Down sendromlu bireyler, tipik gelişen akranlarına kıyasla pek çok hastalığa yakalanma riskine daha açıktır. Bu nedenle beslenmelerinde özel bir hassasiyet gerekiyor.

Diyetisyen Mihrişah Mıhcıoğlu yazdı. 

Down sendromlu bireyler beslenmelerinde oldukça seçicidir. Her besinin tüketimine sıcak bakmayabilir ya da  tek tip beslenmeye eğilimli olabilirler. Çiğnemede, yutmada yaşadıkları zorluklar ve besinlere karşı seçici yaklaşımları yeterli miktarda makro ve mikro besin ögelerini almalarına engel olabilir. Bu durum da başta vitamin, mineral eksikliklerine bağlı sağlık sorunları olmak üzere, büyüme ve gelişmede geri kalmalarına da zemin hazırlar.

Down sendromlu bireyler, tipik gelişen yaşıtlarına kıyasla daha yavaş gelişim gösterirler. Bu sebeple ihtiyaçları olan enerji normal bireylere göre oldukça farklıdır. Bu enerji ihtiyacı beslenme alışkanlıkları göz önünde bulundurularak kişiye özel oluşturulmalıdır.

Down sendromlu çocuklarda doğuştan kalp kusurlarına (konjenital kalp hastalıklar) daha yaygın rastlanır. Konjenital kalp hastalığına sahip bebeklerin enerji ihtiyacı artar. Bu sebeple yeterli enerji ihtiyacını karşılamak için de ek besinlere başvurulur. Gerek çocukluk çağındaki artmış enerji gereksiniminden kaynaklı olarak, gerekse de beslenmedeki yanlışlar sebebiyle obezite risk faktörüdür.

Bu durumun engellenmesi ve yeni sağlık sorunlarının oluşmaması için beslenme titizlik ile planlanmalıdır. Gerekli enerji gereksinimi bireye uygun olarak oluşturulmalıdır. Bu sayede büyüme ve gelişmenin yakalanması ve obeziteye olan yatkınlığın önlenmesi sağlanabilir. Her bireyin beslenmesinde kendine özgü titizlikleri olabilir. Farklı sebeplerden dolayı tadına hiç bakmadığı bir besini bile reddedebilir. Bu gibi durumlarda besini alternatif formlarıyla sunmak, reddedilen besini, aynı gruptan farklı bir besin ile değiştirmek gibi pek çok yöntem ile enerji alımının yeterli ve dengeli olması sağlanmalıdır. Özellikle paketli/hazır ürünler ve basit karbonhidratlı/şekerli ürünler bireyin erişiminde bulunmamalıdır.

Down sendromlu bireylerde; konstipasyon (kabızlık), çölyak, gastroözafagial reflü gibi pek çok gastrointestinal probleme sık rastlanmaktadır. Bu problemler günlük yaşantılarını, beslenmelerini, hareket kabiliyetlerini olumsuz yönde etkiler. Beslenmelerindeki uygun değişimler ile bu sağlık sorunlarında yaşayacakları olumsuz durumların önüne geçilmesini sağlayabilir.

Kabızlık

Kabızlık probleminin yaygın nedeni, hipotoniye bağlı düz kaslardaki kasılmaların azalmasıdır. Kabızlığa neden olan bir diğer durum ise beslenmedeki lif içeriğinin yetersiz kalmasıdır. Sebze ve meyvenin eksik tüketilmesi veya hiç tüketilememesi durumu, şekerli besinlere eğilimin fazla olması gibi sebepler, günlük enerji alımında dengesizliğe yol açabilir. Bu beslenme tipinin alışkanlık haline gelmesi ise obeziteye yatkınlığın ve kabızlık probleminin artmasına zemin hazırlar. Örneğin bireylerde meyve tüketiminden ziyade meyve suyu tüketiminin artması, lif alımındaki azalmaya bağlı olarak kabızlığın oluşmasına neden olabilir.

 

Obezite

Down sendromlu bireylerde artan yağ hücreleri, yüksek seyreden BKİ (Beden Kütle İndeksi) değeri, fiziksel aktifliğin azalması, enerjisi yüksek ancak besin değeri düşük olan bir beslenme alışkanlığının kazanılması gibi pek çok faktör bu bireylerin obezite riskini arttırır. Bireyin basit karbonhidratlı besinlere olan eğiliminin artması obezite için en önemli risk faktörüdür. Bunun yanı sıra bu beslenme tipine sahip down sedromlu bireylerde insülin direncinin gelişme riski de artar.

Çölyak

Down sendromlu bireylerde gözlemlenen bir diğer önemli sağlık problemi ise çölyak hastalığıdır. Çölyak ciddi bir otoimmün hastalık olup, glütenin sindirilememesinden kaynaklanır. Glütenin tüketiminin varlığında bağırsakta hasar meydana gelir.Oluşan bu hasar kabızlık probleminin artışına, kabızlığa bağlı şişkinlik veya karın ağrılarının oluşmasına, demir anemisine ve saldırgan davranışlarda çoğalmaya neden olabilir.Bu sebeple çölyak hastalığına sahip down sendromlu bireylerde uygulanan en temel tedavi yöntemi beslenmeden glütenin çıkartılmasıdır.Glütenin en çok bulunduğu besinler arpa, buğday ve çavdar gibi tahıllardır. Bu sebeple güvenilir markalardan glütensiz ürünlerin temin edilmesi gerekmektedir. Besin seçimi ve alışverişi esnasında dikkatli olunmalı ve etiket iyi okunmalıdır. Diyetten çıkartılan glüten ile birlikte semptomlarda iyileşmeler gözlenmeye başlar.

D Vitamini

Down sedromlu bireylerde kemik yoğunluğunda azalma, tipik gelişen akranlarına kıyasla daha hızlı gerçekleşmektedir. Bu sebeple kemik yoğunluğunun arttırılması için en önemli ihtiyaç D vitaminidir. D vitamini için en iyi kaynağın da güneş olduğu bilinmektedir. Ancak bazı durumlarda fiziksel aktivite ile birlikte doktorun da tavsiyesi üzerine takviye D vitamini kullanılabilir. 7-12 yaş arasındaki down sendromlu bireylerde önerilen günlük D vitamini alımı 400 IU’dur. Düzenli fiziksel aktivite, ihtiyaca uygun makro ve mikro besin ögelerini içeren beslenme tedavisi  bireyin büyüme ve gelişmeyi yakalamasını, farklı sağlık sorunlarının oluşmasını engeller. Down sendromlu bireylerde gözlemlenen bazal metabolizma aktivitesi tipik gelişen akranlarına nazaran %10 daha azdır. Bu sebeple enerji gereksinimi bu değerler göz önünde bulundurularak oluşturulmalıdır. Azalmış metabolizma hızı da obezite gelişim riskini yüksek oranda etkilemektedir. Bireylerde görülen çabuk yorulma durumu da hareket kabiliyetinin gün içerisinde azalmasına, günlük  fiziksel aktivitedeki bu düşüş de benzer şekilde obeziteyi tetiklemektedir.

Neden Doğru Beslenme?

Down sendromlu bireylerin konjenital kalp hastalıkları, obezite, hipotoni, uyku apnesi, anemi, çölyak hastalığı gibi organ işlevlerinde sorunlara yol açabilecek hastalıklara yakalanma riski tipik gelişen bireylerden daha fazladır.  Ancak yapılan çalışmalar doğru ve yeterli beslenmenin bu hastalıklara karşı önleyici olabildiğini göstermiştir. Ayrıca yaşam kalitelerini ve süresini arttırdığını da ortaya koymuştur. Doğru beslenmenin önerilmesi ve uygulanmasında ebeveynlerin, doktorların ve diyetisyenlerin rolü büyüktür.