Her bireyin dünyaya geliş hikayesinde, kendi varoluşunu gerçekleştirme çabası olduğunu söyleyen Hayat Sensin Derneği’nin Kurucu Başkanı Zeynep Çolak ile samimi bir sohbet gerçekleştirdik.

Zeynep Hanım öncelikle röportajımızı kabul ettiğiniz için çok teşekkürler. Sizi biraz yakından tanıyabilir miyiz?

İsmim Zeynep Çolak. Üç çocuk annesiyim. Boğaziçi Üniversitesi Mütercim Tercümanlık Bölümü mezunuyum. Üzerine de iletişim fakültesinde masterımı tamamladım. Şu anda da doktorama devam ediyorum. Spora çok ilgi duyan, çocuklarımın da spor faaliyetlerine katılmasını önemseyen biriyim. Son bir yıldır da Hayat Sensin derneğimizle ilgili çalışmalarımız var.

 Ayrıca İkra Global’in kurucu ortağısınız. Şirketinizle konferanslar düzenliyor Türkiye’den ve dünyadan pek çok farklı kültürden insan ile bir araya geliyordunuz. Farklı bakış açılarına sahip insanlar yaşamınızı nasıl etkiliyor?

Yabancılarla çalışmak Türk kültürünü tanımama daha çok yardımcı oldu.  İçindeyken çok anlayamıyordum ama yabancılarla bir araya gelince Türk kültürünün ne kadar kıymetli bir kültür olduğunu anladım. Bizler, çok özel insanlarız. Duygu yanı diğer toplumlarda asla bizimki kadar güçlü değil. Bunu fark ettim. Avrupalılardan da, özellikle ilham verici anne modelinden çok etkilendim. Biz Türk annelerinde ‘kendi hayatımı yaşamayayım, önce çocuğumun hayatını düşüneyim’ yaklaşımı var. Fakat bunu yaparken çocuklarına iyi örnek olamıyorlar. O yüzden ilham veren anne modeli benim yıllardır benimsediğim bir şey. Başarılı olmak, çocuklarına güzel projeler bırakmak,  iyi bir iş kadını olmak, sporunu yaprak çocuklarının spor yapması gerektiğine örnek olmak…  Bu konuda onlardan çok ilham aldım.

Ya farklılıklara saygı konusunda sizi nasıl etkiledi?

Ben zaten kendim yaradılış olarak her bireyin farklılıklarına çok açığım. Benim ailem de öyleydi. Herkese kapısı açıktı. Başkalarına çok marjinal gelen bir şey bizim aileye hiç marjinal gelmezdi. Farklılıklara saygı çocuklarımda da benzer şekilde gelişti. Farklılıkları ile herkesi kucaklamak önemli bizim için.

Başkalarının hayatına dokunmak sizin için neden önemli?

İmkan fazlası olan ve imkan sıkıntısı çeken insanlar var toplumda. Ben hep şuna inanıyorum, imkan fazlası olan insanlar sadece hak ettikleri için buna sahip değiller. Bu onlara verilmiş bir görev, bir sınav. Ben öyle görüyorum. O yüzden de maddi imkanlarımı ve sosyal çevremi mutlaka başkaları için de kullanmak istiyorum çünkü bu yalnızca bana ait değil. Bu bana paylaşılmak üzere verilmiş bir görev. Hep bu görev bilincini duyuyorum. Bir  insanı tanıyorsam, onu tanımamın bir nedeni var. Bu insan ile başka insanlara da fayda yaratmalıyım. Hep böyle inandım.  Derneği kurmadan önce de, bir proje oluyordu ve biz bireysel koşturuyorduk. Neden bir dernek üzerinden olmasın, dedik. Fikrimi paylaştığım herkes buna çok güzel tepkiler gösterdi. Çevremizdeki herkes inanılmaz heyecanlandı.

Hayat Sensin Derneği’ni kurmak nasıl aklınıza geldi?

Çok fazla talep gelmeye başlamıştı bana… Kendi başıma bir yardım kuruluşu gibi koşturuyordum. Bu bile bir sinyaldi, işaret okumak gibi. Bunun zamanı gelmiş dedim. Bireysel olarak yetişebileceğim bir noktayı geçmiştim. Zaten bu covid’in ortaya çıkması, aynı zamanda ekonominin kötülemesi, ihtiyaç sahiplerinin artması ile çoğumuzun  kendi yaşadığı hayatlar içine sinmez oldu. Bir şey yerken bile rahatsız oluyorsun artık. Oturdum, düşündüm ve en hayırsever arkadaşlarım ile görüştüm. Ben böyle bir dernek kuracağım, ismi de bu olacak dedim. Bir kişiden bile ret almadım. Herkes tamam dedi, hemen yapalım. Çocuklar ile ilgili olması onları da çok heyecanlandırdı. Derneğimizin her üyesinin ayrı bir hikayesi var. Herkes tam benzer şeyleri düşünürken bu oldu ve derneğimizi kurmaya verdik. Onayımız da Ramazan’ın ilk günü geldi. O da beni ayrıca duygulandırdı.

Derneğin ismine nasıl karar verdiniz?

Ben insanların dünyaya gelirken bir istidat üzerine geldiğine inanıyorum. Hepimizin sahip olduğu, kendi varoluşumuzu gerçekleştirmemiz için bir takım genler var. Yaratıcının bize verdiği bir takım kodlar. Herkes aslında bir potansiyelle dünyaya geliyor. Ama maalesef maddi imkansızlıklar ya da hayat mücadeleleri nedeniyle, özellikle bizim gibi ekonomisi zorluk çeken bir ülkede geçim derdine düşüp var oluş hedeflerini unutuyorlar. Biz derneğimiz aracılığı ile çocuklara ‘hayat senin içinde olduğun koşullar değil, hayat sensin. Bu güç  senin içinde’ demek istiyoruz. Potansiyellerini gerçekleştirmek için onlara yardım etmeyi istiyoruz. O yüzden de bir takım projeler geliştirdik.

Amacımız sadece insanlara kırtasiye yardımı yapmak değildi. Elbette onu yapmak da çok önemli.  Ama aslında hayalimiz çocukların kendi var oluşlarını gerçekleştirmelerini sağlamak. Mesela bir çocuk müzisyen olmak istiyor ama farkında bile değil. Hayatında müzik aleti görmemiş. Aslında DNA’sında bu var. Bunları keşfetmek istiyoruz.

Derneğinizin yönetim kurulu ağırlıklı kadınlardan oluşuyor. Kadın dayanışmasının güçlü olduğu bir dernek olduğunuzu söyleyebilir miyiz?

Evet. Zaten kadınların gücü muazzam bence. Kadınlar erkeklere kıyasla daha çok yönlü. Derneğimiz de çok yönlülüğümüzü kullandığımız bir yer. Herkesin işi, çocuğu var ama bir yandan da dernek faaliyetleri var. Bunları beraber yürütebiliyorlar. Erkekler de yapıyorlar ama sanki biz kadınlar kadar her şeye yetişemiyorlar.

Çok yeni kurulan bir dernek olmanıza rağmen faal bir şekilde çalışmalara başladınız. Derneğinizin yapısını biraz anlatır mısınız?

Bu sene kurulan bir derneğiz. Kuruluşumuzun ilk ayları yaza denk geldiğinden sonra da pandemi başladığından şu anda tam oturmuş bir yapımız yok. Şu anda daha çok kurucu üyelerin projeleri ile devam ediyoruz. Herkes bağımsız projeler yürütüyor.  Derneğimize talepler oluyor, çevremizden gördüklerimiz oluyor ya da bireysel proje getiriyorlar bize. Biz hemen çevremize duyuruyoruz. Yardım topluyoruz.

Mesela geçen gün bize konser bileti hediye ettiler, oradan elde ettiğimiz geliri tamamen özel gereksinimli bir bireyin eğitim masrafları için kullandık. Bunun gibi daha çok şey yapmak istiyoruz fakat ne yazık ki pandemi bize engel oluyor.

Sanatçılarla da ortak çalışmalarımız olacak. Pandemi inşallah geçerse, tır gibi sahneye dönüşebilen bir araçla köy okullarını dolaşmak istiyoruz. Çocukları belki de hayatlarında ilk defa sanatçılarla buluşturacağız. Onların farklı bir şeyler görmeleri, kendi dünyalarının ötesine çıkmaları çok önemli. Biz yetişkinler için belki bir ünlü ile tanışmak kısa bir heyecan ama onlar için çok büyük bir şey.

Türkiye’de benzerlerine sık rastlanmayan farklı projeleriniz var. Hayat Sensin “Hayatını Anlat”, projeniz hakkında biraz bilgi verir misiniz?

Biz çocukların yaşamını ve hayallerini dinliyoruz. İstidadını bulması için ona yardımcı oluyoruz. Mesela küçüklüğünden beri hayali ne? Futbol oynamak istiyordur… Onu bir futbol kulübüne götürüp futbolcularla buluşturabiliriz. Onlara ilham verebilecek, DNA’larında keşfedilmeyi bekleyen genleri açığa çıkarabilecek, sonra onları uygun ortamlarda eşleştirecek bir proje. Yani hayalini anlatacak biz onun hayalini gerçekleştirmesi için fırsatlar sunacağız. Futbolcu, müzisyen, ressam, heykeltıraş olmak istiyordur. Biz onu bu insanlarla buluşturabiliriz.  Bunun gibi aklınıza gelebilecek her türlü kendini keşfetmeyle ilgili projelerde onlara yardımcı olmayı hedefliyoruz.

 Hayat Sensin “Mutlu Adımlar” çalışmanız var bir de. Geçtiğimiz yıllarda bireysel yaptığınız mont ve ayakkabı bağışlarınızı bu kış dernek olarak devam ettirmeyi planlıyor musunuz?

Evet, bizim Van Gevaş bölgesinde daha öncesinde bireysel olarak yardım ettiğimiz yerler vardı. Zaman içerisinde o kişileri tanıdık. Gevaş bölgesi bizim yardım bölgemiz gibi oldu. Kışın bile terlikle okula giden, ayakkabısı eskiyecek diye oynamaya çekinen çocuklar var orada. Biz onlara dedik ki, siz ayakkabınızı düşünmeyin, oynayın. O yüzden hepsine her dönem başında iki çift ayakkabı yollama sözü verdik. Bir spor ayakkabı, bir de normal ayakkabı. Normal ayakkabımı giyip top oynarsam eskir diye düşünen çocuklar bile var çünkü. Çok eskitmeyeyim kardeşime kalsın diyorlar. Gevaş’taki İlçe Milli Eğitim Müdürü ile konuştuk. Onlar 41 okulu dolaşıp, gerçek ihtiyaç sahibi çocukları belirlediler. Biz de dernek olunca yardım edebileceğimiz sayıyı biraz arttırdık. Çok yakın bir zamanda Anadolu Grup da bize sponsor oldu. Onlar Gevaş’ta yapacağımız çalışmanın kırtasiye malzemelerine kısmi sponsor oldular. Bu da bizi çok sevindirdi tabi. Böyle sponsorlara çok ihtiyacımız var. Şimdi de en kısa zaman da mont ve ayakkabılarını yollayacağız.

Otizmli çocuklar için de destek çalışmalarınız oluyor. Farklı gelişen çocukları desteklemenizin özel bir nedeni var mı?

Ben eskiden otizm konusunda çok bilgili değildim. Bir arkadaşım vesilesi ile nasıl bir şey olduğunu anladım. Yoğun özel eğitim ile çocukların normal hayatlarına, normal eğitimlerine devam etme şansı olduğunu öğrendim. Bu inanılmaz bir bilgi. Burada da potansiyeli gerçekleştirmek için imkanlar çok önemli. Çünkü her ailenin bu masrafı karşılamaya, o kadar eğitimi aldırmaya gücü yetmez. Ama biz bu ailelere sponsor bulabilirsek, otizmli çocuklarımız potansiyellerini gerçekleştirme şansı bulabilecekler. Çok büyük bir şey bu. Ben çok inandım bu projeye, herkes de öyle. Bizim şu anda kalıcı projelerimizden biri haline geldi. Konuyla ilgili sanatçı dostlarımız da var. Onların da desteği ile meselenin bilinilirliğini daha da arttırmak istiyoruz.

Çünkü bu bilinmeyen bir şey. Ben akademisyenim, kaç yıl Yeditepe Üniversitesi’nde simültane çeviri üzerine ders verdim ama eğitim ile bu kadar ilgilenmeme rağmen yine de bu konuda çok bilgili değildim. Toplumu biraz daha bilgilendirebilirsek, maddi imkanı olmayan bütün otizmli çocuklar belki böylelikle da iyi eğitim fırsatları bulabilirler.

 

İyiliğin gücüne adanmış çalışmalar yapıyorsunuz. İyilik hayatımızda neden önemli?

İyilik çok önemli. Paylaşmak özellikle de hayatta yaptığımız her eylemde niyet çok önemli. Neyi neden yaptığımız. Hayatımın odak noktası bu. Biriyle sohbet ederken, bu derneği kurarken, işimi kurarken, “Ben özümde bu işi neden yapıyorum? Gerçekten fayda sağlamak için mi? Yoksa başka arka niyetlerim var mı?” diye düşürüm. Arkasında başka niyetler olmayan, tamamen iyiliğe adanmış çalışmalar olması için çok özen gösteriyoruz. Başka türlü bir dernek olmak istemiyoruz.  İyilik bizim işimizin merkezinde.

Pandemi süreci hayata bakışınızı ve çalışmalarınızı nasıl etkiledi?

Pandemideki belirsizlik tabii ilk başta çok ürkütücü geldi. Ama ben inançlı biri olduğum için her şeyin bir nedeni olduğunu düşünüyorum. O yüzden bu, herkesin bir sınavı gibi. Zaten pandeminin bir sınav olduğu da çok  konuşulan bir söylem. Ben de o taraftayım. Bunun bir sınav olduğunu, herkesin kendi rollerini üstlenmesi gerektiğini düşünüyorum. Tabii hayatımızı çok yavaşlattı. Yapacağımız pek çok şeyi yapamadık. Bir yandan da normal hayatlarımıza geri döndüğümüz zaman ne kadar kıymetli şeylere sahip olduğumuzu hatırlayacağız. Mesela seyahat etme,  insanlar ile bir araya gelmek, oturup sohbet etmek, tokalaşmak bile ne kadar önemliymiş. İnşallah eski günlerimiz geri gelecek ve eskisinden de güzel olacak diye düşünüyorum.

 Son olarak… Derneğinize bağışçı ya da gönüllü olmak isteyenler sizinle nasıl iletişime geçebilir?

Bağışçı ya da gönüllü olmak isteyenler  web sitemizden (www.hayatsensin.org.tr,) ya da sosyal medya hesaplarımızdan (facebook.com/hayatsensindernegi,  twitter.com/hayatsensinorg,  https://www.instagram.com/hayatsensinorg)  bize ulaşabilir. Derneğimiz herkese açık. Aktif bir şekilde rol almak isteyen insanları derneğimize üye de kabul ediyoruz. Şu anda daha çok Van’da gönüllülerimiz var yürüttüğümüz proje nedeniyle. Özellikle pandemi dönemi sonrasında gönüllü sayımızı arttırıp, onlarla beraber etkinlikler düzenlemeyi istiyoruz.

 Röportaj: Rana Zeynep Çömlekçi & Parin Yakupyan