Birçok aile duygudan ve empatiden yoksun şekilde ifade edilen tanı sonrasında kendilerine gelmekte zorlanıyor. Çocuğun tanısı aileye açıklanırken sergilenen yaklaşım tarzı, uzmanların-öğretmenlerin aileye ve çocuğa karşı tutumları, aile ve çocuğun üzerinde baş etmesi uzun süren derin bir etki bırakıyor.

ABA Program Koordinatörü, Aile Danışmanı/Psikolog Elif Sanal ÇALIK yazdı.

Anne-baba olunacağını öğrenmek çok önemli bir andır. Yeni bir bireyin ailelerine katılacağına bilmek çiftlerde tarifi zor duygular uyandırır. Mutluluk, şaşkınlık, kaygı gibi karışık duygular bu süreçte hissedilen temel duygulardan birkaçıdır.

Aileye katılacak veya katılan bebeğin bazı yetersizliklere veya farklılıklara sahip olacağını öğrenmek ise sürecin çok daha ağır ve kaygılı geçmesine yol açıyor. Araştırmalar, Otizm Spektrum Bozukluğuna (OSB) sahip çocuğu olan ailelerin benzer diğer farklılık gruplarına oranla bu süreçten en fazla etkilenen grup olduğunu ortaya koyuyor.

Bu durum göz önünde bulundurulduğunda, farklı gelişim gösteren bir bebeğe sahip aileler bazı evrelerden geçiyor. Ebeveynlerin bu evrelerden geçerken olumsuz duyguları hissetmesi son derece normal. Bu duyguların normal olduğunu kabul etmek başa çıkmak için ilk koşullardan biri. Sonraki süreçte ise ailenin bu evrelerden geçerken çocuklarının gelişim, davranış ve öğrenme özellikleri hakkında bilgilendirilmesi aile bireylerini psikolojik olarak rahatlatarak, aile içi iletişim ve desteğin artmasına yardımcı oluyor.

Ailelerin çocuklarının tanıları ile yüzleşmeleri sonrasındaki duygusal tepkilerinin hafiflemesi için çocukla çalışan kişilere yardımcı olabilecek bazı ipuçları bulunuyor.

Tanının Hemen Sonrasında Çocuklarla Çalışacak Kişilere İpuçları:

Birçok aile duygudan ve empatiden yoksun şekilde ifade edilen tanı sonrasında kendilerine gelmekte zorlanıyor. Çocuğun tanısı aileye açıklanırken sergilenen yaklaşım tarzı, uzmanların-öğretmenlerin aileye ve çocuğa karşı tutumları, aile ve çocuğun üzerinde baş etmesi uzun süren derin bir etki bırakıyor. Ebeveynler hızla karar alması gereken bu süreçte yıkım yaşayarak hareket etme kabiliyetini yitiriyor. Bu durum, erken müdahaleyi geciktirerek sürecin uzamasına yol açıyor.

• Bu süreçte uzman ve öğretmenler aileye anlayışlı bir şekilde yaklaşarak, abartılı olmayacak şekilde süreç hakkında umut ve empati içeren bir tutum sergilemeli.

• Çocukla çalışacak kişiler, aile ile ilişki kuracağı iletişim kanalına karar vermeli, iletişimde dürüst ve destekleyici bir tutum sergilemeli.

• Ailenin görüşmeler sırasında rahatlamasına yardımcı olunarak, verilen bilgileri anladığından emin olunmalı.

• Ailenin soru sorması ve sorumluluk alması için cesaret verilmeli, çocuğunun bakımına, eğitimine verdiği destek davranışları pekiştirilmeli.

• Ailenin destek istediği durumlar hakkında bilgi sahibi olunmadığında bu durum açıkça ifade edilmeli ancak kişi, kendisini bu konuda geliştirerek bir sonraki görüşmede aileyi bilgilendirmeli.

• Ailenin geçirdiği psikolojik evrelerin normal olduğunu kabul etmeli ve bu süreçte aile desteklenmeli.

• Eğer aile bu süreci ağır bir şekilde geçiriyorsa, çocuğunun sürecinde aktif rol alamayacak kadar kötü hissediyorsa, psikolojik yardım almaları için ilgili kurum ve kuruluşlara mutlaka yönlendirilmeli.

 Özel Çocuğa Sahip Aileler ve Gereksinimleri

Özel gereksinimli bir çocuğa sahip ailenin ihtiyaçları ile tipik gelişim gösteren bir çocuğa sahip ailenin ihtiyaçları birbirinden farklı oluyor. Gereksinim duydukları alanlardaki yardımın derecesi de değişebiliyor.

Özel gereksinimli çocuğa sahip ebeveynlerin ihtiyaçları alan yazında şöyle sıralanıyor:

 1. Çocuklarına uygun koşullarda barınma sağlama gereksinimi,

2. Çevre tarafından kabul görme gereksinimi,

3. Özgür karar verme gereksinimi,

4. Duygusal ve sosyal destek gereksinimi,

5. Aile üyelerinin kendini geliştirme gereksinimi,

6. Yakın ilişki kurma gereksinimi.

Özel gereksinimli bir çocuğa sahip ailenin yukarıdaki hangi alanlarda ve ne kadar gereksinimi olduğunu belirlendikten sonra müdahale planı oluşturarak çalışmalara başlanması gerekiyor. Yapılacak çalışmalar ve aileye sağlanacak destekler adım adım planlanarak, oluşabilecek stres ve kaygının yönetilmesi amaçlanıyor.

Kardeşin Rolü

Ebeveynlerin hem tipik gelişim gösteren ve hem de özel gereksinimleri bulunan çocukları varsa, dikkatleri ve ilgileri çoğunlukla ihtiyaçlarından dolayı özel gereksinimli çocuğun üzerinde oluyor. Bu durumu tipik gelişim gösteren kardeş kolayca fark edebiliyor. Kıskançlık, sinirlilik, kendini değersiz hissetme gibi duygulara kapılabiliyor. Özel gereksinimli kardeşe sahip olan çocukların genellikle ebeveynlerin geçirdiği psikolojik evreleri geçirdiği biliniyor. Bu evreleri sağlıklı bir şekilde geçirmesi için tipik gelişim gösteren kardeşe de, ihtiyaç duyulduğunda psikolojik destek sağlanması gerekiyor. Ebeveynlerin özel gereksinimli çocukla ilgileniyor olması tüm vaktini ve enerjisini alıyor da olsa diğer çocuklarına da ilgi gösterip vakit ayırmaları gerekiyor. Ebeveynlerden biri özel gereksinimli çocukla ilgilenirken diğerinin de diğer kardeşlerle vakit geçirmesi önerilebiliyor.

Özel gereksinimli kardeşi olan tipik gelişim gösteren çocuk zamanla ebeveynlerinin rolünü üstlenebiliyor. İlk zamanlar bu durum arzu edilen bir durum olsa da çocuğun kendi çocukluğunu yaşayamaması ile sonuçlanacağından dolayı gelişimi için tehlike taşıyor. Bu durumun ilerleyen yaşlarda psikolojik sorunlara yol açtığı düşünülüyor. Yapılan araştırmalara göre tipik gelişim gösteren kardeşin ebeveyn rolünü üstlenmesinden ise özel gereksinimli kardeşine öğretim sunması veya oyun oynarken yönlendirmede bulunması her iki kardeş grubu içinde daha olumlu bulgularla sonuçlanıyor.