Otizmli çocuklar gerçekten de çok güzeldir. Anneleri pek çok kez çocuklarının bakmaya doyulamayacak kadar güzel olduğunu işitmiştir. Hatta sırf bu nedenle aileler otizm tanısını aldıkları anda bunun nazar değmesinden kaynaklandığından şüphelenirler. Peki, acaba bu durumun ya nazar ile değil de bilim ile bir açıklaması varsa?

Kutup KUCUR Özel Eğitim ve Nörobilim Uzmanı

Otizmli çocukların daha güzel olduğu savını yüksek lisans tezinde işleyen Kutup Kucur, uzun uğraşlar ve emekler sonucunda çok ilginç bulgulara ulaştı. Otizm tanılı ve normal gelişimli çocukları karşılaştıran Kucur, otizmli çocukların yüzlerinin hatta ellerinin simetrisinin çok daha muntazam olduğunu tespit etti.

Sizi biraz tanıyabilir miyiz? Hangi okuldan mezunsunuz? Ne kadar zamandır özel eğitim alanındasınız?

1991 Muğla doğumluyum. Öğretmen lisesinde dil bölümünü bitirdim. Marmara Üniversitesi Okul Öncesi Öğretmenliği lisans eğitimim var. Lisans sürecindeyken sekiz ülkenin katıldığı PICA-I (Promoting Inclusion with Cognitive Approach in European Countries) (Marmara Üniversitesi-Türkiye) ve PICA-II (Bath Spa Üniversitesi-Birleşik Krallık) eğitimlerine katılıp sertifika aldım. Özel eğitime olan ilgim ve merakım bu eğitimlerle oldukça arttı. Sonrasında MEB tarafından düzenlenen Özel Eğitim Alanında Destek Eğitimi Verecek Uzman Öğretici Yetiştirme Kursu’na katıldım. Üsküdar Üniversitesi Nörobilim Yüksek Lisans Programı’nı bitirdim. 6 yıldır özel eğitim alanında birçok farklı tanı ve yaştaki bireylerle çalışıyorum.

Tez konunuz tam olarak nedir?

Otizm spektrum bozukluğu ve normal gelişim gösteren erkek çocukların el-yüz simetrisinin karşılaştırılmasıdır. Bütün çocuklar güzeldir. Fakat halk arasında otizm tanısı olan çocukların daha çok beğenilme sebebi, normal gelişim gösteren çocuklara göre yüz yarılarının daha simetrik olmasıdır. Doğada birçok yapıda gizli ve açık simetri bulunur. Mesela kar kristallerinde, sölenterelerde… Bu da bizde estetik açıdan güzellik duygusu uyandırmaktadır. Daha önce yapılan birçok farklı araştırmada da bu gösterilmiştir. Bu durum matematikte ‘Fi Sayısı’ ile ifade edilir. Günümüzde yaygın olarak ‘Altın Oran’ da denmektedir. Göze hoş geldiği ve estetik oran olduğu için bu isim verilmiştir. İnsanların simetrik yüzleri daha çok beğenmesi evrim ile birlikte gelişmiştir. Beynimizde yüz işleme bölgesi oksipito-temporal kortekste bulunan lateral fusiform girustur. Fusiform yüz alanının orbitofrontal korteks (OFK) ile bağlantısı vardır. Bu da OFK de yüzün bilgisinin işlenmesinde önemli rol oynar. Böylece yüzün çekiciliğinin (simetrisinin) algılanmasının güçlü biyolojik temelleri olduğu görülmektedir. Erkeklerde yüz kemiklerinin yapısında testosteron hormonu etkilidir. Otizmli erkek çocukların anne karnında tetosteron maruziyeti etkisi altında kaldığı üzerine çalışmalar yapılmıştır. Bu araştırmada da Baron-Cohen’in aşırı erkek beyni kuramından yola çıkılmıştır. Bu teori erkek davranış özelliklerinin aşırı bir uç örneği olduğunu ve bu davranışların sebebinin fetal testosteron etkisinden kaynaklandığını öne sürmektedir.

Bu tez konusunu seçmek nereden aklınıza geldi?

Özel eğitimle ilgilenmeye başladığım andan beri, kendimi otizmli bireylere daha yakın buluyordum. Çocukluk dönemimde gösterdiğim davranışlar, otizmli bireylerde görülen davranış bozukluklarına çok benzerdi. Bu sebeple onları daha iyi anlayabildiğimi düşünüyorum. Bana göre hepsi keşfedilmeyi bekleyen birer birey. Eğer çalıştığınız öğrenciler ile kendi aranızdaki kapıyı biraz aralamayı başarabilirseniz; çok farklı ve güzel sonuçlar çıkmaya başlıyor. Tüm bunların yanında, acaba altında yatan nedenler nedir, sorusundan yola çıkarak, eğitim alanı dışında da otizmli bireylere katkı sağlayabilmek amacıyla Üsküdar Üniversitesi Nörobilim Yüksek Lisans Programı’na başladım. Çok kıymetli eğitmenlerden oldukça verimli bilgiler edindim. Danışmanım Prof. Dr. Sultan Tarlacı’nın öncülüğü ve desteğiyle de bu çalışmayı ortaya çıkarmış olduk.

Teziniz yayınlandığında kapsamlı içeriğe ulaşabileceğiz ama bize tezinizi hazırlarken rastladığınız dikkat çekici bir kaç bulgudan bahsedebilir misiniz?

Tez sürecinde çalışmaya katılımcı bulmak oldukça zordu. Özellikle normal gelişim gösteren bireylerin ebeveynleriyle görüşürken çoğu kişinin otizm tanısını bilmediğini veya yanlış bildiğini fark ettik. Böylece çalışma bir nevi farkındalık için de katkı sağlamış oldu. Bunun dışında bütün veriler elde edildiğinde hipotezimizin doğruluğunu görmüş olduk. Lakin ortalamalar ile elde edilen robot yüzler, çalışma sonucunu oldukça ilgi çekici ve daha net gözler önüne serdi.