Bafra Otizmle Yaşayan Aileler Derneği Başkanı Mahmut Özkök, Samsun Bafra’daki otizmli aileleri aynı çatı altında buluşturarak, seslerinin daha gür çıkmalarını sağlıyor.

Sizi tanıyabilir miyiz?

Ben Mahmut Özkök, 1981 Bafra doğumluyum. İlk, orta ve lise eğitimlerimi Bafra’da tamamladım. 2003 yılından itibaren uluslararası bir firmanın temsilciliğini yapıyorum. Satış sonrası hizmetler biriminde çalışıyorum. Otizmle kişisel olarak, 2006 yılında çocuğuma konulan tanı sonucu tanıştık.

Derneğinizin tarihçesini sizden dinleyebilir miyiz?

Derneğimiz 2017 yılında Samsun’un Bafra ilçesinde kuruldu. Derneğimizin benimsediği misyon; topluma sesini çok fazla duyuramamış otizmli ailelerimize ve çocuklarımıza maddi manevi destek vermek olmuştur. Bu amaçla ilerleyen ve diğer kurumlardan ayrılan yönü; kullandığı yöntem ve teknikler olmuştur. Yaptığı faaliyetlerle ve verilen eğitimlerle bu çalışmaların sürekliliği devam etmektedir.

Derneği kurma amacınız ve hikâyesi nedir?

Özel gereksinimli çocuk ailelerinin “Bizden sonra ne olacak?” kaygısı tüm ailelerin ortak kaygısıdır. Bu kaygıyı ortadan kaldırmak için çareler arayan, ailelere ve çocuklara maddi ve manevi hizmet vermek amacı taşıyan bir derneğiz. Eğitim kurumu olma yolunda ilerleyerek yolumuza devam etmek istiyoruz.

Dernek olarak ne gibi çalışmalar yapıyorsunuz?

Başta özel çocuklar ve aile bireylerinin gelişim destekleyecek eğitimler veriyoruz. Çocukların bireysel farklılıklarını ortaya çıkarıp gelişmelerine destek verecek faaliyetler yapıyoruz. Sanatsal çalışmalar olarak ebru sanatı, hat sanatı ve tuval boyama etkinliklerimiz arasında yer alıyor. Otizmli bireylerin beden ve kas gelişimlerini desteklemek amacıyla basketbol, tenis, yüzme, trambolin gibi spor aktiviteleri de mevcut. Anne çocuk sağlığı, çocuk bakımı ve ruh sağlığı vb. gibi birçok alan kapsamında “çocuk gelişimi kursu” açtık. Ailelere bilgilendirici seminerler ve çocuklar için vakitlerini kaliteli geçirebileceği eğitim destekli faaliyetlerde de bulunuyoruz.

Ailelere ne gibi katkılarda bulunuyorsunuz?

Kendini topluma ifade etmekten yorulmuş ve çekinen, bu yüzden içine kapanan ve kabullenme safhasını atlatamamış, kapalı kapılar ardında kalan ailelere ulaşmaya çabalıyoruz. Onlara ulaştığımızda topluma adapte ederek sosyal, kültürel ve ekonomik anlamda onlara destek olmak ve gerekli kaynağı oluşturmak bizim açımızdan çok önemli. Otizmle ilgili süreçte, ailelere çocuklarını daha iyi anlamaları ve çocuklarının ihtiyaçlarını onların becerilerine göre ifade edebilmeleri için çocuk gelişimi kursu veriyoruz. Ailelerin kendilerini daha iyi ifade edebilmeleri için dernek yerleşkesinde psikiyatr desteği de sağlanmaktadır.

Farkındalık artırıcı çalışmalarınızdan bahseder misiniz?

Bugünlerde 1. yılını tamamlamış, 2. yılına adım atmış yeni bir derneğiz. Farkındalık oluşturmak amacıyla konferans, söyleşi, bilgi şöleni düzenliyoruz. Aileleri bilinçlendirmek için onlara özel çalışmalarımız var. Sosyal medya da bizim için çok önemli bir araç. Otizmle ilgili toplumu bilinçlendirmek ve farkındalık yaratmak için bu kanalı kullanıyoruz. Ailelerin topluma kendilerini anlatmalarını sağlamak ve aileler üzerindeki özgüveni artırmak için destekleyici çalışmalar da yapıyoruz.

Sivil toplum örgütleri tarafından otizm alanında hangi çalışmalara ağırlık verilmeli, neler yapılmalı? Bu konuda sizin tavsiyeleriniz nelerdir?

Öncelikle kendimizi çok iyi ifade edip, geçici değil sürekli çözümler peşinde olmalıyız. Bölge bazlı olabileceğini düşündüğüm, hak arama adına dövizlerle sokakta olmaktansa, görüş ayırmaksızın tüm yönetimsel ve idari alanlarda söz sahibi olmak için, uygun oluşumlarda yerimizi almanın daha önemli olduğunu düşünüyorum.