Günümüzde otizm sendromlu bireylerin yüzde 30’unun konuşma güçlüğü çekerken yüzde 50’sinin ise tamamen iletişimden yoksun olduğunu belirten Otsimo Eğitim ve İletişim Programları Sorumlusu Kaan Yücel, bu sorunun giderilmesine yönelik AAC (Alternatif Dil İletişimi) yöntemini anlattı.

Sizi kısaca tanıyabilir miyiz?

Ben Kaan Yücel. Otsimo’da eğitim ve iletişim programları üzerine çalışmalar yürütüyorum. Aynı zamanda ENKA Okulları 12. sınıf öğrencisiyim. ENKA’da IB ders programı içerisinde yer alan dersler arasından yüksek seviyede Psikoloji ve ITGS (toplum ve teknoloji) derslerini seçtim. Bu seçimimdeki en önemli etken Otsimo ve kurucusu Zafer Elcik oldu. 2017 yılı Temmuz ayında Otsimo ile tanıştım ve çalışmaya başladım. Otsimo, otizm tanılı gelişimsel bozuklukları olan çocuklar için geliştirilen ve ülkemizin tek yüksek teknoloji AAC (Alternatif Dil İletişimi) destekli özel eğitim uygulamasıdır. Ben dünyadaki örnekler ve araştırma sonuçlarından yola çıkarak teknoloji ve iletişimin otizm sendromlu çocukların gelişimindeki önemi üzerinde çalışıyorum. Bu kapsamda, 2018 yılı Mayıs ayında Karabük Üniversitesi’nde düzenlenen 5. Ulusal Çocuk Gelişimi Öğrenci Kongresi’ne katıldım ve “Otizmde Teknoloji ile Eğitim Semineri”nde Zafer Elcik ile birlikte “Otizm Sendromlu Çocukların Eğitiminde Teknoloji Kullanımı” konulu bir sunum gerçekleştirdik.

 

Alternatif Dil İletişimi (AAC) nedir?

Çocukluk, yaşantımızda en hızlı geliştiğimiz dönemimiz. İletişim ve eğitim bu hızlı dönemde çocukların sosyalleşmesini sağlar. Çocuklar; oyun oynama, akademik olarak gelişme ve sosyal yakınlığı sağlama gibi birçok nedenle iletişime ihtiyaç duyar. İletişime açık çocuklar bu süreçte tüm ihtiyaçlarını karşılamaya başlar. İsteklerini söylemek, soru sormak, işaret etmek, arkadaşlık yapmak, ders çalışmak gibi… Ancak bildiğimiz üzere otizm sendromu olan çocuklar bu iletişimi sözel olarak yapmakta güçlük çekiyorlar. Günümüzde otizm sendromlu bireylerin yüzde 30’u konuşma güçlüğü çekerken yüzde 50’si ise tamamen iletişimden yoksundur. Dünyada otizm sendromlu birey sayısının ulaştığı boyut çok büyüktür. Yapılan araştırmalara göre sadece Amerika’da 3.5 milyonu aşkın bireyin konuşma güçlüğü bulunduğu ve iletişimden yoksun olduğu bilinmektedir.

Bu sorunun giderilmesine yönelik olarak bilim insanlarının geliştirmekte olduğu yönteme “Augmentative and Alternative Communication”, kısaca AAC adı verilmektedir. AAC’nin Türkçe karşılığını “Alternatif Dil İletişimi” olarak ifade edebiliriz. İşaret, ifade ve tavırlarımız; resim ve sembollerin kullanıldığı kartlar ve özel geliştirilen bilgisayar programları alternatif dil iletişimi sistemlerinin örnekleri arasında yer almaktadır.

Bu iletişim sistemlerinin otizm sendromlu çocukların gelişimindeki katkılarını nasıl değerlendirmeliyiz?

İletişimde kullanılan sistemler, teknoloji kullanılan ve kullanılmayan sistemler olarak iki ana gruba ayrılabilir. Teknoloji kullanılmayan sistemler tanımından da anlaşılacağı gibi herhangi bir cihaza ihtiyaç duyulmadan vücut dili, ifadeler ve işaret dili kullandığımız bir iletişim sistemidir. Ancak hayatımızın hemen hemen her köşesinde teknoloji vazgeçilmez bir parçamız olmuşken, bence alternatif dil iletişiminde de teknoloji kullanımı olmadan ilerleme kaydedilmesi oldukça zordur.

 

Eğitimde teknoloji her geçen saniye sürekli olarak gelişirken Alternatif Dil İletişimi’nde de teknolojinin yeri ve önemi yadsınamaz… Dünyada otizm sendromlu çocukların gelişiminde Alternatif Dil İletişim sistemlerinin kullanımına bakıldığında öne çıkanlar sistemler nelerdir?

AAC sistemlerini düşük, orta ve yüksek teknoloji kullanan sistemler olarak sınıflandırırsak öne çıkanları şu şekilde özetleyebilirim. Düşük teknoloji kullanılan alanda en bilinen yöntem PECs (Picture Exchange Communication Program) yani “Resim Paylaşımıyla Yapılan İletişim Programı”dır. Bu yöntemde, geliştirilmiş olan resimli kartlarla ihtiyaç ve isteklerin belirtilmesi sağlanır. Çocukların iletişimindeki ihtiyaçlarına, bulunduğu ortama ve iletişim kapasitesine bağlı olarak farklı seçenekler kullanılır.  Orta teknoloji kullanılan sistemler elektrik veya pille çalışan resimli klavyeler yardımıyla görsel sembollerin sesli iletişime çevrildiği cihazlardır. Ancak bu sistemler günümüzde pratikliğini büyük ölçüde kaybetmiştir. İleri teknoloji sistemler, tablet ve akıllı telefonların gelişmesiyle birlikte sağladıkları pratiklik ve faydalar dikkate alındığında günümüzde en çok kullanılan sistemler olarak öne çıkmaktadır.

 

Günümüzde artık neredeyse her geçen saniye değişen ve gelişen teknolojiyi  düşündüğümüzde bahsettiğiniz bu sistemlerin artı ve eksileri nasıl karşılaştırılabilir?

Ülkemizde ve dünyada çok yaygın olarak kullanılan PEC’ler, ev ve okul gibi her ortamda bulunabilir olması ve görsel hafızanın gelişimini sağlaması açısından avantajlı bir yöntemdir. Diğer taraftan taşınmasındaki güçlükler ve kaybolmaları gibi dezavantajları içermektedir. Orta teknolojiyi kullanan sistemler, özü itibariyle resimli kartlarla işlevi aynı olmakla birlikte birçok seçenek barındırması ve resimleri sesli olarak da ifade etmesi açısından PEC’lere göre daha avantajlıdır. Çocuğun bulunduğu ortama ve kapasitesine göre sayfalar düzenlenebilmektedir. Farklı dillere çevrilmesindeki güçlükler ve geliştirme problemleri nedeniyle orta teknoloji sistemler artık yerini yüksek teknoloji AAC sistemlerine bırakmaya başlamıştır. Orta teknoloji içeren çözümlerin bu nedenlerle de ülkemize gelmediği gözlemleniyor. Yüksek teknolojiyi kullanan IOS ve Android tabanlı tablet ve telefonlarda kullanılmak üzere çeşitli düzeylerde iletişim sorunlarına çözüm üretmeye yarayan 700’ün üzerinde uygulama bulunmaktadır. Yüksek teknoloji kullanan AAC’ler birçok bilimsel araştırmaya da dayanmaktadır. Oluşturulan önerilerle bu uygulamalar güncellenmekte ve her geçen gün daha yararlı bir hale getirilmektedir.

Yüksek teknolojiyi kullanan AAC sistemleri diğer sistemlerle karşılaştırıldığında öne çıkan faydaları şöyle sıralayabilirim:

  • kısa sürede öğrenilebilir olmaları,
  • görsel hafızayı desteklemeleri,
  • farklı seviyelere hizmet etmeleri,
  • mimik ve ses gibi destekleyici unsurları bulunması.

Bunlara ek olarak AAC yüksek teknoloji kullanan sistemler kişiye özel kullanım sağlayacak klavye, boşluk ölçüleri, iyelik eklerinin kullanılması ve sesli destek gibi yardımcı sistemleri de barındırabilmektedir.

Alternatif Dil İletişim sistemleri daha kolay iletişim sağladığı için konuşma yeteneğinin kazanılmasında olumsuz bir etki yaratabildiği düşünülebilir mi?

AAC sistemlerinin çocuk gelişimindeki yerini araştırırken akla takılan en temel sorulardan biri bu bence.  Kolay iletişim konuşma yeteneğinin kazanılmasında tembellik yaratır mı? Bu konudaki yorumumu dünyada yapılan bir araştırmadan örnek vererek sunmak istiyorum. Penn State Üniversitesi’nden Light, Drager ve McNaugton’un 2014 yılında 25 aylık Celebral Palsy (Beyin Felci) bulunan bir erkek çocuğu üzerinde yaptığı araştırmaya göre; AAC kullanımı sonucunda tembelliğin tam tersine, dikkati çeken önemli bir seviyede kelime dağarcığı kazanımı gözlemlenmiştir. Bu araştırmada; 4. haftanın sonunda bebek 26 aylıkken katılımının arttığı, 20 dakikalık seanslarda 20 geri bildirim verdiği ve AAC yardımıyla 180 kelime üzerinde ifade sağladığı,  bir kelimelik iletişim kurabildiği gözlemlenmiş. 12. haftanın sonunda, bebek 28 aylıkken, katılımı daha da artmaya başlamış ve 20 dakikada 48 geri bildirim alınmaya başlanmıştır. AAC ile kullanılan kelime sayısı ise 480’e ulaşmıştır. 12. ayın sonunda, bebek 37 aylıkken 1000’in üzerinde kelime kullanmaya ve 20 dakikalık seanslarda 50’nin üzerinde geri bildirim yapabilmeye  başlamıştır. 4 kelimeye ulaşan cümlelerle iletişim sağlayabilirken konuşma dili gramer yapısını da çözmeye başlamıştır. Bebek 42 aylıkken ise harf seçiminde yüzde 90 ve kelime seçiminde yüzde 80 doğruluk seviyesine gelinmiştir.

Alternatif Dil İletişimi sistemini kullanmaya başlamak için doğru zamanın ne olduğu konusundaki araştırmalardan bize biraz bahsedebilir misiniz?

AAC’ye başlamanın bir yaşı yok ancak ne kadar erken olursa o kadar iyi sonuç verdiği yapılan birçok çalışmada ortaya konmuştur. Ramski, Sevcik, Barton-Hwley, Whithmore’un 2015 yılında birlikte yaptığı araştırmaya göre 3 yaş ve altındaki çocuklarda AAC kullanımına başlanmasının doğal konuşma gelişimine yardımcı olduğu ve kelime dağarcığını arttırdığı gözlemlenmiştir.

Anlıyoruz ki AAC’nin etkin kullanımı ve yaygınlığı bu noktada çok önemli. Bizlere biraz da bu başarıyı arttırmak için dünyadaki AAC üzerinde destekleyici çalışmalardan bahsedebilir misiniz?

AAC sistemlerinin kullanılması, otizm sendromlu çocukların okuma yazma yeteneğinin gelişiminde önemli bir çözümdür. Diğer taraftan LAMP (Language Acquisition through Motor Planning) yaklaşımıyla yüksek teknolojili AAC sistemlerinin kullanılması iletişim gelişiminde çok daha etkin sonuçlar vermektedir. LAMP yaklaşımını şu şekilde özetleyebiliriz. LAMP yaklaşımı ana itibariyle 5 temel parçadan oluşmaktadır. Bunların içinde en önemli iki unsur “tutarlı motor örüntüsü” ve “temel kelimelerin öğretilmesi” olarak sıralanabilir. Otomatik motor örüntüsünü el hafızası olarak düşünelim. Bir müzik enstrümanı çalmak gibi yani belli bir süre geçtikten sonra notalara bakmak nasıl gerekmez ise AAC destekli bu programda da aynı şekilde iletişim çok daha hızlı yapılabilmektedir.

LAMP programı önce tek tek temel kelimeleri, sonrasında bu kelimelerle fiili ve sıfatları birleştirmeyi ve son aşama olarak da cümleleri öğretmeyi hedefler. Bu yöntem tıpkı yabancı dil öğrenmemiz gibidir. AAC bu açıdan da LAMP yaklaşımının uygulanmasında büyük yarar sağlar.

2009-2012 yılları arasında 3 ila 7 yaş arasında, otizm sendromu tanısı bulunan 4 erkek ve 3 kız çocuğu üzerinde Teksas’da yapılan bir çalışma LAMP yaklaşımının AAC cihazının uygulanmasındaki etkilerini araştırmıştır. Bireylerin tamamına sözlü yanıt veren AAC cihazları verilmiş ve tamamı LAMP yaklaşımıyla eğitim almışlardır. Araştırma sonuçlarına göre aileler dahil olmak üzere tüm paydaşların ortak iletişim dilini iyileştirdiği, kelime dağarcığını arttırdığı görülmüştür. Tüm çocuklar AAC cihazlarını kullanmıştır. 4 çocuğun mimik kullanımı makul düzeye ulaşmış ve iki çocuğunkinde de iyileşme görülmüştür. En çok mesafe kat edenlerde, kullandığı kelime sayısı artmış, seslendirmelerinde iyileşme ve ortalama telaffuz sürelerinde de önemli artışlar olduğu göze çarpmıştır.

Alternatif Dil İletişimi sistemi kullanımında dikkat edilmesi gereken noktalar nelerdir?

AAC’nin etkin bir şekilde iletişimi kullanımında mutlaka uygulanması tavsiye edilen “5 kurala” dikkatinizi çekmek istiyorum:

1) İletişim kurmak için mutlaka yeni fırsatları değerlendirin

  • Keyif alınan aktiviteleri (örneğin yemek, kitap okuma, şarkı söylemek gibi) bulup bunları iletişim için kullanın

2) AAC kullanımını sürekli hale getirin. Her ortamda kullanmaya çalışın

  • Çocuklar gördüklerini uygulayamaya çalışarak öğrenirler

3) Geri bildirim için mutlaka yeterli zaman bırakın

  • Burada “sabır’’ en önemli konu! Çocuğunuzun görsel ve motor becerilerindeki sıkıntılarını unutmayın.

4) Mutlaka yanıt verin

  • Çocuklar iletişimlerinde yanıt aldıkça motive oluyor. Soru sorarsa yanıt vermek veya yorum yaparsa başka bir soruyla öğrenmesini artırmak mümkün. Motivasyon çok önemli! Unutmayın sizin vücut diliniz ve yanıt şekliniz bir örnek oluşturacaktır. İletişim ne kadar artarsa çocuğunuz keyfi o kadar artacaktır.

5) Eğlenenin ve eğlendiğinizi hissettirin

Hiç birimiz mükemmel değiliz. Kuralları da mükemmel uygulamak zorunda değiliz. Bunun için uğraşmak yerine otizm sendromlu çocuğun dikkatini çekecek şekilde iletişimi eğlenceli hale getirmek çok daha değerli. Göreceksiniz eğlence arttıkça iletişimin sürekliliği artacak.

Ülkemizde Alternatif Dil İletişimi sistemi kullanımı ne kadar yaygın?

Otizm sendromlu çocukların eğitimi ülkemizde çok zor koşullarda verilebilmektedir. Temel becerilerden biri olan iletişim becerisine yönelik programlar hem müfredat hem de altyapı olarak eksiktir. Ülkemizde en çok kullanılan yöntem teknoloji içermeyen ADİ (AAC) yöntemi olan PECS’tir. Ancak PECS dezavantajlı olduğu birçok durum vardır ve tüm dünyada teknoloji içeren ADİ (AAC) yöntemi uygulanmaktadır.

Özellikle yüksek teknoloji AAC kullanımı Otsimo dışında kullanılmamaktadır. MEB bakanlığının yeni hazırlamakta olduğu müfredatta bu uygulamaların yer aldığını biliyoruz. Ülkemizde bu boşluğu Otsimo uygulaması ve yeni müfredat umarım dolduracaktır. Otsimo, araştırmalar ve bilimsel çalışmaları referans alarak sürekli gelişmektedir.

Otsimo AAC’yi diğerlerinden ayıran farklar nelerdir?

Otsimo’nun AAC programı tamamen Türkçe dil bilgisine göre hazırlanmıştır. Bu sayede çekim ekleri ve fiil çekimleri gibi kompleks yapılar, öğrenme bozukluğu olan çocuklar için kolay hale getirilmiştir. Ayrıca bahsettiğim gibi yapılan birçok araştırma yüksek teknolojili AAC kullanımı sonucunda otizm sendromlu çocukların öğrenme hızlarının arttığını gösteriyor. Otsimo, ülkemiz için uyarlanmış olan tek yüksek teknoloji AAC sistemidir. Otsimo’daki modüller sayesinde otizm sendromlu çocukların eğitimine önemli katkı sağlanmaktadır. Tablet ve akıllı telefonların teknolojik alt yapısı sayesinde şekil ve resimler çok rahat kullanılabilmektedir. Resim kartları iyi bir şekilde kategorize edilmiştir. Ayrıca bireyin dil bilgisinin gelişimine de katkıda bulunması adına çekimlere de yer verilmiştir.