Özge Borak: “Farklılıkların bütünlüğü içinde yaşamak bence en güzeli. Bunu  toplumda becerebilmek gerek, umarım bir gün olur.”

Sekiz yaşında şehir tiyatrosuna girmiş bir oyuncusunuz. Sahnede olmak nasıl bir duygu?

Çok heyecanlı. Her gün başka… Her seyirci, her oyun hepsi başka. Evet, o günlerde ne oynuyorsanız oyun aynı belki ama her oynadığınızda yeni başlar gibi heyecanlı.

Sizi Caberet’te izlediğimde hayranlıktan nefesim kesilmişti. Dansınız, şarklarınız, oyunculuğunuz… İzleyiciye unutulmaz, baş döndürücü bir deneyim yaşatmıştınız. Sizin hayatınızda nerede duruyor bu oyun?

Çocukken “Annie” adlı bir müzikal film vardı; her gün açıp onu izlerdim. Çocukluğumdan beri müzikal hayranı biri olarak ilk oynadığım müzikal oyun olması sebebiyle takdir edersiniz ki yeri bambaşka.

Keşke ben de bu projede yer alabilseydim dediğiniz yurt dışı çalışmaları oluyor mu?

Olmaz olur mu, tabii ki oluyor. Örneğin Meryl Streep’in oynadığı her filmde onunla oynamak isterdim.

Sanatçı bir aileden geldiğinizi biliyoruz. Nasıl bir aile hayatınız vardı? Evde sanat gündem olur muydu?

Çok güzel bir çocukluğum oldu. Ailece sanatın içinde olmanın iyiliğini hep yaşadım. Tabii ki farklı konular, farklı eğlencelerimiz de vardı ama sanat hep gündemdi.

Erkek kardeşiniz ve babanızın hayatınızda çok önemli yerleri olduğunu görüyoruz.  Ailenizin erkeklerinin toplumsal cinsiyet eşitliğine yakın bir duruşu var gibi gözüküyor dışarıdan. Doğru bir tahmin mi?

Kesinlikle çok doğru tahmin. Cinsiyet eşitsizliğinin ne olduğunu aslına bakarsanız kendi ayaklarım üstünde durup hayata atıldığımda öğrendim. Biz hep eşittik. O öğretildi bize. Her kadının bir erkeğin işini de yapabileceği kadar,  her erkeğin bir kadının işini de yapabileceğini bilerek büyüdüm.

Böyle bir ailede büyümek nasıldı?

Tek kelimeyle harika!

Farklılıklara saygı sizin için ne ifade ediyor?

Bunun kadını erkeği yok. Hepimizin farklı düşünceleri, farklı istekleri, farklı eğlence anlayışı var. Farklıyız ve farklılıklara saygı duymalıyız. İşte bu farklılıkların bütünlüğü içinde yaşamak bence  en güzeli. Bunu  toplumda becerebilmek gerek, umarım bir gün olur.

Engelli bireyler için çalışmalarınız olduğunu biliyorum. 2018’in Amazon Sanatçı Ödülü aldınız hatta. Bilmeyenler için bu ödülü biraz açıklar mısınız?

Sevgili Gamze Elibol’la yıllar önce tanışmıştık. Kendisi de bir engelli olarak çok sayıda insana temas etmeye çalışıyor. Onun açtığı bu yolda çorbada benim de biraz tuzum olduğu için mutluyum; o sebeple bu ödülü bana layık görmüşlerdi. Tekrar teşekkür ediyorum.

Engelli bireyler için bir şeyler yapmaya nasıl karar verdiniz?

Sadece engelli bireyler değil, hepimiz bir çok hassas konuda üstümüze düşeni yapmalıyız. Sosyal sorumluluk projelerine mümkün olduğu kadar katılmaya çalışıyorum. Bu onlardan sadece biri. Engelli bireyler için bir şeyler yapabildiysem eğer; Gamze Elibol sayesindedir.

Biz ağırlıklı olarak zihinsel farklı gelişen bireyler ile çalışan bir derneğiz. Otizm ya da down sendromlu bireyler ile yolunuz hiç kesişti mi?

Tabii ki kesişti. Yıllar önce birkaç sene otizmli bireylerin okulunda düzenlenen bahar şenliklerine katılmıştık. Çok güzel geri dönüşler olmuştu. Onun için de ayrıca mutluyum.

Sizce farklı gelişen bireylerin hayata daha aktif katılımı için neler yapılabilir?

Elbette ki farklı gelişen bireylerin hayatları kolay değil. Evvela ailelerin daha bilinçli olması gerektiğini düşünüyorum. Bu bireyler gelişim için gerekli okullara gönderilmeli, eğitim almaları sağlanmalı. Öte yandan bu eğitimlerin alınabilmesi için imkanların daha kolay sağlanması gerekir. Özellikle maddi imkanları olmayan aileler için ayrıcalıklar olmalı. Farklı gelişen bireyler için daha çok öğretmen, daha çok okul açılmalı. Çünkü maalesef sayılar her geçen gün daha da artıyor.

Buradan farklı gelişen çocuğu olan ailelerimize ne söylemek istersiniz?

Dediğim gibi üzülerek söylüyorum, sayılar her geçen gün artmakta. Ailelerin daha bilinçli olması gerekir, özel eğitim alması gereken çocuklarının olduğunu kabul etmeleri gerek. Bildiğim kadarıyla bazı aileler utandıkları