“Otizm Spektrum Bozukluğu tanısı olan ve çocuk esirgeme kurumundan haftada bir gün gelen 8-9 yaşlarında bir kız çocuğu… Özbakım becerilerini karşılayabilecek düzeyde değildi. Hayata böylesine dezavantajlı doğması açıkçası beni derinden etkilemişti,” diyen  ABA Terapisti Alime Torbay üniversiteden çift anadal yaparak ve bölüm birincisi olarak mezuniyetinin ardından neden özel çocuklarla çalıştığını anlattı.

 

Üniversite yıllarımda hep hayalini kurduğum akademi serüvenine atılmak için oldukça heyecanlıydım. Bir an önce lisans eğitimini tamamlayıp araştırmalarda bulunmak için sabırsızlanıyordum. Çocuklara olan ilgim dolayısıyla Çocuk Gelişimi okumaya karar vermiştim. Aynı zamanda onların eğitimi sürecinde psikolojik durumunu daha yakından anlayabilmek amacıyla Rehberlik ve Psikolojik Danışmanlık alanında çift anadal programına kaydoldum.

İlerleyen yıllarda staja başladık ve staj dönemim sırasında özel çocuklarla çalışma imkanı bulmuştum. Gelen çocuklar beni derinden etkilemişti. Başarılı bir eğitim hayatı sonucunda bölüm birincisi olarak diplomamı elime almıştım sonunda, istediğim hedefe adım adım ilerleyebilirdim. Fakat eksik giden bir şeyler vardı. O ara bir şey farketmiştim, ben alanımla ilgili sahada uygulama görmeliydim çünkü onları daha yakından tanıyabilmek ancak bu yolla mümkündü. Çünkü daha önce özel çocuklarla birebir seans almamıştım, onların nasıl duygudurum içerisinde olduğunu anlamam gerekti ve bunun için de alanda bizzat görev almam gerekliydi.

İşe ilk girdiğimde arkadaşlarımdan şöyle bir soru almıştım;

“Neden normal gelişim gösteren çocuklar değil de özel çocuklar?”

Açıkçası bu soruyu ben de kendime sordum ve iç dünyamda bunun cevabını aramaya başladım. İşte o zaman aklıma staj yaparken gördüğüm küçük bir kız çocuğu geldi. Otizm Spektrum Bozukluğu tanısı olan ve çocuk esirgeme kurumundan haftada bir gün gelen 8-9 yaşlarında bir kız çocuğu… Onu koruyacak, ihtiyaçlarını karşılayacak ebeveyni yoktu üstelik kendisi de özbakım becerilerini karşılayabilecek düzeyde değildi. Hayata böylesine dezavantajlı doğması açıkçası beni derinden etkilemişti. Seans süresi boyunca ben onu gözlemledim, arada bir gözü bana takılıyordu. Gözlerinin derinliklerinde büyük bir hüzün gördüm, bakışları çok anlamlı sanki bana yardım et dermişçesine keskin bakıyordu. Sonra tekrar stereotip hareketler sergilerdi.İşte haftanın son günü son saat seansına girdiğim küçük kız çocuğuydu benim bu alana ilgi duymamı sağlayan. O zaman şöyle bir düşünce geçti içimden, evet belki o kıza yardım edememiştim ama en azından bundan sonra diğer özel çocukların birtakım temel becerileri kazanmasına yardımcı olabilirdim. Çünkü o zaman anlamıştım ki, onların bir tane özbakım becerisini kazanmaları bile bağımsız yaşamaları için çok önemli.

Özel gereksinimli çocukların ailelerinin en büyük kaygısı “eğer bana bir şey olursa çocuğum bağımsız yaşayabilecek mi, kendi temel ihtiyaçlarını karşılayabilecek mi?” Yani onların el yıkama becerisini bağımsız yapabilmeleri bile bizim için çok önemli. Bu durumda da devreye alan uzmanları giriyor. Özel eğitimci, psikolojik danışman, çocuk gelişimci, dil konuşma terapistleri… Multidisipliner çalışma yöntemi ile onların yaşam becerilerini destekleyebiliriz. Tüm bunları düşününce neden bu alanda çalışmak istediğimin cevabını da buldum sanırım.Çünkü biz çocuk gelişimcilerin bu alana çok fazla katkısı var, çocuğun gelişim yaşı ile takvim yaşının eş düzeye getirilmesi konusunda oldukça başarılı çalışmalar var. Öncelikle biz çocuğun normal gelişim aşamalarını bilmeliyiz ki herhangi bir anomali olduğunda erken tanı almasına yardımcı olarak, erken eğitime başlayabilelim.Çocuk Gelişimi ve Eğitimi bölümü de bu fırsatı yeterince bize sağlıyor.

Üniversiteden yeni mezun olmuş meslektaşlarıma özel eğitim alanının çok zengin olduğunu ve bu alanın bize kattığı şeylerin çok fazla olduğunu söyleyebilirim. Kendinizi bir deryanın içinde buluyorsunuz ve burada da çok güzel araştırmalarda bulunabiliyorsunuz. Özellikle alanında uzman ve deneyimli bir kadro ile sahada uygulamalı olarak çalışmak mesleki donanım anlamında çok büyük bir fırsat.İşte tüm bunlar benim bu mesleği severek yapma sebeplerim oldu. Bu alanda olduğum için ve alanımıza katkıda bulunabildiğim için kendimi çok şanslı hissediyorum.