Farklı gelişen İstanbullu gençler için belediye desteği ile hayata geçen etkinlik mekanlarını, tüm mekanların nasıl daha erişilebilir olacağını ve engelli haklarını Erişilebilirlik Uygulamaları ve İletişim Danışmanı, Engelsiz Hayat Dayanışma Derneği Başkanı Adem Kuyumcu ile konuştuk.

Erişilebilirlik nedir?

Erişilebilirlik bir tasarımlar bütünüdür. Engelli, yaşlı, bebekli aileler ile toplumun her kesiminin, kentteki yapıları başka birinin desteği olmaksızın bağımsız ve güven içerisinde kullanabilmesini sağlamalarını amaçlar. Erişilebilir mimari tasarımın karşılığı evrensel tasarımdır. Herkesin birlikte yaşayabildiği mimari çevredir.

Türkiye’de bunun için yerel standartlarda TSE’nin ve Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı’nın belirlediği Erişilebilirlik kılavuzu vardır. Türkiye’de engelliler kanunu 2005 yılında yürürlüğe girdikten sonra erişilebilirlik mevzuatı da kanuna girmiştir. Biz de o mevzuat doğrultusunda çalıştığımız belediyeler ile birlikte yeni yapılan her yerin erişilebilir yapılması için yöntemler geliştirdik, denetimler ve uygulamalar yapıyoruz. Çünkü erişilebilirlik herkes için özgürlüktür ve konforlu bir yaşamdır.

Erişilebilirlik sadece engelli bireyler için mi önemli?

Hayır, herkes için önemli. Herkes bebeklik döneminde pusetle gezdi ve ebeveynler erişilebilirlik engelleriyle karşılaştılar. Herkes yaşlanacak ve yaşlılık da bir engellilik durumudur. Yaşlandığı zaman insanlar adım atamayabilir, yavaş adım atabilir, ağır kaldıramaz, merdiven çıkamaz, az görür, az duyar, yavaş konuşur. Erken ölmezsek hepimiz yaşlanacağız ve erişilebilirliğe ihtiyaç duyacağız. Erişilebilirlik tüm bunları ortadan kaldırdığı için herkes için gereklidir. Bu nedenle özel alanların, özel mülklerin de erişilebilir olması çok önemli.

Bazen erişilebilirliğin olmadığı yerlerde  engelli bireylere yardımcı olmaya çalışıyoruz. İyi niyetimize rağmen bu konuda en çok nerede hata yapılıyor?

Siz durup dururken birisinin gelip size dokunmasını veya yardım etmesini ister misiniz? Önce bu soruyu kendimize soralım. Benim yaşam alanıma ya da bedenime dokunulmasını ben istemem. Kadın, erkek ya da çocuk hiç fark etmez.

Ama Türkiye’de tekerli sandalyeli ya da görme engelli birisi bir yere geçmekte sıkıntı yaşıyorsa insanlar hemen gelip görme engellinin koluna girip çekiştiriyor. Tekerlekli sandalyenin farklı yerlerinden tutarak kalabalık bir şekilde “Hey yardım edin de kaldıralım şunu!” bağırabiliyor. Bütün bunlar yanlış.

Peki, nasıl olmalı?

Öncelikle yardım etmek istediğimiz kişinin sadece kendisinin duyacağı şekilde  “size yardım etmemi ister misiniz?” diye sormalıyız. “Evet” derse “Nasıl yardım edebileceğimi bana tarif eder misiniz?” dememiz lazım. Çünkü bunun nasıl yapılacağını bilmiyoruz. Mesela görme engellinin koluna girilmez. Bir adım önünde durursunuz, o sizin kolunuza girer ya da kolunuzun üstünden tutar. Bir adım önünden yürürsünüz. Çünkü sizin yaptıklarınızı yapacağından, önce sizin hareket etmeniz daha faydalı olacaktır. Tabi çevreyi de betimlemek gerekir. Betimlerseniz eğer, onun haberi olmadan görme engelli bireylerin daha sonra o alanı tek başına kullanmasını da kolaylaştırırsınız.  Tekerlekli sandalye kullanan bireye de önce “yardım ister misiniz?” diye soracağız. Sonra onun tarifi ile yardım etmemiz gerekir. Çok yanlış yardım etme yöntemleri tercih edebiliyoruz. Ama en önemlisi bunların hiçbirine ihtiyaç duyulmasın ve her taraf erişilebilir olsun. Ortopedik engellilere, görme engellilere, işitme engellilere erişilebilirliği sağlarsak yardım etmemize gerek kalmaz. Yapılması gereken de budur.

Engellilikle ilgili hala öğrenmemiz gereken çok şey var. Engelli bireylerin aldığı bakım maaşını  bile “avantaj” sananlar var. Bu konuda gerçekler neler?

Öncelikle şunu unutmayalım, kimse engelliliği tercih etmez. Engellilik keyfi bir durum değil. Aday da olunmaz. Türkiye’de aile bakanlığının resmi kayıtlarına göre yaklaşık bir milyon civarında engelli ve engelli yakını maaş alıyor. Fakat Aile Bakanlığı’nın internet sitesinde vücut fonksiyonlarından veya zihin fonksiyonlarından biri ya da bir kaçını kullanamayanların oranı %12.60. Bu da on milyon beş yüz bin engelli demek.  Burada bakanlığın kendi ile çelişmesi var. Aile bakanlığı bütün engellilere yardım ediyoruz diyor ama aslında yardım edilen  engelli camiasının sadece %10’udur.

Her engelli olan maaş alabiliyor mu?

Hayır.

Engelli maaşı nasıl alınıyor?

Engelli maaşı alabilmenin birinci kuralı %40 ve üzeri engelli olmak. İkinci kuralı da hane gelirinin kişi başı 605 TL’nin altında olması. Bu açlık seviyesinin altında bir seviye. Bu iki şartı oluşturabilirseniz engelli maaşı alabilirsiniz.

Bir de bakım yardımı var…

Bakım yardımı alabilmek için raporunda mutlaka tam bağımlı yazması gerekiyor. Engelli birey maddi olarak muhtaçlık seviyesinin altında olacak. Bakım yardımı alacak olan kişinin de aynı şekilde maddi olarak muhtaçlık seviyesinin altında olması gerekiyor. Bu koşullar sosyal inceleme ile tespit ediliyor. Bu duruma giren kişi sayısı 650 bin civarında. Ancak bu rakam sadece engellilere dair değil. Bu kişilerin içerisinde bakıma muhtaç hale gelmiş yaşlılara bakanlar da var. Ödenen para da 1605. TL’dir.

Peki devlet bu maaşı neden ödüyor?

Çünkü sosyal devlet bakıma muhtaç bireye bakmak zorundadır. O bireyi engelli bakım merkezine yatırırsa merkeze 2 asgari ücret ödemek zorunda. Kendi bakım merkezinde bakarsa da, kişi başı bakım maliyeti yaklaşık 9 bin lira. Bunların yerine evde bakılıyor. Ona bakan kişi eve mahkum ediliyor. İş hayatından uzaklaşmasına sebep oluyor ve 1650 TL ödüyor. Aslında burada daha çok sistemin işine yarayan, hem bakanın hem de bakılanın çok zor şartlarda yaşadığı bir durum var.

Tekrar erişilebilirliğe dönersek… .Bu yaz dışarıda daha fazla zaman geçirmek isteyen İstanbullu engelli bireylerin yararlanabileceği spor tesisi var mı?

İstanbul Büyük Şehir Belediyesi ile erişilebilirlik çalışması yürütüyoruz. İlk hedefimiz engelli bireylerin aktif olarak hayata katılması. Bu nedenle de öncelik yaya yollarının erişilebilirliği. Şu an bu konuda ciddi çalışmalar yapıyoruz. Yeni yapılan tüm yaya yollarının erişilebilir olduğunu söyleyebilirim. İstanbul Büyükşehir Belediyesi erişilebilirlik koordinatörlüğünde bu işin uzmanı, yüksek lisansını erişilebilirlikte yapmış engelli mimar, engelli mühendis arkadaşlarımız ve birçok uzmanlar da birlikte çalışıyoruz.

Park alanlarını erişilebilir hale getirdik. Avrupa yakasında Zeytinburnu Çırpıcı Parkı’nın içerisinde engelsiz spor alanı yaptık. Engelli bireyler için soyunma kabini, tekerlekli sandalye deposu ve tuvaleti var. Kartal Atalar sahilinde yine engelsiz spor alanı yaptık. Orada da depolama ve soyunma alanı var. Bunların sayılarını arttırmaya çalışıyoruz.

Yine Adalar’da tarihi boyunca engellilerin kullanabileceği erişilebilir tuvalet yoktu. İlkini Büyükada’da hizmete açtık. Diğer adalarda da bu yıl bitmeden engellilere uygun hijyenik tuvaletler oluşturacağız.  Çünkü kullanabileceği tuvalet yoksa engelli dışarı çıkmaz. Basit görünüyor olabilir ama en önemli şey.

Bunun dışında İstanbul’da deniz taşımacılığı yapan Dentur ile bir çalışma başlattık. Dentur’un 4 teknesi tamamen erişilebilir. Üsküdar, Beşiktaş ve diğer yerlere çalışmalar yapıyor. Yine erişilebilir tekneleri ile adalar turlarına da destek olmaya başladılar. Şehir hatları vapurlarının büyük kısmı erişilebilir hale getirildi.

Kemerburgaz Kent Ormanı ve Hacı Osman Atatürk kent ormanı tamamen erişilebilir. Florya plajı başta olmak üzere diğer plajlarımızda da erişilebilirlik uygulamaları yaptık. Tuvaletler, soyunma kabinleri ve denize ulaşımı sağladık.

Ümraniye Yeşil Vadi’nin içerisinde, özellikle otizmli ve down sendromlu bireylere yönelik yüzme havuzu, çırpınma havuzu ve spor tesisimizi de hizmete açtık. Pandemi döneminde de çalıştılar. Orada çalışan arkadaşlarımız konusunda eğitimlerini almış uzmanlar.  İstanbul Büyükşehir Belediyesi Şile Kampı aktif olarak devam ediyor.

Şile kampına yoğun ilgi olduğu için engelli birey yakınlarının kendi bulundukları ilçedeki engelli merkezine şahsen başvurup,  istenilen belgeleri verip sıraya girmeleri gerekiyor.  İBB’nin özellikle otizmli bireylere gündüzlü hizmet veren merkezleri var. Buralara baş başvurabilirler. Spor tesisi olarak Spor İstanbul zaten otizmli ve down sendromu gibi zihinsel engelli bireyleri alıyor. Şu an 5370 farklı zihinsel gelişim gösteren birey spor tesislerinden faydalanıyor. Engelli üyelerin hizmeti de genellikle ücretsiz.

Otizmli bireylerin rahatlaması için Salacak sahilinde otizmli bireyler dinlenme alanı yaptık. Bu alanların artması için de uğraşıyoruz.  Ayrıca Türkiye’de ilk olacak bir örnek proje hazırlığındayız. Büyük park alanları içerisinde yetişkin otizmli bireylerin yararlanabileceği etkinlik alanları planlıyoruz. Çünkü park alanını kullanmak 12 yaşına kadardır. O materyaller 12 yaşa kadar çocukların özelliklerine ve kilosuna göre yapılmıştır. Çocuğu yetişkin otizmli olan, farklı ya da kontrolsüz davranışları bulunan aileler endişeleri nedeniyle evlerden çıkmak istemiyor. Biz o ailelerden gelen talepler ve akademik araştırmalar sonucunda ayrıştırmadan park alanlarının içerisinde özel aktivite alanı oluşturacağız.

Nasıl bir alan olması planlanıyor?

Çevresini ağaçlarla bir nebze tespit edeceğiz. Çünkü alanda çalışanların da bildiği üzere  otizmli bireyler için kendi alanlarını belirlemek önemlidir. Onlar için spor ve aktivite alanı oluşturuyoruz. Burada motor becerilerini geliştirecekler, spor hareketleri ile enerjilerini atacaklar, spor disiplinine girecekler ve oyun oynayacaklar. Bu parka girip deneyimlemek isteyen tipik gelişimli çocukları da kabul edeceğiz. Ama orada o çocuğun ebeveynini de konu ile ilgili bilgilendireceğiz gerekli uyarıları yapacağız.