıklıkla ‘O konuşmaz, konuşmuyor. Çekingendir, utangaçtır,’ cümlelerini duyması,
  • Çocuğun konuşmaya dair korkusunun açıkça kabul edilmemesi ve bu konunun tabulaştırılması,
  • Çocukların başarılarının ve güçlü yönlerinin görülmeyip sadece hatalarına odaklanılması,
  • Çocuğun önüne gerçekçi olmayan hedeflerin konulması,
  • Sessizliğin yabancılara karşı veya öfkeyi ifade etmenin bir şekli olarak modellenmesi,
  • Ailenin sosyal ortamlara çok az katılması, dışa kapalı olması (misafir kabul etmeme, misafirliğe gitmeme, ziyarette bulunmama, pikniğe gitmeme vb.),
  • Yabancılarla konuşmaması ve yanlış bir şey yapmaması konusunda çocuğa sürekli telkinlerde bulunulması da selektif mutizm davranışlarını etkiler.

Selektif mutizmi olan çocuğa konuşması için baskı yapmalı mıyız?

Asla böyle bir şey yapmamalıyız. Selektif mutizmli bir çocuk denize düşse bile imdat diye bağıramayabilir, okulda bir arkadaşı onu istemeden incitse ve canını yaksa dahi ağlama sesini duyamayabilirsiniz. Bu bağlamda baskı sadece başarısızlık duygusunu besler. Kaldı ki, bu çocuğun bilinçli olarak, yapabilecekken isteyerek yapmadığı bir şey değil.

Çocuğumuzun selektif mutizm durumunu okuldaki öğretmenine nasıl açıklamalıyız? Ondan nasıl davranmasını istemeliyiz?

Öğretmenlere SM hakkında tanıtım broşürleri verebiliriz. Aileler selektifmutizm.com sayfasında bu konu hakkında PDF broşürlere ulaşabilirler.  Terapist de bu süreçte öğretmeni ile görüşme yaparak onu bilgilendirebilir. Öğretmeni cocuğun susmasını ve konuşmamasını kendisine karşı geliştirilen bir tutum olarak görmemeli ve asla bunu kişisel bir sorun haline getirmemelidir.

Çocuğumuz için destek almamız gerektiğini nasıl anlarız? Bu desteği kimlerden alabiliriz?

Yukarıda bahsettiğimiz durumlar var ise artık bir destek almanın zamanı çoktan gelmiş demektir. Daha önce selektif mutizmli çocuklarla terapi deneyimi olan uzmanlarla, dil ve konuşma terapistleri, ergo terapistler, psikologlar, çocuk gelişimciler ve psikiyatristlere başvurabilirler. Selektif mutizm web sayfasında Semuter Kızılboğa Modeli ile çalışan dil konuşma terapisti, Çocuk gelişimci ve psikologlara rahatlıkla ulaşabilirler.

Selektif mutizmde farklı dallardan uzmanların multidisipliner çalışması neden önemli?

Sadece SM’li çocuklarla değil, diğer bütün vaka gruplarında muldisipliner bir çalışma zaten vardır ve olmak zorundadır. Gelişim bir bütündür. SM’de de diğer disiplinlerden destek almadan tek başına bir uzmanın çalışması düşünülemez.  Her uzman kendi uzmanlık alanında çocuğu, bir diğer uzmanın eşliğinde destekleyerek, onun kaygıları ile baş etmesinde ve suskunluğu kırmasında ciddi katlı sağlar.