Vücudumuzdan ve çevremizden gelen duyusal uyarıların organize edilişi ve “duyu”nun “algı”ya dönüşme süreciyle uygun bir cevabın oluşması şeklinde tanımlanabilecek “duyu bütünleme terapisi”, çocuk için algı farkındalığının oluşması ve çevredeki olayları yorumlanması açısından oldukça önemlidir.

 

 

Yazı: Ergoterapist Selen OKAY

Algı Özel Eğitim Kurumları

[email protected]

 

 

İlk olarak Amerikalı Ergoterapist Jean Ayres, 1960 yılında Duyu Bütünleme Teorisi’ni sundu. Ayres terapiye aldığı kişilerin değişik şikâyetlerinin bulunması sonucu “The UCLA Brain Research Institute”de bu alanı dünyaya tanıtan ilk kişi olmuştur. Duyu sistemlerine baktığımızda ise ilk olarak bu sistemler anne karnında gelişmeye başlar. Santral sinir sisteminde dengede ve resiprokal bir işlemle meydana gelir. İlk olarak Vestibüler Sistem, rahim içinde gelişen ilk duyu sistemidir ve duyuların en önemlisi olarak bilinir. Gebeliğin beşinci ayından sonra tamamen gelişir. Vestibüler sistem kısaca uzayda hareket ve vücut pozisyonunun farkındalığı şeklinde de tanımlanabilir. Vücudumuzdaki tüm duyu sistemleri vestibüler sisteme bağlıdır. Dokunma duyusu ise gebeliğin sekizinci haftasında başladığı düşünülen bir duyu sistemidir. Dokunma duyusu çocuk için bir keşif ve farkındalık şeklinde de düşünülebilir. Proprioseptif dediğimiz derin duyu gözlerimiz kapalı olduğunda dahi vücudumuzun pozisyonu hakkında bize bilgi veren duyudur ve vücut farkındalığı açısından oldukça önemlidir. Koku duyusu ise gebeliğin 13-15. haftalarında gelişmeye başlar. Bebeğiniz doğumun ardından göğsünüze yerleştiğinde anne sütünü içgüdüsel olarak arar. Tat duyusu ise, gebeliğin 8. haftasında gelişmeye başlar. Gebeliğin 3. haftasında gelişmekte olan işitme duyusuyla da anne karnındaki bebek 25. hafta itibarıyla anne sesini almaya ve bununla beraber işitilen seslere tepkiler vermeye de başlar.

Görme duyusu ise gelişen en son duyudur. 6. ayda bebekler henüz rahimdeki ışığı ayırt edebilirler. Görme duyusu bilişsel becerileri de doğrudan etkiler. Duyu bütünleme terapisinde yaptığımız çalışmalar duyuların vücut ile ilişkilendirilmesi açısından oldukça önemlidir. Vücut farkındalığını arttırmaya yönelik oyunlar, planlama çalışmaları, postural güvenlik alanın gelişmesine yönelik çalışmalar, dikkat becerilerinin gelişmesi, el-göz koordinasyonunun sağlanması, uzaysal görsel algının oluşması, iletişim becerilerinin gelişmesine yönelik çalışmalar, akademik becerilerin gelişmesi, davranış, günlük yaşam aktivitelerinde bağımsızlığı sağlamak adına uyguladığımız bir terapi yöntemidir.

Terapi süresince karşılaştığımız duyusal modülasyon problemler sıklıkla; her şeyi koklamak, aşırı hareketlilik, saçlarını taratmama, kıyafetlerden rahatsız olma, yemekleri reddetme, parlak ışıklardan rahatsız olma, bir yerlere sürekli olarak çarpma, sıklıkla yaşanan düşmeler, salıncaktan kaçınmak, nesneleri çok sıkı veya gevşek bir şekilde tutmak, yiyecek dışı nesnelerin ağıza atılması, her şeye dokunmak şeklinde söylenebilir.

Duyu bütünleme terapisi bu alanda eğitim almış ergoterapist, fizyoterapist ile dil ve konuşma terapistleri tarafından uygulanmalıdır. Bu terapi uygulanabilecek gruplar ise otizm, yaygın gelişimsel bozukluklar, serebral palsi, dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu, motor koordinasyon problemi, psikolojik problemler, işitme problemleri, sosyal-davranışsal problemler olarak sayılabilir.