İki oğlu da otizmli olan Özlem Hanım, koronaya yakalanmasını ve yaşadıklarını anlattı.

 

Öncelikle çok geçmiş olsun korona virüse yakalanmışsınız duyduğumuz kadarıyla…

Evet, doğru teşekkür ederim.

Gerçekten çok zor günlerden geçiyoruz. Neler oldu, neler yaşadınız,  tanı nasıl kondu? Bize biraz bahseder misiniz?

Eşimin iş yerinde bir vaka çıkmıştı. Ondan sonra eşimi temaslı listesine alıp evden çalışmaya yönlendirdiler. Evden çalışmasının ikinci haftasıydı herhalde bende hapşırık, baş ağrısı, boğaz ağrısı filan başladı. İşin açıkçası ben grip durumlarını çok yaşadığım için fazla önemsemedim. Sonra halsizlik başladı ve sürekli uyumaya başladım. Eşim temas listesinde olduğu için aile hekimimiz bizi tanıyordu zaten. Eşim aile hekimini arayarak durumu anlattı.

O da “Özlem Hanım’ı tanırım. Güçlü kadındır. Öyle kolay kolay yatmaz,” demiş. “Kesin hasta. Mutlaka doktora gitsin,” demiş. Önce bir özel hastaneye gittik. Orada ateşim yüksek çıktı, semptomlar COVID’ gösteriyor dediler. Ama tabii ben kesinleştirmek istiyordum. Özel hastanede “Burada testi yapamıyoruz. Sadece tomografi çekiyoruz. Zaten Korona çıksa bile sizi burada yatıramayız. COVID bölümümüz dolu,” deyince ben de Ümraniye Devlet Hastanesi’ne gittim.

Tek başınıza mı gittiniz?

Eşim bıraktı beni, çocuklarla birlikte eve döndü. İlk önce tomografinin çekilebilmesi için gebelik var mı, yok mu diye kan testlerini yaptılar. Testleri yaptırıp eve geldim. Ev ile hastaneye yakındı. Yemeğimi yiyip tekrar hastaneye döndüm.  Tomografi çekildi. Bu arada COVID için ağızdan sürüntü de alınmıştı. Daha tomografi çekilmeden  COVID görüldü.

Ondan sonra hastaneye mi yatırdılar sizi eve mi gönderdiler?

Yüksek tansiyonum olduğu için hemen hastaneye yatırdılar, riske edemeyiz dediler. Hatta ben “Sabahtan beri burada pek çok kişiyi gördüm. Ellerine ilaç poşetini veriyorsunuz. O ilaçların kullanım şeklini anlatıyorsunuz, gönderiyorsunuz. Bana da öyle yapın,” dedim. “Ölmek istiyorsan gidebilirsin,” dediler.  “Ne demek istiyorsunuz?” dedim. Açıkladılar. Bu rahatsızlıkta hayatını kaybedenlerin çoğu yüksek tansiyon hastasıymış. Kullanılan ilaçlar vücutta bir takım reaksiyonlar yaratabiliyormuş. “O yüzden gözlemlemek gerekiyor burada kalmanız lazım,” dediler.  Tamamen hazırlıksız, kot pantolon bir badi ve topuklu ayakkabılarla hastaneye giriş yaptım. Gecenin on biri filandı.

Hemen COVID tedavisi başladı. Bundan sonrasındaki o süreçte üzerimdeki kıyafetlerle hastaneye giriş yapmış bulundum ve o gün, sokağa çıkma yasaklarının uygulanmaya başladığı ilk gündü.

Eyvah! Siz O kıyafetlerle hastanede mi kaldınız?

(Özlem Hanım gülüyor.) Evet. Gerçi yasak olmasa bile bana kıyafet getirmek için hastaneye birinin gelmesi, o ortama girmesi de çok doğru değildi. Servise kimseyi sokmuyorlar. Hemşireler bile size yaklaşamıyor, 2 metre öteden anlaşıyorsunuz. Sonra Parin Hanım’la mesajlaştım. Bir de yazı paylaştım Facebook’ta.

Bu arada koronaya yakalanmadan önce tedbirlerinizi alıyor muydunuz?

Hem de nasıl. Çok dikkat etmiştim. Doğru düzgün dışarı çıkmamıştım. Bir tek markete gitmiştim. Marketten dönünce kıyafetlerimi dezenfekte etmiş, ellerimi yıkamıştım. O yüzden ‘niye ben?’ diye düşündüm açıkçası.

Eşinizle çıktı mı bu arada?

Eşimde de benden sonra çıktı. Aslında süreç bundan sonra başladı. Ben Parin Hanım’a ulaştım ve durumu  anlattım. Pantolon ve topuklu ayakkabılarla hastaneye giriş yaptığımı söyledim. Ne yapabiliriz, nasıl ulaştırabiliriz diye çalışmaya başladı. Bu arada İstanbul Otizm Gönüllüleri Derneği’nden Sarah Hanım da telefonla bana ulaştı. İki taraftan da uğraşma vardı. Ben de Beyaz Masa’ya bir dilekçe yazdım. Sonra kimin aracılığıyla, nasıl ulaşıldı bilmiyorum ama kıyafetlerime ulaştım. Vefa Destek Hattı’na iletilmiş mesaj. Vefa Destek Hattı da eşimle iletişim kurup kıyafetlerimi göndermiş. Bunun haricinde de, hastanede doktorların Yeryüzü Hekimleri diye bir dernekleri var. Onlar da bana kıyafet getirmişlerdi. Erkek pijamaları ve erkek terlikleri. Onları giymiştim ve o bile beni çok mutlu etmişti çünkü çok berbat durumdaydım.

Peki, sonra ne oldu?

Sonraki süreçte çocukların durumunu anlattım. Test için evden hastaneye getirilmelerinin sakıncalarını açıkladım. İmkanı varsa evde test yapılsın dedim. Çünkü doktor, eşinin ve çocuklarının da test yaptırması lazım dedi. O şekilde eve geldiler ve test yaptılar.

Kaç çocuğunuz vardı?

İki. İki ikisi de otizmli.

Kaç yaşlarındalar?

Büyüğü 12 küçüğü de 6 yaşında.

Sağlık çalışanları evde test yapabildiler mi onlara?

Eve gelmişler ama çocuklar izin vermemiş testi yaptırmalarına.  Sürüntü için ağza çubuk sokmak gibi bir durum var. Tabii bu bizim çocukların çok hoşuna giden bir durum değil. Ben hastaneye yattıktan 3 gün sonra küçük oğlum ateşlenmiş.

Eşim hastaneye getirmiş. Özlük hakları gereği çocuk sistemde benim üzerime kayıtlı. O yüzden benim telefonuma çocuğumun hastaneye giriş yaptığına dair mesaj geldi. Eşime ulaştım. Eşim çok yalan kıvıramaz. Küçüğün ateşlendiğini söyledi. Büyüğünün de öksürüğü vardı zaten. Onları da COVID şüphesiyle yatırdılar ama ikisinin de daha sonra yapılan COVID testleri negatif çıktı.

O testleri de çocuklarınıza yapmaları kolay olmamıştır herhalde…

Evet, tomografi çekilmeye izin vermedi çocuklar. Normalde ikisi de sinirli agresif çocuklar değildir. Sakin çocuklardır ama o makinenin altına normal insanı yatırmak da bile zorlanıyoruz,  onları nasıl yatıracağız gibi bir durum oluştu. O yüzden normal testi negatif çıktı ama benim aklımda hala bir şüphe var

Çocuklarınızda COVID çıkmamış mıydı?

Şöyle bir durum oluştu, onu söylemeyi atladım… Doktorum bana “Sizin zaten COVID’iniz pozitif, çocuklarınıza da teşhis konmamış ama şüphe ile gelmişler. Sizi çocuklarımızın yanına alalım,” dedi. Eşimin tahlilleri daha çıkmamıştı. “Eşinize eve gönderelim,” dediler. Beni çocukların yanına aldılar ve daha sonra hepimiz aynı odada kalmaya başladık. Eşim de sonraki akşam COVID’inin pozitif olduğunu öğrendi. Bu arada çocuklara test yapmaya geldiler. Test yapabilmeleri için çocukların üstüne çıktım. Söylerken kötü hissediyorum ama başka bir şey yapamazdım. Büyüğünü ikna ettim ama küçüğünü ikna etmek biraz daha zordur. Kollarını tutup üstüne çıkmak zorunda kaldım ama ikisinin de negatif çıktı. Tomografi çektiremediğimiz için yine de COVİD tedavisi uygulamaya başladılar.  Çünkü küçüğünün ateşi hiç düşmüyordu. İki  saatte bir ateşi yükseliyordu. Her tarafı kaşınıyordu. Vücudunda döküntüler vardı psikiyatrimizin yeni verdiği bir ilacın yan etki yaptığını öğrendik sonra.

COVID ilaçları ile birleştiği için mi yan etki yapmış?

Öncesinde zaten o şekilde gelmişti hastaneye, vücudunda kızarıklıklar vardı ve yüksek ateşliydi sonra ilacı kestik.  Bir kurul toplandı küçük olduğum için. Trombosit değerleri de yarı yarıya düşmüştü. İlik verilmesine karar verildi. İlik dediğimiz sağlıklı insanların kanından alınan antikorların işlemden geçirilmiş şekli. 11 şişe ilik nakli yapıldı sonra rengi normale dönmeye ve ateşi düşmeye başladı. Kullandığı ilaç bağışıklık sistemini zayıflatmış ve bu semptomların görünmesine neden olmuş.

Özel çocuklarımızın takıntıları da çok fazla oluyor. Takıntılarında bir değişiklik oldu mu hastane ortamında?

Küçük oğlumun kıyafet takıntısı vardı. Günde 20 kez filan kıyafet değiştirdiğimiz olurdu. Dönüp dönüp aynı kıyafeti giydiğimiz de. O kıyafetlerini aşık bir çocuk gibidir. Ama hastanede bunu yaşatmadı Muhtemelen odasında olmadığını fark etti Zaten gücü yoktu ve ateşi vardı. Büyüğüne gelince… Bizim evde televizyonumuz yoktur. Hastanede televizyonumuz vardı. Büyüğünde de Survivor takıntısı var. Yazın annemlere gittiğimizde ya da 15 tatilde izlerdi. Survivor’ı  yakaladı orada. Hala onu anlatıyor bize. Bir de çok fazla gezme isteği vardır. Bazen gezme takıntıları nüks ediyordu onun da. Gezelim Üsküdar’a gidelim Üsküdar olmazda Maltepe sahile gidelim diyordu. Her arayanla konuşmak istiyor, “Maltepe sahile gidelim mi? Üsküdar’a gidelim mi?” diye başlıyor ve bu ağlama krizine dönüşüyordu

İkisi aynı anda sıkıntılı oldu. Babamız yanımızda olsaydı, belki birimiz büyüğü ile birimiz küçüğü ile ilgilenirdik. Bir şekilde oyalardık. Benim yalnız olmam biraz yorucu oldu işin açıkçası.

Virus infection or bacteria flu background

 Her ne kadar ihtimamla da bakılsanız, sizin için zor olmadı mı o kadar gün çocuklarla tek bir odada yaşamak?

Zordu elbette. Öncelikle kendinizi göremiyorsunuz.  Ne durumdasınız, iyi misiniz, düşünemiyorsunuz. Uyumak istiyorsunuz ama uyuyamıyorsunuz. Birinin ateşi çıkacak ya da diğeri öksürecek tıkanacak diye düşünüyorsunuz. Kendinizi unutuyorsunuz, öyle söyleyeyim. Ben eve döndükten sonra 2 gün uyudum. Normalde çok titiz bir insanımdır. Tozun filan zerresini görmeye dayanamam. Görüyordum ama sallamıyordum ve uyumaya devam ediyordum. Çocuklar daha iyi durumda çıktı hastaneden ama eşimle benim yorgunluğumuz gerçekten çok fazlaydı.

Çocuklar ne yaptı onca gün boyunca? Bir yandan da iyi olduklarını hissettikleri her an bir şeylerle uğraşmak istiyorlardır…

Tabii hastanede zor oldu ikisini aynı anda idare etmek. Büyük ister ama söylemez.  Öyle bir özelliği var onun. Siz hissedersiniz ancak küçüğü tabiri caizse söke söke alır.

Küçüğü beni biraz zorladı. Testleri yaptırmak istemedi. Sürekli tuvalete gitmek istedi. Yürümek için biraz dolaşayım diye mi düşündü bilmiyorum. Videolar seyrettirdim, sevdiği çocuk şarkılarını dinlettirdim. Kağıt kalem getirmişti eşim, kağıt kalemle bir şeyler yapmaya çalıştık.

Hastanede kaç gün kaldınız?

Biz hastanede 12 gün kaldık. Bu arada çıkış yapabilmek için testiniz pozitif çıktıktan sonra arkasından 2 kez negatif çıkması gerekiyor.  İlk negatif sonucumu aldıktan sonra test tekrarlandı. Çocuklarda da negatif çıksa bile 2 kez daha negatif görünmesini istiyordu  doktorlar.  11 günün sonunda alerji uzmanı, çocuk doktoru ve çocuk psikiyatristinin görüşlerini alarak bizi taburcu etmeye karar verdiler. Devlet Hastanesi idi ama özel hastane gibi bir muamele yapıldı açıkçası. Ümraniye Devlet Hastanesi’nin arkasındaki Kadın Çocuk Hastanesi’nin odaları özel hastane gibiydi. Odasında televizyonu, her şeyi vardı ve yemekleri gerçekten çok iyiydi. İyi bakıyorduk. Çıkacağımız gün küçük oğlumun ateşinde bir yükselme olunca vazgeçtiler. Bir iki gün daha tuttular. Doktorlar ve hemşireler gerçekten çok ilgiliydi. Bize çok iyi baktılar kendilerini de bize de çok iyi koruyorlardı.

İstediğiniz zaman çarşafı değiştirtebiliyor,  odayı temizletebiliyorsunuz. Ara öğün, ana öğün vardı. Evde beni bekleyen işleri düşününce, orada kaliteli vakit geçirdik diyebilirim.