1. Uluslararası Uygulamalı Davranış Analizi Konferansı konuşmacıları arasında yer alan Uzman Psikolog Esra Bilge, aynı zamanda otizmli bir çocuk annesi. Amerika’da yaşadıkları dönemde ABA ile tanışan Esra Bilge, yöntem sayesinde oğlunun en çok dil gelişiminde fayda gördüklerini söylüyor.

 

 

Otizm ile tanışmanız ne zaman, nasıl oldu?

Otizm ile 2003 yılında tanıştık. O yıllarda eşimle beraber Amerika’da New Jersey eyaletinde yaşıyorduk. Oğlumuzun bir yaşından itibaren ismine cevap vermediğini ve göz teması kurmadığını fark ettik. Konuşma gelişmedi. Dertleştiğim bir iş arkadaşım bana, devletin “Erken Müdahale Hizmetleri”nden bahsetti.

Telefonla yetkilileri aradığımda oğlum 17 aylıktı. İki hafta içinde biri sosyal hizmetler görevlisi, diğeri konuşma terapisti olan iki hanım evimize geldiler. Oğlumuzu ev ortamında iki saat kadar gözlemlediler ve bize çocuğumuzun gelişiminde ciddi gerilikler olduğunu, eğitim ve terapiye ihtiyacı olduğunu söylediler. “Nesi var?” diye sorduğumuzda, kendilerinin doktor olmadığını, teşhis için hastaneye başvurmamız gerektiğini belirttiler.

Bu noktada, Amerika’nın ülkemize göre en büyük farkı; devlet çocuğun otizm terapisini başlatmak için başta doktor raporunu zorunlu kılmıyor. Sosyal hizmet görevlileri evinize geliyor, çocuğu ve aileyi doğal ortamında gözlemliyorlar. Sonuçta, otizm riski bulunan her çocuk yaşadığı bölgede mevcut olan terapi merkezlerine veya okul sistemine bir rapor gerekmeden kısa zaman içinde yönlendiriliyor. Biz telefonla Erken Müdahale Hizmetleri’ni aradıktan sonra 1-2 ay içinde dört ayrı terapist ile evde eğitime başlamıştık.

Oğlunuz Amerika’da Erken Müdahale Hizmetleri’nden ne kadar süre, ne gibi eğitimler aldı?

Öncelikle çocuğumuzla çalışacak bir ABA eğitim merkezi bulundu ve bu konuda uzman bir psikolog evimize yönlendirildi. Oğlum o zaman 19 aylıktı. Çok küçük olduğu için haftada dört-altı saat ABA ile başlandı. İki yaşında haftada 10-12 saate çıktı. Üç yaşı civarında ise evde ve okulda toplam haftada 25-30 saat yoğun eğitim alıyordu.

İki yaşından önce hastaneye başvurup resmi teşhisi de aldık. Teşhis aldığımızda New Jersey’de oturuyorduk ancak Lovaas’ın çalışmalarını yaptığı ABA’nın merkezi olan Kaliforniya’ya taşınmaya karar verdik. Devlet aynı servisi taşındığımız eyalette vermeye devam etti. O dönem Lovaas’ın da on yılı aşkın asistanlığını yapmış Dr. Granpeesheh’in kurduğu CARD merkezi ile çalışmaya başladık. ABA’nın yanı sıra, devlet haftada iki saat konuşma terapisi ve iki saat uğraş terapisi sağladı.

Bu terapiler sayesinde oğlum üç-dört yaşındayken iki-üç kelimeli belli başlı cümle kalıplarını doğru yerde ve zamanda kullanmayı öğrenmiş, iletişim becerilerini ilerletmişti. İyiye doğru giden bir gelişim görüldüğü için devlet dört yaş sonuna kadar terapileri ödedi. Bazı ek terapileri de biz aldırdık. Örneğin müzik terapisi gibi. Beden eğitimi tarzında kaba motor becerilerini hedefleyen terapileri ise o dönem sigorta şirketi ödedi.

ABA nedir ve çocuğunuza nasıl katkıları oldu?

ABA hakkında teorik ve pratik bilgileri konferans sırasında uzmanlar detaylıca anlattılar. Ben hem tecrübe edinmiş bir anne olarak hem de bu eğitimin neden başarılı olduğunu araştırmış bir psikolog olarak şunu söyleyebilirim: ABA insanın doğal öğrenme mekanizmalarını destekleyen, genel anlamda çocuğa “öğrenmeyi öğreten” bir eğitim ve terapi anlayışıdır.

Otizmde öğrenme mekanizmaları çalışmıyor. Örneğin çocuk doğal ortam içinde taklit etmeyi, konuşmayı öğrenemiyor. Halbuki her insan bu becerileri öğrenmeye programlı olarak doğar. ABA çocuğun doğal olarak yapabilmesi gereken bu becerileri hedefleyip, kontrollü bir çevre içinde yoğun olarak çocuğa bunları tek tek öğretiyor.

Çocuk önce bu becerileri kalıplar halinde terapi seansları içinde uygulamaya başlıyor. Hedef bu becerilerin günlük hayat içinde kullanılmasını sağlamak. Zamanla bu da oluşuyor. Terapi ve eğitim ilerledikçe, kalıplar halinde öğrenilenler, yaşa uyumlu beceriler ve davranışlar halinde şekil alıyorlar. Çocuğun farkındalığı ve öğrenme becerileri artıyor. Daha sonra aynı kalıplar kullanılarak yeni beceriler öğretiliyor. Örneğin iki kelimeli cümleler öğretilmeye başlandığında daha önce kullanılan komut ve kalıplar üzerinden ilerleniyor. Çocuk bu metodu bir öğrenme yöntemi olarak yeni ortamlarda kullanabiliyor. Ben şahsen ABA eğitiminin en büyük faydasını dil becerilerinin gelişiminde gözlemledim. Örneğin, özellikle Türkiye’ye döndükten sonra dil konusunda çok zorlanacağımızı düşünmüştüm. Ancak oğlum Türkçe’yi sırasıyla kendisine daha önce öğretilen kalıplar çerçevesinde soru/cevap şeklinde sürekli tekrar ederek, kendi başına öğrendi. Bu beni de, o dönem buna şahit olan eğitimcileri de çok şaşırtmıştı.

Türkiye’ye ne zaman döndünüz? Türkiye’de çocuğunuzun okul ve ABA eğitimlerine nasıl devam ettiniz?

Oğlum beş yaşındaydı. Zor bir karar verip İstanbul’a dönmeye karar verdik. Öncelikle yabancı uyruklu çocukların devam ettiği bir okul bulduk. Durumu samimi anlatınca kaynaştırmaya açık olduklarını söylediler. Böylece halen bugün devam ettiği okuluna başladı.

Evde oğlumla önce İngilizce olarak (sonra Türkçe programlar da ekledik) ABA çalışacak bir üniversite öğrencisi buldum. Neredeyse yedi yaşına gelene kadar evde beraber çalıştılar. ABA programlarını, nasıl analiz tutacağını kendisine ben anlattım. Zeki bir hanımdı, her şeyi kolay öğrendi. Oğlumla güzel bir ilişki kurdu. Böylece oğlum alışık olduğu bir program içinde ilerlemeye devam etti.  Ancak Amerika’da ki yoğun çalışmayı burada sürdüremedik. Ve programı tam olarak tamamlayamadık. ABA programının son aşamaları okula hazırlık kısmıdır. Bu kısmı okulda çözmeye çalıştık.

Oğlum 4. sınıfın sonuna kadar gölge öğretmenle okula gitti. ABA yaklaşımını sınıf öğretmenleri de benimseyip okul içindeki tüm faaliyetler için uyumlu davranışlar teşvik edildi. Örneğin sınıf içinde sorulan soruya parmak kaldırıp uygun cevap vermesi yaklaşık iki yıl boyunca öğretildi. 5. sınıftan itibaren ise okula bireysel katılabilecek seviyeye ulaşmıştı. Kısaca ABA metodu bizim için evde yedi, okulda ise 10 yaşında bitti.

Algı ABA Terapi Merkezi’nin ilk yapılanmasında o zamanki ismi ile YES biriminde danışmanlık yaptığınız bir dönem oldu.  Bu nasıl bir süreçti?

Türkiye’de o dönem ABA bilinmiyordu. 12 yıl öncesinden bahsediyoruz. Birçok aile ve eğitimci otizmde cümleler halinde konuşmanın öğretilebildiğini dahi hiç duymamışlardı. O dönem sadece Tohum Vakfı ve Anadolu Üniversitesi bu eğitim modelinin Türkçe’ye uyarlama çalışmalarını yapıyorlardı. Aynı dönem Algı’yı kuran sevgili Parin Yakupyan ve Selim Parlak ile tanıştım. Amerika’da uygulanan bu eğitim modeline onlar da ilgi gösterdiler. Böylece Algı bünyesinde YES (Yoğun Eğitim Sistemi) birimini kurup neler yapabiliriz diye düşünmeye başladık. Öncelikle ABA hakkında bilgilendirme yapıp farkındalık sağlamak istedik.

Bu konuda kendi bilgimi ve tecrübemi kurumdaki özel eğitim öğretmenleri, psikologlar ve aileler ile paylaştım. Dinlemek isteyen herkese bu eğitim modelini anlattım ama en önemlisi otizmin tedavi edilebildiği mesajını vermek istedim. Zaman içinde kendi akademik çalışmalarıma yöneldim ve Algı’dan ayrıldım. Parin ve Selim sağolsunlar bu modelin peşini bırakmadılar. Uzun yıllardır Amerika’dan Nükte Hanım ve diğer uzman eğitimciler ile beraber çalışarak ABA sistemini Türkiye’de başarıyla uygulayabilen bir merkez oldular.

Psikoloji eğitimi almaya karar vermeniz nasıl oldu? Bu konuda neler yaptınız, neler planlıyorsunuz?

Oğlumda gözlemlediğim değişim bende insan zihnine ve davranışlarına karşı bir merak uyandırdı. İnsan zihni aslında nasıl çalışır, düşünce ve duygularımız nedir? İnsan davranışını ne motive eder? Bu gibi aklımda dallanan budaklanan birçok soruya cevap bulabilmek adına akademik çalışmalara dönmeye karar verdim. Önce Boğaziçi Üniversitesi Psikoloji bölümünden 2015 yılında mezun oldum. Daha sonra Bahçeşehir Üniversitesi’nde Klinik Psikoloji yüksek lisans çalışmalarına başladım. Şu anda tez aşamasındayım. Amacım dinamik yaklaşım çerçevesinde terapi sürecine ait teori ve pratik çalışmalarımı devam ettirmek.

1. Uygulamalı Davranış Analizi Konferansı’nın en son oturumunda sizin de bir sunumunuz yer aldı. Değerlendirmelerinizi alabilir miyiz?

Ben ABA terapisi ile ilgili kendi yaşadığım tecrübeleri ve Amerika’daki sistemden bahsettim. Bu konferans bence otizm tedavisi ile ilgilenen herkes için çok önemliydi. Sonuçta ABA’nın başarısı otizmde defalarca ispatlanmış. 1. Uygulamalı Davranış Analizi Konferansı, bu modelin ne olduğunu, tarihçesini, amacını ve nasıl uygulandığını uzmanlardan detaylıca öğrenmek için kaçırılmayacak bir fırsattı.