OTİZMLİ ÇOCUKLAR SAHNEYE NASIL ÇIKAR?

“Onlar otizmli gösteri yapamaz… Özel çocuklar sahneye nasıl çıkar? Ne gereği var yorma kendini… Özel çocuklar yerinde duramaz” diyenlere yanıt Özel Eğitim Öğretmeni Ece KILIÇ GÜNAY’dan geldi. KILIÇ GÜNAY, Cumhuriyetimizin 100. Yılı için öğrencileri ile hazırladığı gösteriyle hem ön yargıları yıktı hem de yüreklerimizi ısıttı.

Ece öğretmenim, isminiz Ece ama herkes sizi Ecot adıyla biliyor. Biraz bu isim hikayesinden size tanımaya başlayabilir miyiz?

Ben Ece KILIÇ GÜNAY,  Okul Öncesi ve Özel Alan Öğretmeniyim. Marmara Üniversitesi Okul Öncesi Öğretmenliği ve Medipol Üniversitesi Özel Eğitim  Alan Öğretmeni olarak çift lisansım bulunuyor. Doğma büyüme İstanbulluyum. Lisedeyken bana Ecot diyen bir arkadaşımız vardı. O isim öyle kaldı ve lise hayatım boyunca herkes bana Ecot demeye başladı. Sonra ben de kendi instagram hesabımı açarken  ecotogretmen olarak açtım. Hikayesi buradan geliyor.

Cumhuriyet Bayramımız için özel gereksinimli öğrenciler ile gösteri hazırlama fikri nasıl doğdu?

Bu benim aklımda hep vardı. Ben RAM’a atandığımda da çocukları gösteriye hazırlamayı çok istiyordum. Okul öncesi öğretmenleri genellikle böyle şeyleri çok severler zaten. Bende de o ruhun çok baskın olduğunu düşünüyorum. Ben klasik bir özel eğitimcinin bir tık daha dışında kalıyorum. Çünkü benim bir yanım da okul öncesi öğretmeni. Gölge öğretmenlik yaparken de, gölge öğretmeni olduğum çocuğu arkadaşları ile sahneye çıkarmıştım. Bir gün kendi sınıfım, kendi çocuklarım da olursa mutlaka gösteri yapacağım diyordum.

Ne kadar sürede hazırlandınız?

Bir ay gibi kısa bir sürede çok güzel bir gösteri oluşturduk.

Öğrencilerin hangi tanı gruplarındandı?

Benim öğrencilerimin hepsinin tanısı otizmdi. Ama biz OÇEM sınıfı ile birleşip, iki sınıf birlikte yaptık bu gösteriyi. On kişilik bir gösteriydi. İki çocuğumuz rahatsızdı, onlar katılamadı. Gösteriye sekiz kişi çıkmış olduk.

Gösteride sıra beklemeyi, yerlerinde bekleme ve diğer arkadaşları ile uyumlu hareket etmeyi nasıl çalıştırdınız?

Bir ay boyunca her gün okul çıkışından önce, on beş dakika boyunca çalıştık. İlk başta kafamda hareketlerini tasarladım. Şarkımızı seçtik. Kolay bir şarkı olmalı ve kısa sürmeliydi. Öğrencilerimiz ile akademik hayata başlarken hepsi ile bekleme becerisi çalışmıştık.  Hepsinin bekleme becerisi vardı ama sabit yerde birkaç dakika beklemek onlar için çok iyi bir performans. Bu arada en iyi performanslarını da gösteride sergilediler. Ben koşarlar, hoplarlar, zıplarlar diye düşünüyordum ama hiçbirini yapmadılar.

 

Çalışmalar basıl başladı?

Çalışmaya her gün on beş dakika ile başladım. Daha sonra resimlerini, ayaklarının altına gelecek şekilde duracakları yere yapıştırdım. Burası sizin alanınız diye anlattım ve o çok etkili oldu. Çocuklar hareket edince,  fotoğraflarına bakıp geri toparlanıyorlardı. Yoğun problem davranış gösteren iki çocuğumda çok fazla sallanmalar ve yerinde dönmeler vardı. Orada da pekiştireç kullandım. Biri limonlu keki çok seviyordu diğerinin de yine sevdiği özel bir şey buldum. Her program sonrasında pekiştireç alacaklarını bildiklerinden kendilerini çok güzel kontrol ettiler. Serbest oyun alanlarına da, şarkıyı ezberlesinler diye arkadan şarkıyı çalıyordum.

Ben de tam öğrencilerinizin çalışmaya düzenli devam etmesini nasıl sağladınız, diyecektim. Pekiştireç etkili olmuş galiba…

Evet, pekiştireç çok etkiliydi. Bunu sadece yemek olarak da düşünmeyin. Benim sınıfımda salıncak da var. Salıncağa bineceklerini bildiklerinde o etkinliği tamamlıyorlar. Biz bir gösteriye çıkacağız, anneniz babanız fotoğrafınızı çekecek diye de anlattım. Önceden görseller de kullanarak açıkladım. Gösteriye 3-4 gün kala okulumuzun yardımcı görevlilerini, öğretmen arkadaşlarımızı ve başka öğrencileri de çağırdım. Bir kalabalık önünde bir gösteri yapmış oldular. Alkışladık, tezahürat yaptık ve hoşlarına gitti. Ama 29 Ekim hepsinin ilk sahneye çıkışıydı.

Kaç öğretmen daha sizinle birlikte bu çalışmanın içindeydi?

Dört öğretmendik. İki bizim sınıf, iki de yan sınıf öğretmenleri aktif çalıştı.  Bunu tek başıma ben yapmadım. Sadece benim instagram hesabım olduğundan, benim tarafımdan duyuruldu. Onların da hakkı ödenmez, çok büyük emekleri var.

Nasıl bir gösteriydi? Biraz tarif etmeniz mümkün m?

Çocukları ilk önce fotoğraf sırasına göre çıkardık. Hepsi sırayla yürüdü ve bu da bizi çok şaşırttı. Çünkü biz koşarlar diye tahmin etmiştik.  Koşsalar da bir sakıncası yoktu tabii. Biraz heyecanlandılar. Karşılarında müdür, müdür yardımcıları ve kalabalık vardı. Herkes onlara bakıyorlardı. Sonra sıralandılar ve müzik başladı. Ben kenarda durdum. Gösteriden önce yaptığımız tüm çalışmalarda bana bakmaları gerektiğini söylemiştim. Benim yaptıklarımın aynılarını yapacaklardı. Hatta ben çok heyecanlıydım ve gösteride süreyi çok karıştırdım, çocuklar karıştırmadılar. Yani ben onlara yol göstermek için oradaydım ama çocuklarım beni düzeltmiş oldular. Hemen hepsi senkronizasyonu çok iyi tutturdular ve etkinliklerini çok güzel tamamladılar.  En yoğun problem davranışları olan çocuğum bile çok güzel şekilde hareketlerini tamamladı. Selam vermeyi pek öğretmemiştim ama en sonunda gösteri bittiğinde ben baş selamı verince onlar da verdi. Orada beni taklit etmeleri de çok güzeldi. Alkışlandıklarında ben “Bu yetmez,” diyerek onları daha da alkışlattım.

Öğrencileriniz sahnede olmayı sevdi mi?

Bence çok sevdiler. Zaten biz sahneyi seviyoruz. Bütün gösteri etkinliklerine onları katıyorum. Okulların tiyatro veya sihirbazlık gösterili oluyor, biliyorsunuzdur. Hepsine gittik. Hepsinde de sahneye çıkarttım.  O yüzden sahne kültürümüz var, seviyoruz bu ışıltılı hayatı : – )

Bundan sonra 23 Nisan geliyor… Planlarınız var mı?

Evet ya tiyatro ya da şiir okuma istiyorum. Yapabilirsek güzel olur. Yapamazsak canımız sağ olsun. Karşılıklı oynarız en kötü ihtimalle.  O gün bizim günümüz, bizim bayramımız. İnsanları eğlendirmemiz gerekmiyor, önce çocuklarımız eğlenecek.  Ama benim aklımda sözleri de olan ufak bir ront sergilemek var.  Bakalım, yapabilir miyiz…

Gösteriyi izleyen ailelerin tepkisi nasıl oldu?

Gözleri doldu, ağladılar. Eski velilerimden “bizi daha önce gösteriye çağırmamışlardı bile” diyenler oldu. Tabii burada gösteri yapan kendi çocukları olunca onlar için çok büyük bir olaydı. Anne olarak ben de onları o kadar iyi anlıyorum ki… Benim çocuğum da gösteriye çıksa, ben de hüngür hüngür ağlardım. Normal gelişim gösterip göstermemesi ile de alakası yok bunun. Ben de onlara o duyguyu yaşatmak istedim.

Benim çocuğum da gösteriye çıksa, ben de hüngür hüngür ağlardım. Normal gelişim gösterip göstermemesi ile de alakası yok bunun.

Böyle gösteriler hazırlamayı düşünen ama “ onlar otizmli yapamaz” sözleri ile motivasyonunu kaybeden öğretmenler varsa eğer… Onlara ne söylemek istersiniz?

Bizim Marmara Okul Öncesi Öğretmenliğinde Ercan Mertoğlu Hocamız vardı. Bize “Çocuklar sizi gösterilerde tatmin etmek zorunda değil. Çocuklar mutlu olduğu anları sergilemeli,” derdi. Biz hiç kimseyi tatmin etmek zorunda değiliz. Çıksınlar sadece sallasınlar şarkı eşliğinde, bu da bir gösteridir. Bence çocuklar her gösteride yer alabilirler. Yeter ki doğru yöntem ve doğru teknik ile çalışılsın.  Hiçbir şey mi yapılamadı? El ele tutuşup zıplayabiliriz. Sonuçta biz orada bir bayram kutluyoruz ve kutlama dediğimiz hissedilen bir mutlulukla olur. Ondan dolayı özel eğitim öğretmenliği arkadaşlarıma varsa önyargılarını kırmalarını tavsiye eder ve kimseyi tatmin etmek zorunda olmadıklarını da hatırlatmak isterim.