Yazı: Selim PARLAK/Teknik Öğretmen (Psikoloji) MS/ÖÇED Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı

Bazen diyorlar ki, “Çok ticarisiniz…” Bu yazımda eğitim merkezi açma ve bunu başarıyla sürdürebilme döneminde yaşanabileceklerden bahsetmek istiyorum. Bu öyle kolay olsaydı, her kurum açan en az 10-15 yıl devam ettirebilirdi diye düşünüyorum.

“Uzaktan davulun sesi hoş gelir” diye bir söz vardır. Bizim mesleğimizde de durum biraz böyle. Eğitim kurumu demek marka demek, kurumsallık demek, patent demek, markanı bir başkası kullanmasın diye para yatırımı yapmak demek. Sonra senin markanı buna rağmen kullananlara karşı uyarmak, gerekirse hukuki süreçlere girmek demek…

Eğitim kurumu demek fatura demek, muhasebe demek, vergi demek, girdi-çıktı demek, muhasebeci, mali müşavir demek…
Eğitim kurumu demek, personel demek, güvenmek demek, yetiştirmek demek, zaman ayırmak demek…

Nereden bilirsin ki yetiştirdiğin personel seni yüz üstü bırakmayacak… Tüm bunlar maddi gücü olduğu kadar insan sarrafı olmak zorunluluğunu da getiriyor.
Eğitim kurumu demek, veli demek, çocuk demek… İyi niyetle hareket etmek demek. Manevi bir hissiyat ve iyi duygular demek.

Bunların yanında yeri geliyor paranı tahsil etmekte zorlanıyorsun. Hatta aradan aylar, yıllar geçiyor, arıyor, ulaşamıyorsun. Ondan alamadığın ödeme, senin diğer ödemelerini aksatıyor…

Eğitim kurumu demek karşında çalıştığın firmanın naylon fatura kullanıp kullanmadığını müneccimlik ile bilmek demek. Bilmezsen vergi dairesi sana öğretir demek.

Eğitim kurumu demek eğitime para ayırmak demek. Nereye gideceği belli olmayan, hayat amacını oturtamamışlar ile karşılaşırsan sürekli personel sirkülasyonun olur demek. O zaman yenisini bulman gerekir ve onu yetiştirmek için de ekstradan personel maaşını senin ödemen gerekir. Dolayısıyla bu da zaman kaybı, para kaybı demek.

Ama bunlar hizmet alanın bilmediği, görmediği, duymadığı, bizim de onlara yansıtmamak için var gücümüzle çalıştığımız konular…

Eğitim kurumu demek, kaliteli eğitim demek. Sistem demek. Zamanı yönetmek demek. Öncelikleri belirleyip doğru planlamayı yapabilmek demek. Bunları yaparken maddiyatın tuzağına kapılmamak için çaba sarf ederken, kaygı seviyesi yüksek ailelere hizmetin en iyisini sunabilmek için yaptığımız çalışmaları biraz anlatmak, iç dökmek istedim. Değerlendirme ve eleştirilere her zaman açığız yeter ki iyi niyetli davranalım ve empati kurmayı unutmayalım.
Sistemli hareket etmenin başarıdaki payı yadsınamaz, bu bir çocuğun eğitimi için olduğu kadar kurumların başarı tablosu için de gereklidir.
Anlatmak istediklerime aslında satırlar ve sayfalar yetmez. Bu yüzden yazıma burada son veriyorum.