Kandıra Kerpe’den İzmit’e giden otobüste öfke nöbeti geçiren otizmli Berkay Baştan’ı sakinleştiren otobüsün şoförü Muhammet Yağcı ve anne Songül Baştan ile bir araya geldik.

Kendinizi tanıtır mısınız?

30 yaşındayım. 10 çocuklu ailenin dokuzuncusuyum. İlk erkeğim. Bir erkek kardeşim daha var. Kefken’de yaşıyorum. Şoför olmadan önce çiftçilikle ilgileniyordum. Bir buçuk yıldır Kocaeli Büyükşehir Belediyesi UlaşımPark A.Ş.’ye bağlı olarak şoförlük yapıyorum. Daha önce Ford’ta çalışıyordum. Babamı iki yıl önce kaybettim. Babamı kaybedince burada çalışmaya başladım. Şu anda annemle birlikte yaşıyoruz.

 

Sizin otobüsü durdurup Berkay’ı sakinleştirmeniz ve olayı kontrol almanız herkese örnek gösterildi. Olay gününe dönersek, her şey nasıl gelişti?

8 Temmuz Pazar günüydü. Ben o gün çalışmıyordum. “Yoğunluk var bize yardımcı olur musun?” dediler. “Tabii olurum” dedim. Arabamı alıp Kerpe’ye gittim. 19.30’da hareket ettik oradan. Çok yoğun bir trafik vardı. İki buçuk saatte Osmaniye sapağına geldik. Normalde bir saat 10 dakika sürüyor. Arabada biri bağırmaya başladı. Aynaya baktım ve annesine “Durabilirim isterseniz” dedim. “Durmanıza gerek yok” dedi. “Abla olur mu çocuk rahatsız herhalde” dedim. Orada durduk. Yolculara “İnelim arkadaşlar bir yardımcı olalım” dedim. Ben annesi susturacak herhalde diye düşündüm. Çocuk avazı çıktığı kadar bağırıyordu. Annesi ise çok ağlıyordu. Yolcular da çok dikkatli bakmaya başlayınca utandı sanırım. “Abla ağlama sen rahat ol” dedim. Sonra Berkay’ın koluna girdim. Gezdik biraz.

Berkay’ın size tepkisi nasıl oldu?

İlk başta beni yabancıladı ama önce elini tuttum, sonra koluna girdim. Koluna girdikten sonra sanki biraz rahatlar gibi oldu. Yürümeye başladık. Fakat arabayı görünce yeniden bağırmaya başladı. “Arabaya binmeyeceğiz, biraz gezeceğiz” dedim ve bir 10 dakika gezdirdim. O sırada ambulansı aradım. “Yarım saati bulur gelmemiz” dedi. “Tamam” dedik. Berkay’ı elimden geldiği kadar oyaladım. Sonra çocuk olduğu için aklıma mısır geldi. Mısırcıya götürdüm, mısır aldım. O arada ambulans geldi. İlk başta binmek istemedi. Sonra annesi sarılınca birlikte bindiler. Ben de yolcularımı alıp yola devam ettim.

 

Yolcular bu durumu nasıl karşıladı?

Çok iyi karşıladılar. Aslında onlara sormam gerekiyordu ama ben onlara bir şey sormadım. Bizim kendi başımıza hareket etmememiz gerekiyor. Acelesi olanlar oluyor bazen. Ben durunca onlar da bir tepki vermediler aslında. İyi karşıladılar. Onların da sanırım işine geldi. Çünkü o gün hava da trafik de çok bunaltıcıydı. Onlar da inip bir mola verdiler. Ondan sonra çoğu tebrik etti. Alkışladılar.

 

Peki Berkay orada neden rahatsız olmuş?

O gün çok acıkmış ve yorgunmuş. Annesiyle ve bir arkadaşlarıyla denizden dönüyorlarmış. Ortamdan da çok bunalmış. Hatta Songül Hanım’ın eşi “Bugün pazar, gitmeyin. Yolda bir şey olur” demiş. Kadın bir de onun için ağlamaya başladı.

 

Siz Berkay’ın otizmli olduğunu biliyor muydunuz?

Hayır, olaydan sonra öğrendim. Benim de halamın çocuğunda gelişim geriliği var. Berkay’ı gördüğümde o aklıma geldi. Onu çok seviyoruz çünkü. Sürekli bize gülümsüyor. Sadece konuşulanları anlıyor. Onu düşünerek empati kurdum.

 

Özel çocuklar hakkında ne söyleyeceksiniz? Bazen toplumdan dışlandıkları oluyor…

Halkımızın özel çocuklara sahip çıkması gerekiyor. Bu olay şimdi bize abartmışız gibi geliyor ama aslında öyle olmadığını ben Berkay’ın annesinin duygularından sonra anladım. Songül Hanım bana olaydan sonra çok büyük bir sevgiyle yaklaşıyor. Öz kardeşi gibi. Çünkü ilk defa böyle bir davranışla karşılaşmış. Eskiden dolmuşa bindiğinde, “Binme çocuğun böyleyse” gibi tepkilerle karşılaşmış. O yüzden “Bir derdin var mı?” diye sürekli arar sorar. O zaman anladım aslında onların hayatının daha zor olduğunu. Hepimiz bir engelli adayıyız aslında. Zor bir hayatları olduğunu daha iyi anladım. Ben de gördüğümde “Allah sabır versin” diyordum ama bizimki iki dakikalık bir duygu. Onların hayatı sürekli zor aslında. Çevremizin bu konuda daha duyarlı olması gerektiğini düşünüyorum. İnsanlık görevi olarak yaptığımız bir şey.

 

Kimi özel çocuklar ve aileleri olumsuz tepkiler yüzünden daha çok içine kapanıyor ve toplu yerlerden uzak duruyor. Sizce bu doğru mu?

Kendi içlerine kapanmasınlar. Küçük dolmuşlarda karşılaştım ben mesela. Şoförün biri “Çocuğun özürlüyse binmeyeceksin” diyor. “Sana devlet bakım parası veriyor, taksiyle git” diyor. Ben buna birebir şahit oldum. Sesini çıkaramıyorsun. Bir şey söylesen şoförle kavga ediyorsun. Kadın binmedi arabaya. Ben de üzüldüm. Küçük dolmuşlar bir kişi fazla alayım derdinde. Engellilerin ise ücretsiz kartları var. Bu çocuklarla genellikle anneleri ilgilendiği için kadınlar daha çok mağdur oluyor. Zaten 65 yaş üstü emekli ve engelli vatandaşlar bizim arabamızı kullanıyorlar.

 

Peki bu konuda ailelere tavsiyeleriniz neler?

Çocukları gezebiliyorsa gezdirsin. 10 senedir yatalak bir abimiz var, biz gezdiriyoruz. Trafik kazası geçirdi. Dışarı çıkmayınca psikolojisi bozuldu. Yeni yeni kendine geliyor. İnsanların söylediklerine kulak asmamalılar. Sonuçta evladı ve herkesin evladı kendi için değerli.

Songül Hanım merhaba, olay gününü bir de sizden dinleyebilir miyiz?

Biz bir arkadaşla çocuklar hava alsın diye Kerpe’ye götürelim diye anlaştık. Sabah giderken çok sıkıntı yaşamadık ama o gün denizde yanması Berkay’ı çok etkiledi. Otobüse bindiğimizde aşırı kalabalıktı, trafik yoğundu. Herhalde onu tetikledi. Zaten bizim çocuklarımızın sıcağa hiç tahammülü yok. Otobüste Kandıra Cezaevini geçtik. Berkay oturuyor, ben ayaktayım. Birden bağırmaya başladı. Öfke nöbeti geçirmeye başladı. Ben sakinleştirmeye çalıştım ama asla fayda etmedi. Muhammet kardeşim, “Sorun varsa arabayı durduralım” dedi. Sonra Berkay’ı aşağı indirdi. 15 dakika boyunca aldı oğlumu, koluna girdi, gezdirdi. . O bağıran çocuk, kuzu oldu birden. Ambulans çağırdı. Ama ambulans gelene kadar Berkay sakinleşmişti. Nasıl yaptı bilmiyorum. Kendisine hep teşekkür ediyorum. Ömür boyu da duacıyım. Toplumun böyle insanlara çok ihtiyacı var.

 

İlk defa mı böyle bir şey başınıza geldi?

Toplu taşımayı kullanıyorduk ama ilk defa oldu. Yaz aylarında ben Berkay’ı pek dışarı çıkarmıyorum. Hatta olaydan sonra yeniden denize gittiğimizde, özel araba ayarladık da gittik. Artık o kadar çok gözüm korktu ki. Belediye otobüsleri o kadar çok kalabalık oluyor ki, artık binmiyorum. Daha önce öfke nöbetleri oluyordu ama böyle değil. Ama otobüse bindiğimizde bize yardımcı olan tek kişi olarak Muhammet ile karşılaştık.

 

Toplumdan olumsuz tavırlarla karşılaştığınızda daha çok içinize kapanıyor musunuz?

Eskiden Berkay çok küçükken içimize kapanmıştık. Toplumda karşılaştığımız davranışlar yüzünden onu hiçbir yere götürmek istemiyordum. Ama son 2-3 yıldır toplum sanki biraz daha değişti. Daha duyarlı hale geldi. Eskiden otizmi bilmeyenler o kadar çoktu ki. Ki normal yani, biz bile ilk teşhisi duyduğumuzda çok şaşırdık. Ama şimdi insanlar çok daha farkında olmaya başladı. Şimdi Muhammet’in yaptığı otizm adına bir farkındalık, topluma güzel bir örnek oldu.

Ama herkes duyarlı değil. Çok sıkıntılar yaşıyoruz. Mesela otobüse bindiğimizde engelli kartı bastığınız zaman şoförler şöyle yandan bakıp “Öff bıktık bunlardan” diyebiliyor. Otobüste hiç kimse olmasa da sadece size söylese belki bu kadar üzülmeyeceksiniz. O kadar insan içinde söylüyorlar ve herkes size bakıyor. O anda o kadar kötü oluyor ki insan anlatamam. Bizim derdimiz bize yetiyor zaten bunu yapmayın! Benim de engelli kartım var ve ben çoğu zaman kullanmıyorum. İnsan yoruluyor artık o bakışlardan.

 

Berkay nasıl bir çocuk?

Berkay 16 yaşında çok da yakışıklı bir delikanlı. Bir ablası var. 2 buçuk yaşında otizm teşhisi konuldu. Konuşma yoktu. Dönme ve ellerini çırpma hareketleri vardı. Göz teması yoktu. Babaya doktora götürelim diyordum ama o kabullenmiyordu. Genelde babalar öyle oluyor. “Yok benim oğlumda öyle bir şey olamaz” diyordu. Bir de erkek çocuğu ya hiç konduramıyordu. Ben bir gün aldım oğlumu üniversitenin çocuk psikiyatristine götürdüm. “Bu çocukta bir şey var, götüreceğim” dedim. Testler yapıldı. Otizm teşhisi kondu. O anda çok yıkıldım. Doktora sordum. “Özel ilgi ve özel eğitimle hep böyle uğraşacaksınız. Sabredin” dedi. Ondan sonra hemen eğitim ve rehabilitasyon süreci başladı. Bu sene İzmit’te Özel Eğitim Uygulama Merkezi 8’inci sınıfa gidecek. Her şeyi orada öğrendi: kaşık tutmayı, bardağa su koymayı, tuvalet eğitimini… Çok faydasını gördü.