Çocuğum ne zaman konuşacak? Uyku sorunları için bitkisel çözümlere yönelmek doğru mu? Otizmde sık karşılaşılan durumları ve en çok soru aldığımız konuları  Çocuk ve Ergen Psikiyatristi Dr. Hasan Bozkurt ile konuştuk.

Otizm söz konusu olduğunda aileler, çocuklarında neyi fark edip size geliyor?

Ailelerin çocuklarıyla ilgili kliniğe ilk başvuru

nedenleri genellikle konuşma gecikmesi oluyor. Otizm şüphesi ile muayene ettiğimiz çocukların aileleri henüz konuşamadığı için getirdiklerini be-

yan ediyor. Bunun dışında göz teması kurmama, ismi seslenildiğinde bakmama, yaşıtlarıyla ilgilenmeyip kendi dünyasında olma gibi belirtiler yine ailelerin fark ettiği ve dil gelişim gecikmesi olmadan ortaya çıkan erken belirtilerdendir. Ayrıca ülkemiz aile he-

kimliği sisteminde 18-36. aylar arasında rutin olarak yaygın gelişimsel bozukluklar da tarandığından riskli çocuklar tarafımıza yönlendiriliyor.

Çocuk ve ergen psikiyatristleri otizm tanısı koyarken nelere dikkat eder?

Otizm spektrum bozukluğu temel olarak sosyal etkileşim ve iletişimde belirgin eksiklerle birlikte sınırlı, tekrarlayıcı davranış kalıpları ve ilgi alanları ile karakterize nörogelişimsel bir bozukluktur. Her ne kadar ailelerin genel endişeleri çocuklarının dil gelişimlerinin akranlarından geri kalması olsa da çocuk-ergen psikiyatristleri olarak bizler otizm tanısı koyarken çocuğun sosyal iletişim ve etkileşimini değerlendirmeye öncelik veririz. Bunlar göz teması, ismi seslenince tepki verme, basit taklitler, bay bay yapma, ortak dikkat, ilgi paylaşımı, oyuncaklarla amacına uygun oynama, sembolik ve senaryolu oyunlar, yaşıtlarına ilgi gibi sözel olmayan iletişimsel becerilerdir. Yine basit komutları anlama, anlamlı kelime-cümle kurma, zamir karıştırma veya ekolali-palilali olması gibi sözel alanlar ile tekrarlayıcı hareketler-stereotipiler, aynılıkta ısrar, kısıtlı ilgiler ve duyusal farklılıklar gibi davranışsal alanları da tanı koyarken göz önünde bulundururuz.

“Çocuğum konuşacak mı? Ne zaman konuşacak?” soruları çocuğu otizmli ailelerimizden sıklıkla aldığımız sorular. Otizmli çocukların konuşma sorunları neden oluyor?

Otizmli çocuklarda konuşma sorunları sosyal etkileşim-iletişimde bozulmaya bağlı olarak ortaya çıkmaktadır. Bir çocukta sözel beceriler gelişmeden önce ortak dikkat, taklit ve duygusal karşılıklılık gibi sosyal becerilerin gelişmiş olması gerekir. Bu beceriler geliştikten sonra, önce algılayıcı dil daha sonra da ifade edici dil gelişir. Bahsettiğimiz eksik sosyal becerilere yönelik erken ve uygun eğitim müdahaleleri, dil gelişimini olumlu yönde etkiler.

Otizmli bireylerin dil gelişimi akranlarından farklı mıdır?

Otizmli bireylerin birçoğunda dil gelişimi gecikmiş olup, gecikme olmamış hafif otizmli bireylerde ise akranlarından bazı farklılıklar gösterir. Yaşamın ilk yılında babıldamanın olmayışı, babıldarken ses çeşidinin az olması, hecelerin gelişmemesi, 1-2 yaş arasında anlamlı kelimelerin olmaması, 2 yaşını doldurduktan sonra cümle kuramamaları gibi gecikmeler sık görülür. Yine zamir karıştırma (‘Ben’ yerine ‘O’ veya kendi ismini kullanması), ekolali (başkalarının konuşmasını tekrar etme), palilali (kendi konuşmasını tekrar etme) gibi konuşma sorunlarına rastlanır. Dil gelişiminde gecikme olmayan grupta ise dilin pragmatik (sosyal) kullanımına ilişkin sorunlar gözlenir.

Seçici konuşmazlık yani bazı ortamlarda konuşabildiği halde bazı ortamlarda konuşamama otizm belirtisi olabilir mi?

Selektif mutizm (seçici konuşmazlık) çocuğun konuşması beklenen sosyal durumlarda (örneğin okul gibi) tutarlı biçimde konuşamamasına karşın diğer durumlarda konuşabilmesidir. Selektif mutizmli çocuk kendi sesini duymaktan korkar. Bu bağlamda selektif mutizm kaygı spektrumunda bir bozukluk olup otizm belirtisi değildir. Fakat otizmli çocuklarda da sosyal kaygıya bağlı selektif mutizm görülebilir.

Yemek seçiciliğine otizmli çocuklarda sık rastlanır mı?

Otizmli çocuklarda yemek seçiciliği ve beslenme problemleri normal gelişim gösteren çocuklara göre daha sık gözlenmektedir. Özelikle duyusal hipo/hipersensitivite dediğimiz duyusal alanlarda aşırı ya da azalmış hassasiyete sahip olma bazı yiyecekleri yeme konusunda direnç göstermelerine ve sınırlı türde yiyecek tüketmelerine neden olmaktadır.

Bazı yiyecekler otizmli çocukta aşırı enerji ve dürtüselliği arttırıyor olabilir mi? Arttırma riski olan yiyecekler nelerdir?

Bu alanda bazı bilimsel yayınlar olsa da yiyeceklerin otizmli çocukların davranışlarını etkilediğine dair veri azdır. Özellikle hiperaktivite eşlik eden otizmli çocuklarda bazı gıdalar hareketliliği ve dürtüselliği arttırabilir. Bu açıdan hazır paketli ürünler, fastfood tarzı yiyecekler, işlenmiş etler, kızartmalar, cips, yağ içeriği yüksek süt ürünleri ve gazlı içeceklerden sakınmak doğru olacaktır. Her ne kadar bu yiyecekleri azaltmanın bazı faydaları olsa da hiçbir diyetin otizm tedavisinde yeri olmadığı unutulmamalıdır.

Uyku problemi de otizmli çocuk ailelerinden çok soru aldığımız konulardan biri. Otizmlilerin uyku probleminin nedeni biliyor mu?

Otizmli çocukların normal gelişen ve hatta diğer gelişimsel sorunları olan çocuklara göre daha fazla uyku sorunları yaşadığı biliniyor. Uyku problemlerinin nedenleri ile ilişkili bilimsel veriler hala tam açık olmamakla birlikte genetik ve çevresel etkenlerin rol aldığı düşünülüyor. Bu çocuklarda normal çocuklara göre daha fazla EEG anormallikleri görülmesi, beynimizin uyku merkezinde rol alan başta GABA ve melatonin olmak üzere bazı nörotransmitter ve reseptörlerinde farklılıklar genetik etkenler olarak karşımıza çıkmaktadır. Yine otizmli çocukların normal gelişen çocuklara göre anksiyete ve depresyon gibi psikiyatrik bozuklukları daha fazla deneyimlediği kabul edilen bir durumdur. Bu bozukluklar da uyku-uyanıklık döngüsünü etkilemektedir. Ayrıca otizmli çocuklarla yaşayan aile bireylerinde görülen ailesel problemlerin de uykuyu etkilediği gözlenmiştir.

Uyku problemini aşmak için neler yapılabilir?

Öncelikle uyku problemlerinin nedenlerine yönelik bir araştırma yapmak gerekiyor. Herhangi bir depresyon ya da kaygı bozukluğuna bağlı uyku sorunları başlamışsa buna yönelik tedavi doğru olacaktır. Herhangi psikiyatrik bir problem yoksa uyku hijyenine yönelik davranışsal müdahaleler ve çevre düzenlemesi ile başlanmalıdır. Uyku öncesi rutinler oluşturmalı, ekran süresi kısaltılmalı, uyku saatinden önce uyku kaçıracak oyun ve aktivitelerden kaçınılmalıdır. Otizmli çocukların duyusal hassasiyetleri göz önünde tutularak yatak örtüsü, battaniye gibi eşyalar kişiselleştirilmeli, uygun sıcaklık, ışık ve pijamalar seçilmelidir. Davranışsal yöntemlerin yetersiz kaldığı durumlarda başta melatonin olmak üzere uykuya yönelik ilaç tedavileri uygulanabilir.

Bazen aileler uyku sorununu aşmak için ‘bitkisel’ çözümlere yönelebiliyor. Çocuklarına bu tür bitkisel ilaç ya da gıda takviyeleri vermeyi düşünenler için sormak istiyorum… Bu ürünlerin güvenliğini nasıl tespit edebilirler?

Otizmde doktor tavsiyesi olmadan hiçbir bitkisel ilaç ya da gıda takviyesinin uyku sorunları veya diğer başka problemler için aileler tarafından kullanımı doğru değildir. Klinikte maalesef bu tarz kullanım sonrası davranışsal sorunları, stereotipileri ve tekrarlayıcı hareketleri artan hatta karaciğer enzimlerinde artış ve fonksiyonlarında bozulmalar gibi ciddi sağlık sorunları yaşayan otizmli olgularla karşılaşıyoruz. Elimizde bitkisel ilaç-gıda takviyelerin kullanımı ve güvenilirliği ile ilgili bilimsel veriler çok sınırlı olduğundan ailelerin bu konuda çok dikkatli olması gerekiyor.

“Otizmde zamanla yarışıyoruz” diyoruz. Ancak konuya hakim olmayanlar için bunu anlamak güç olabilir. Otizmle yeni tanışanlar için zamanla yarışımızı nasıl açıklarız?

Son yıllarda otizm konusundaki farkındalık her ne kadar artmış olsa da, ortalama tanı koyma yaşı 4’tür. Beyin gelişiminin en fazla tamamlandığı (%90) yaş dilimi yaşamın ilk 3 yılıdır. Bunu göz önüne alarak 0-3 yaş arası belirtilerin farkına varıp, tanı alacak veya riskli olan çocukları tespit etmek çok önem arz eder. Bu yaş diliminde (özellikle 12-24. aylar arası) yapılacak eğitsel müdahaleler (ebeveyn eğitim programları ve bireysel özel eğitim) ile çocukların akranlarına ulaşma adına toparlamaları çok daha hızlı olmaktadır. Elbette 3 yaşından sonra da yapılacak çok şey var ama toparlama 3 yaşından sonra yavaşlamaktadır. Ailelerin çocuklarının gelişimi ile ilgili bir endişesi varsa (ki endişe varsa otizm tanısı %86 oranında doğru çıkmaktadır) vakit kaybetmeden bir uzman değerlendirmesi için başvurmaları doğru olacaktır.